RSS

Yazar arşivleri: ekabirweb

İslamoğlu Tef. Ders. KADİR SURESİ (01-05) (194-B)

231

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

“BismillahirRahmanirRahıym”

Değerli Kur’an dostları ‘Alak suresinin arkasından Kadir suresi geliyor. Kadir suresi adını ilk ayetinden alıyor İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr kadir; kıymet, ölçü demek. Mekke de nazil olmuş bir sure, hem de ilk yıllarda nazil olmuş. Abese nin hemen arkasına yerleştiriyor ilk nüzül tertipleri ki 4. yıla tekabül eder yaklaşık. Ama şahsen benim kanaatim daha önce indiği yönünde. Hattabi ‘Alak suresinin arkasına yerleştirmiş, tıpkı musaf sıralamasında olduğu gibi iniş sıralamasında da ‘alak ın arkasına yerleştirmiş ki benim de tercihim şahsen bu. Yani Mushafta ki gibi nüzulde de aynı yerde yaklaşık.

Leyl ile fecr ile konu bütünlüğüne sahip bu sure. Konusunu biliyoruz. Ey vahyin muhatabı olan insan, Kur’an indiği geceyi bir ömürden daha hayırlı yaparda ya senin hayatına inerse seni ne yapar mesajı bu. şimdi suremizi tefsire geçebiliriz.

BismillahirRahmanirRahıym

1-) İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr;

Muhakkak ki biz Onu (Kurân’ı), (Hz. Muhammed’in a.s.) Kadr gecesinde inzâl ettik! (A.Hulusi)

1 – El hak biz indirdik onu kadir gecesî. (Elmalı)

İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr biz onu kadir gecesinde indirdik hiç şüphe yok bunda.

Aslında inzal, hüve, duhulüs sey’ fiy alemil müdrikât diye tarif etmiş lügatlar inzali. Bir şeyin idrak alemine girmesi, idrak edilebilirler dünyasına indirilmesidir. Demek ki aslında inzal, rabbimizin aşkın manaları aklımıza indirmesidir. Vahyin inzali biz anlayalım biz huzura erelim, sonsuz saadete kavuşalım ve doğru yolu bulalım diye rabbimizin aşkın manaları aklımıza indirmesidir.

Biz indirdik diyor onu. Neyi? Hiç şüphesiz ki vahyi. Çünkü vahyin inişini ifade ediyor bu. fiy LeyletilKadr kadir gecesinde kader gecesinde takdir gecesinde, kadri kıymeti bol bir gecede. Hatta takdir edemediğimiz, kadrini kıymetini bilemeyeceğimiz bir gece de indirdik. fiy LeyletilKadr de ki kadrin marife gelmiş olması daha önceden bilindiği, veya bu gecenin daha önceden de takdir edilmiş, veyahut ta kadri kıymeti bol bir gece olduğu anlamına gelir mi? Mesela İnsanlığın, İnsan seçilmesi aynı gece olmuş olabilir mi? Veya yer yüzünün kâinatta insana makar ve mevki kılınması. Veya beşerlikten insanlığa geçiş o anda, o gece olmuş olabilir mi? Allahu alem..! Bilmiyoruz ama bu geçmişte bilinen bir gece olmaktan daha çok mutlak manada kadrine kıymetine kimsenin tayan ve paha biçemediği bir gece manasına da gelebilir.

Bakara/185. ayetini hatırlayalım tam burada: Şehru Ramadânelleziy ünzile fiyhil Kur’ân ramazan ayı ki Kur’an o ayda indirildi. hüden linNâsi ve beyyinâtin minel hüdâ velFurkan insanlık için bir rehber, insanlık için bir yol gösterici ve hidayet ve furkandan müteşekkil bir bildiri. Hidayet ve furkandan ilahi bir bildiri olan Kur’an o gece, o ayda indirildi. Demek ki vahyin indiği ay ramazan ayı idi hiç tereddütsüz bakara/185. ayetinde buyruluyor. İndiği gece de kadir gecesiymiş. İnmeye başladığı anlamına gelir zaten bu. Yoksa bir anda indiği manasına gelmez. İnzali bir anda inmek manasına almak yanlış olur çünkü gökten yağmurun da inzal edildiği ifade buyrulur. O zaman tüm yağmurların bir anda inmesi söylenmiş olurdu ki yanlış olur. Belki şöyle anlamak lazım bir yasaya bağlı olarak indirmek kastedilir inzal ile. Bir yasaya, bir kanuna bağlı olarak indirmek.

LeyletilKadr ne demek, neden kadir gecesi işte onu bir sonraki ayet açıklıyor aslında;

[Ek bilgi; KADİR SÜRECİ

Bir arkadaşımız bir sual sordu.

“Üstadım, yeryüzündeki birtakım olaylar, birtakım üst planlar tarafından mı idare ediliyor?.. İnsanların genel idaresi, Dünya üzerinde olan olayların yönlendirilmesinde görevli olan birtakım görevliler söz konusu mu?.. Böyle bir şey var mı? Varsa, nasıl oluyor bu iş?
Bu sual “Kadir” konusu ile de bağlantılı, dolaylı olarak... Dolayısıyla konumuzun bir detayı olarak buna da değinelim.

“Kadir” gecesi hakkında, Kur’ân-ı Kerîm’de bir sûre var; “Kadr Sûresi”.

“İnnâ enzelnaHU fiy LeyletilKadr;”

“Gerçek ki biz inzâl ettik onu KADR gecesinde” (97.Kadr: 1)

“Kadir” gecesinde, gecenin kadrinde, biz onu inzâl eyledik.

Burada, hemen herkesin ilk aklına takılan olay şudur;

Niçin “Biz, onu” diyor?.. “Ben, inzâl ettim onu” demiyor da, “Biz inzâl ettik onu” diyor?

Buradaki “Biz” hükmü, Efâl=fiiller âlemindeki kesret hâliyle alâkalı bir olaydır. Yani, çokluk ile ilgili bir olaydır.
            Çokluk âleminde, yani sayısız birimlerden oluşmuş, sayısız varlıklardan oluşmuş âlemde olan her şey, bir vesile ile oluşur. Her şey bir şeye vesile ile olur! Ama o, her bir şey, varlığını Hakk’tan alır; O’nun varlığıyla kaîmdir. Orijini, aslı itibarıyla o şeyler varlığını Hakk’tan alır! Ancak kendi yapısal özelliğine uygun olarak, o şeyi meydana getirir, ortaya çıkarır.

İşte bu tür oluşlar için Kur’ân-ı Kerîm’de “Biz” tâbiri kullanılır.

“Fiy leyletil Kadr...”

“Kadir” süresi, gecenin içinde, gecenin kadrinde biz onu inzâl eyledik.

İnzâl olunan şey, Kur’ân!

Kurân’ın inzâl olması demek; her ne kadar basit dilde “indirmek” diye tercüme edilir ise de “inzâl”, esası itibarıyla “nüzûl” denen şey, boyutsal bir olaydır! Mekânsal yani bir yerden bir yere şeklinde değil!

Bu gecede, “Kadir” anı denilen öyle bir an vardır ki, o anda mevcut ışınımı kullanabilen, değerlendirebilen kişi, melekî boyutla iletişim kurar ve melekî boyuttan kendi öz’ündeki Hakk’a yönelip, kendi öz’ündeki Hakk’ı bulur!.. Özü olan Hak ile o andaki perdeler ortadan kalkar!
“Kadir” kelimesi “güç yetirmek” anlamında olup, “hükmü kaza, takdir, tazyik, azametli şeref” mânâlarını da taşır. Biz, özellikle “Tazyik” yani “SIKMA” anlamı üzerinde duracağız. Bu anlamdan rahmetli Elmalılı Hamdi Yazır da tefsirinin 5971. sayfasında bahsetmiştir. “Kadir” anının değeri şu sebepledir ki;

Meleklerin oluşturduğu yüksek ışınımın meydana getirdiği “SIKMA” sonucunda uyanıkların beyin çalışma hızında bir artış oluyor; artan beyin gücünün neticesinde de, kişinin Hakk’ı kendi özünde bulması söz konusu olabiliyor... Ve hatta o anda, kendisinde o talebi ortaya koyanın, Hak olduğunun farkına bile varabiliyor!

Bakın ne diyor hadîs-î kudsî’de.

“Bir kulum, yararlı ibadetlerle bana yaklaşır; öyle ki, ben o kulumu severim. O’nun görür gözü, işitir kulağı, söyler dili, tutar eli, yürür ayağı olurum”.

Yani, onun gözünde gören, dilinde söyleyen, Ben’im!

“KADİR” kelimesinin mânâsını ve bu kelimenin işaretini anlamaya çalışırken, Hz. Rasûlullâh (aleyhisselâm)’a “OKU” hükmünün de melekî “SIKMA” ile birlikte geldiğini hatırlayalım. “Hz. MUHAMMED NEYİ OKUDU” kitabındaki bilgileri göz önüne alalım.

İşte, o genel “SIKMA” hâli olan zaman, kişinin o anı, “Kadir” hâlidir! Bu “SIKMA” sürecinden herkes kendi istidat ve kabiliyetine göre yararlanır. Kimi de “SIKMA”nın sonucunda, kendisiyle Hakk’ın aynı TEK olduğu; kendi izafî, birimsel varlığının var olmadığını idrak etmesi neticesinde, varlığındaki varlığın, Hak olduğunu hisseder, yaşar! O’nu yaşayan Hakk’ın kendisidir!

Hakk’ın isteğine, iradesine, EMRİNE de hiçbir varlık karşı koyamaz! Bu, “Kadir” hâline en yakın hâl, “Mi’râc” hâlidir.

“Mi’râc, kişinin Rabbine vâsıl olduğu andır.” (Kendini tanı-A.Hulusi)]

[Ek bilgi-2; {İmam Şarâni Hz. (1492-1565) kadir gecesi hakkında şu tespitleri yapmıştır; Ramazan ayının başlama gününe göre;

Pazar günü başlamışsa ;28 ini 29 una bağlayan gece,

Pazartesi günü başlamışsa;20 sini 21 ine bağlayan gece.

Salı günü başlamışsa, ;26 sını 27 sine bağlayan gece.

Çarşamba günü başlamışsa ;18 ini 19 una bağlayan gece.

Perşembe günü başlamışsa ;24 ünü 25 ine bağlayan gece.

Cuma günü başlamışsa ;16 sını 17 sine bağlayan gece.

Cumartesi günü başlamışsa; 22sini 23 üne bağlayan gece. (İmam Şarani)]

2-) Ve mâ edrake mâ LeyletülKadr;

Kadr gecesini (-n kadrini, şerefini, haşmetini) bilir misin? (A.Hulusi)

2 – Ne bilirdi ki sana? ne kadir gecesi? (Elmalı)

Ve mâ edrake mâ LeyletülKadr kadir gecesinin ne olduğunu sana ne bildirdi, kim bildirdi veya sen nereden bileceksin. Dirayetle bilemezsin, akıl yolu ile bilemezsin rivayetle bileceksin, Allah bildirecek sana dinle o zaman;

3-) LeyletülKadri hayrün min elfi şehr;

Kadr gecesi, bin aydan (seksen yıllık ömür) daha hayırlıdır! (A.Hulusi)

3 – Bin aydan hayırdır o kadir gecesi. (Elmalı)

LeyletülKadri hayrün min elfi şehr kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Evet, kadir gecesini şimdi bildik, şimdi öğrendik. Bunun anlamı şu değil bin aydan daha hayırlı ama bin bir aydan daha hayırlı değil. Hayır burada ki bin rakamı kesretten kinayedir. Kur’an da da kullanılır lev yu’ammeru elfe sene. (Bakara/96) ister ki bin yıl yaşayayım. Mesela burada kinaye olarak kullanılır. Dolayısıyla işte bir günün bin yıla bedel oluşu gibi orada da kinayedir. Yani bin rakamı Kur’an da kinaye olarak kullanılır.

Bu manada bunun anlamı şudur. 1.000 ay 83 küsür yıl eder. yani bir ömür. Kadir gecesi bir ömürden daha hayırlıdır demektir bu. Bir ömre bedel gece demektir. Bir gece düşünün ki bir ömre bedel. İşte bunun anlamı bu. Zamanların en hayırlısı manasına da gelir, bir ömre bedel manasına da gelir.

Peki bir ömre bedel gece acaba tarih içerisinde bir gece mi? Yani zamandan mı alıyor bu gece değerini. Bir ömre bedel bir gece, ne müthiş bir şey bu. Peki de bu gece değerini nereden alıyor? Eğer değerini zamandan alsaydı bu gecenin güneş takvimine ait bir gece olması lazımdı, sabit bir gece olması lazımdı. Oysa ki ramazan her sene 10 gün 10 gün atarak gelir. 33 senede de devrini, çevrimini tamamlar. Yani hiçbir sene tuttuğumuz oruç diğer senenin aynısına gelmez. 10 gün atması da çok ilginçtir çünkü kadir gecesini son 10 günde beklememiz isteniyor. Yani adeta beklediğiniz geceyi attırıyor, atıyor, iki sene aynı gelmiyor 33 yılda çevrimini tamamlıyor.

Bu sabit bir gece değil ki zamandan alsın değerini. Vahyin indiği gece ise eğer ki o gece. Vahyin indiği gece tarih içerisinde belli bir gece bir yıl, 365 gün içinde bir gün olmalı o. O geceye tesadüf etmesi için, tevafuk etmesi için ise 365 yıl lazım. 365 yıl Ramazan tutmak lazım yani o bir geceye tevafuk etmesi için. Eğer biz bir gün üzerinden, bir gece üzerinden düşünürsek.

O gece biliniyordu hiç şüphesiz Allah resulü pazartesi olduğunu unutmamıştı. O geceyi Allah resulü nasıl unutur, hayatının dönüm noktası. Böyle bir şey unutulur mu? Peki Allah resulü niye ashabına hiç bu geceyi haber vermedi? Ne kadar sordularsa hiç haber vermedi. Ashab rüya gördü rüyalarınız birleşiyor demek ki onu Ramazanın son 10 gününde veya son bir haftasında arayın dedi, ama şu gündür demedi.

Aslında Allah resulünün kastı onu bir gecede zamanın sabit bir noktasında aramanın yanlışlığıydı. Çünkü zaten Ramazan ay takvimi ile geliyor güneş takvimiyle değil ki sabit bir zamana işaret etsin. O zaman kadir gecesinin değeri kadir gecesinden kaynaklanmıyor. O gece de olan şeyden kaynaklanıyor. Ne oldu o gece de? Kur’an inmeye başladı. Demek ki Kur’an indiği geceyi bir ömre bedel kılıyor. Buradan hangi sonuca varıyoruz? Ey insan senin kadir gecen Kur’an ın ruhuna indiği, hayatına indiği, Akleden kalbine indiği gecedir. Eğer Kur’an dan bir pasaj daha senin hayatına, senin aklına inmişse o gece senin kadrindir. İndiği geceyi bir ömre bedel kılan Kur’an sana inerse seni ne kadar değerli kılar hiç düşündün mü? Sana ne değer katar hiç düşündün mü? Bir de böyle düşün ey insan.

Hatta tam sözün burasında Kur’an ın bize haber verdiği ilginç bir şeyden de bahsetmek isterim. Kur’an kafirlerin dünya hayatına bakışını ahiretten kendi ağızlarından verir. Onlara dünyada ne kadar kaldınız diye soracaklar; lebisna yevmen ev ba’da yevm. (Mü’minun/113) bir ayette böyle diyor. Biz dünyada bir gün ya da yarım gün, yani bir gece kaldık. Çok ilginçtir bir gün ya da yarım gün kaldık diyecek insanlar. Kur’an da 4 yerde var bu. İçinde imanın ve vahyin olmadığı bir ömür bir gece kadar bereketsiz, içinde vahyin indiği bir gece bir ömür kadar bereketlidir diyor Kur’an açıkça bize söylediği bu. Kadir suresinin de bize verdiği ders açıkça budur. Yoksa o gece sabit bir gece değildir o gece değerini de kendisinden almamaktadır, inen şeyden almaktadır, yani vahiyden almaktadır.

Öyle olmasaydı bir o geceyi kameri aylar içinde değil güneş yılı içerisinde aramamız lazımdı. O zaman zaten o gece tarihte Miladi 610 yılının Ramazan ayının, yani ağustos ayının bir pazartesi gecesine tevafuk ediyordu Bir o zaman o ağustos ayının hep o pazartesini tespit eder bulur tamam bugün kadir der ve hiç 33 yılda bir deveran eden, gezen ay takviminde kadir gecesi aramazdık. Eğer her 10 gün gezen, 33 yılda bir devrini tamamlayan Ay takviminde kadir gecesi arıyorsak. Bizim aradığımız aslında Kur’an dır, vahiydir. Vahit bize nazik olursa o bizim kadrimiz olur. Nazil olduğu geceyi bir ömre bedel kılar. Ya bir ömre nazil olursa? O zaman işte ebedi saadet olur. Cennet odur zaten bu surenin verdiği ders budur.

4-) Tenezzelül Melâiketü ver Rûhu fiyha Biizni Rabbihim min külli emr;

Melekler ve Ruh Onda tenezzül eder, Rablerinin izni ile her hükümden. (A.Hulusi)

4 – İner peyderpey melâike ve ruh onda, izniyle rablerinin her bir emirden. (Elmalı)

Tenezzelül Melâiketü ver Rûhu fiyha Biizni Rabbihim melekler beraberlerinde ruh olduğu halde o gece rablerinin izni ile inerler de inerler. Beraberlerinde ruh olduğu halde ne demek? Ver Rûh diyor. Melaike ve ruh. Ver Rûh’u Cebrail diye anlayanlar olmuş otoritelerimiz içerisinde. Oysa ki Rûh Kur’an da vahiy anlamına da gelir. mesela Nahl/2. ayetinde, Şûrâ/52. ayetinde tam vahiy manasında kullanılıyor. Burada bağlama uygun olan da bu. Çünkü bu sure vahiy ile ilgili bir sure. O gün Meleklerle beraber indirilen sözün ruhu olan vahiydir. Vahyi indirirler. Zaten o gece de vahiy indirmişlerdir. Meleklerin kortejliği eşliğinde vahiy meleği Cebrail vahyi, sözün, hayatın ruhu olan vahyi indirmiştir.

Peki nedir o? min külli emrin yani hayatın her alanına dair vahyi indirirler. Sosyal yaralarımıza, siyasal yaralarımıza, ekonomik yaralarımıza, ailevi yaralarımıza, bireysel yaralarımıza, toplumsal yaralarımıza, hayatın hangi alanı olursa olsun tüm alanlarına dair bize ilaç indirirler, çıkış yolları indirirler, anahtarlar indirirler. Yani saadetin anahtarlarını indirirler.

[Ek bilgi; yani, ruhani ve nefsani kuvvetler, daha doğrusu semavi ve arz menşeli melekutlar ve ruh “her işi için” iner dururlar. Yani, her iş dolayısıyla inerler. Bundan maksat da, bütün eşyayı, varlıklarını, zatlarını, sıfatlarını, özelliklerini, hükümlerini ve hallerini bilmeleri, bunları idare edip emirleri altına almalarıdır. (İbn Arabi-Te’vilat)]

5-) Selâmun, hiye hattâ matle’ılfecr;

Selâm (hakikati yaşatarak); tâ ki Fecr’in doğmasına kadar (Hakikatin zuhuru ile şuurun vechi tanımasına kadar). (A.Hulusi)

5 – Bir selâmdır o tâ tan atana kadar. (Elmalı)

Selâm o sabaha kadar sürecek selamdır. Mutluluğun barışın ve saadetin anahtarıdır bu indirilen şeyler. Aslında min külli emrin Selâm beraber okumak lazım. Hayatın her alanına dair mutluluğun anahtarlarını indirirler. Vahiy mutluluğun anahtarlarıdır hayatın her alanına dair.

hiye hattâ matle’ılfecr ne zamana kadar sürer bu? ta ki sabah oluncaya kadar, şafak atıncaya kadar, fecr doğuncaya kadar sürer. Gece işte böyle biter. Nasıl biter gece? Vahiyle biter. İnsanlığın kararan gecesi ancak vahiyle aydınlanır. Bu sabah vahyin indiğinde yüreklerin karanlığını yok ettiği bir sabah olsa gerek. Böyle anlaşılabilir. Cahiliye gecesi vahyin aydınlığı altında bitmiştir.

Veyahut ta 2. bir şekilde de anlayabiliriz; Dünya hayatı bir gecedir ahiret bir gündüz. Yani yeniden diriltildiğimizde bir sabahı göreceğiz. Öyle bir sabah ki her şey, bugün iman ettiklerimizi o gün göreceğiz. Yakıyn diyor ya Kur’an ölüm için. Ölüm neden Yakıyn dir? çünkü bize burada gayb olan şeyler orada yakıyn olacak ta onun için. Yani artık göreceğiz. İman ettiklerimizi göreceğiz. Dolayısıyla hayat gecesini aydınlatan Kur’an bu geceye indiği zaman bir ay ışığı gibi geldiği zaman işte bu gece insan için saadet olur, selâm olur, sonsuz bir saadet olur. Ne zamana kadar? hiye hattâ matle’ılfecr ahiret sabahı oluncaya kadar. Zaten dünya gecesini vahiy ayının ışığı altında doğru yürüyerek geçirmişse bir insan, doğru yolu bularak yürümüşse ahiret şafağı attığında, sabahı olduğunda da varacağı yer cennet olacaktır.

Rabbim hepimizin akıbetimizi cennet etsin. Vahyin bir gecesine inip o geceyi bir ömre bedel kıldığı vahyi anlayan, vahyi yaşayan, vahyi her bir hücresine giydiren ve Kur’an a kurban olan kullarından kılsın.

Ve ahiru davahüm enil hamdülillahi rabbil alemiyn

Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır.

 
Yorum yapın

Yazan: 25 Eylül 2014 in KUR'AN

 

Etiketler: , , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 160 takipçiye katılın