RSS

İslamoğlu Tef. Ders. TEĞÂBÜN SURESİ (01 – 10) (176 – B)

03 Oca

231

            BismillahirRahmanirRahıym

Değerli Kur’an dostları Münafikun suresi bittikten sonra yeni suremiz Teğabün suresi. Elimizdeki mushafta 64. sure. Adı hem kayıp, hem kazanç manasına geliyor, çifte bir anlamı var. 9. ayetinden almış adını ve ilk defa Kur’an da tek olarak da burada kullanılıyor. İniş zamanını tespit çok zor, ihtilaflı. 14 ve 15. ler de mü’minlerin sıkıntısı dile getiriliyor ki bu hicrete yakın indiğine işaret. Hicrete yakından kastım hicretten önce değil, hicretten hemen sonra inmiş olması çok kuvvetle muhtemel ki aynı tema Enfal/24 ve 28. ayetlerinde de işleniyor. Bu durumda sureyi Medeni olarak görmemiz lazım ve hicretin hemen arkasından indiğine hükmetmemiz lazım.

Surenin konusu çiçeği burnunda İslam cemaatinin ahlaki durumunu inşa etmek. Bunu nasıl yapıyor? Önce Allah tasavvuru inşa ediyor, 1 ve 4. ayetler arasında. Sonra inkarcılardan söz ediyor 5 ve 7. ayetlerde. Vahye davet ediyor 8. ayette, inanmak güvenmektir diyor işin sırrı. İman ahlaki manada güvendir. 11. ayetin ana fikri şu; İman güvendir. Allah’a iman edipte güvenmemek, iman etmemek manasına gelir. Mallarınız ve çocuklarınız sizin fitnenizdir diyor 15. ayet. O halde, yani imtihanınızdır, imtihanınızı iyi verin diyor. Sure tarzı hasen ve infak çağrısıyla son buluyor tıpkı bir önceki Münafikun suresi gibi. Şimdi sureye geçebiliriz.

 

BismillahirRahmanirRahıym

 

1-) Yüsebbihu Lillâhi ma fiysSemavati ve ma fiyl’Ard* leHUlMülkü ve leHUlHamdu ve HUve ‘alâ külli şey’in Kadiyr;

Semâlarda ve arzda her ne varsa (Allâh Esmâ’sıyla yaratılmaları dolayısıyla) Allâh’ı (kulluk işlevlerini yerine getirmek suretiyle) tespih etmede! Mülk O’na aittir, Hamd O’na aittir! O her şey üzerine Kaadir’dir! (A. Hulusi)

01 – Tesbîh eder Allaha Göklerde ve Yerdeki, mülk onun, hamd onun ve o her şey’e kadîrdir. (Elmalı)

 

Yüsebbihu Lillâhi ma fiysSemavati ve ma fiyl’Ard göklerde ve yerde var olan her bir şey Allah adına hareket eder. Giriş benzerliği Cuma suresi, saf suresi hac suresi dikkatinizi çekmiştir. Benzer girişler. Yusebbihu muzari fiil. Hem istimrar, hem teceddüt ifade eder. Yani hem sürekliliği, hem de yenilenmeyi ifade eder. Ey insan Kainat ilahisine sen de katıl. Ben böyle anlıyorum. Yani kainat bir ilahi söylüyor, sen niye çatlak ses çıkarıyorsun. Katıl bu koroya. Lebbeyk ya rabbi..! Katılalım inşaAllah.

leHUlMülkü ve leHUlHamdu ve HUve ‘alâ külli şey’in Kadiyr Neden? Zira varlık O’nun, mülk O’nun, sahip olduğumuzu zannettiğimiz her şey O’nun. Şu kâinatta ne varsa O’nun ve hamd O’na mahsus. Tüm övgüler O’na mahsus. Çünkü O her bir şeye kadirdir, her şeye gücü yetendir. O’nun kudretine, O’nun adına hareket eden şu alem şahittir, ya sen şahit olmazsan bu olur mu ey insanoğlu. Üstelik Allah akıl fikir vermiş olsunda sen şahit olma.

 

2-) “HU”velleziy halekaküm feminküm kâfirun ve minküm mu’min* vAllâhu Bima ta’melune Basıyr;

“HÛ” ki, sizi yaratmış olandır! Buna göre kiminiz hakikat bilgisini inkâr edendir ve kiminiz de iman edendir! Allâh yaptıklarınızda Basıyr’dir. (A. Hulusi)

02 – Odur sizi yaratan, öyle iken içinizden kimi kâfir, kimi mü’min, bununla beraber Allah her ne yaparsanız görür. (Elmalı)

 

“HU”velleziy halekaküm ki O sizi yarattı veya sizi yaratan O’dur. feminküm kâfirun ve minküm mu’minun kiminiz kâfir, ama içinizden hakikati inkâr edenler de, hakikate iman edenler de olacak. Kiminiz kâfir, kiminiz mü’min olacak. vAllâhu Bima ta’melune Basıyr Allah yaptığınız her bir şeyi çok iyi görmektedir. En ince ayrıntısına kadar görmektedir.

Aslında Basıyr ismi semi’u olmadan gelirse ilahi bilginin sınırsız kapsayıcılığına delalet eder.

[Ek bilgi; Bunu şöyle kısaca maddeleştirelim inşallah:

a) “Sizi O yarattı. Sonra bazılarınız O’nun yaratıcı olduğunu kabul ederken, bazılarınız inkar etti.” Bu anlam, birinci ve ikinci cümlenin birlikte okunmasından çıkmaktadır.

            b) “Sizi O yarattı ve mümin veya kafir olmakta sizleri serbest bıraktı. O bu konuda sizleri zorlamadı. İman veya inkârınızdan sorumlu olan sizlersiniz.” Bu anlamı sonra gelen, “Allah yaptıklarınızı görmektedir.” şeklindeki cümle de teyit etmektedir.Yani, size bu serbestiyi vermekle, sizin bu serbestiyi nasıl kullanacağınızı denemektedir.

            c) “O, iman edersiniz diye, sizi selim fıtrat üzere yarattı. Ancak bu fıtrat üzere yaratıldıktan sonra, kimileriniz fıtratının aksine inkar etmiş, kimileriniz ise fıtratı doğrultusunda iman etmek suretiyle, yaratıcısına tabi olmuştur.” Bu âyet Rum sûresi’nin 30. âyeti ile birlikte mütalaa edildiğinde, yukarıdaki anlam daha sarih anlaşılır. “O halde yüzünü hanif olarak dine, Allah’ın insanları kendisi üzerine yarattığı fıtrata döndür.” “Allah’ın yaratılışında bir değişim yoktur. İşte dosdoğru din. Ama insanların çoğu bilmiyorlar.”

            d) Allah’ın sizi nasıl yarattığını düşünecek olursanız O’nun si-ze verdiği nimetlerden, yine O’nun verdiği vücut sayesinde istifade edebildiğinizi görürsünüz. Şayet O sizi bu şekilde yaratmış olmasaydı, sizler yaratıcınıza karşı gelme imkanı bile bulamazdınız. Fakat bazılarınız hiç düşünmeden, yahut yanlış düşünerek inkar yoluna geçerken, bazılarınız da iman ederek, fıtrat üzere olan doğru yola tabi olurlar. (Ali Küçük – Besâiru-l Kur’an)]

 

3-) HalekasSemavati vel’Arda BilHakkı ve savvereküm feahsene süvereküm* ve ileyHİlmasıyr;

Semâları ve arzı bil-Hak (Hak olarak – Esmâ’sının özellikleriyle) yarattı ve (Esmâ bileşimleri şeklinde) sûretlere bürüdü de sûretlerinizi en güzel yaptı! O’nadır dönüş! (A. Hulusi)

03 – O ki Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı ve size suret verdi, suretlerinizi güzel de yaptı, nihayet gidiş de onadır. (Elmalı)

 

HalekasSemavati vel’Arda BilHakk O gökleri ve yeri bir amaç uğruna yarattı. Burada ki BilHakk; anlamlılık ve amaçlılık yasasını ifade eder. Kâinatın en büyük ve en ilk yasası anlamlılık yasasıdır. Tersi batıldır. Hani ve yetefekkerune fiy halkıs Semavati vel Ard* Rabbenâ mâ halakte hazâ batılâ* (A. İmran/191) Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler ve derler ki; Ey bizim rabbimiz sen bunları amaçsız ve anlamsız yaratmadın derler diyor ya Kur’an. Onun gibi batılın zıddıdır.

Peki ne diyor bize? Yerler ve gökleri senin için yarattı ey insan. Senin için yarattığını bir amaç uğruna yaratsın da, seni amaçsız mı yaratsın, senin bir amacın olmasın mı. Yani ayakkabının bir amacı olsun da ayağın amacı olmasın mı. Şapkanın bir amacı olsun da başın amacı olmasın mı. Kafatasının bir amacı olsun da beyni taşısın diye yaratılan kafa tasının bir amacı olsun da onun içinde ki mücevher olan beynin amacı olmasın mı?

ve savvereküm feahsene süvereküm ve size O şekil verdi. Üstelik şeklinizi en güzel bire surette yarattı. ve ileyHİlmasıyr ve sonuçta son durak O. Dönüş O’na, varış O’nadır.

 

4-) Ya’lemu ma fiysSemavati vel’Ardı ve ya’lemu ma tusirrune ve ma tu’linun* vAllâhu ‘Aliymun Bi Zâtissudur;

Semâlarda ve arzda ne varsa bilir! Gizlediklerinizi de, açığa çıkardıklarınızı da bilir! Allâh içlerinizin zâtı olarak Aliym’dir! (A. Hulusi)

04 – O Göklerde ve Yerde ne varsa bilir ve sizler her ne sirr tutar ve her ne açıklarsanız hepsini bilir ve Allah bütün sînelerin künhünü bilir. (Elmalı)

 

Ya’lemu ma fiysSemavati vel’Ard göklerde ve yerde her ne varsa hepsini O bilir. ve ya’lemu ma tusirrune ve ma tu’linun gizlediklerinizi ve açıkladıklarınızı da O bilir. Yani içinizde neyi saklıyorsanız, 40. odanızda neyi saklıyorsanız onu da bilir. vAllâhu ‘Aliymun Bi Zâtissudur ve dahası Allah göğüslerin özünde olanı da bilir. Bilinç altınızı bilir, bir eylemin altında yatan duygularınızı bilir. Siz isterseniz dışardan süsleyin, püsleyin, ama o eylemin ta arkasında yatan temel sebebi de bilir. Aman bunu unutmayın. Allah’ın kamerası öyle bir kamera ki, 3 boyutlu değil 3.000 boyutlu. Bir eylemi yaparken aynı zamanda kalbinizden ne geçiyor, aklınızdan ne geçiyor, iç güdüleriniz ne durumda, bilinç altınız ne durumda hepsini aynı anda çeken bir kamera bu.

 

5-) Elem ye’tiküm nebeülleziyne keferu min kabl* fezâku vebale emrihim ve lehüm ‘azâbun eliym;

Bundan önceki (ümmetlerden) hakikat bilgisini inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? Bu sebepten işlerinin vebalini tattılar (sonuçlarını yaşadılar)! Onlar için feci bir azap da vardır! (A. Hulusi)

05 – Bundan evvel küfr edenlerin haberi gelmedi mi size? Ki yaptıklarının vebalini tattılar, daha da onlara elîm bir azâb var. (Elmalı)

 

Elem ye’tiküm nebeülleziyne keferu min kabl daha öne inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi. fezâku vebale emrihim yaptıklarının kötü sonuçlarını daha burada (Bu dünyada) çekmişlerdi ve lehüm ‘azâbun eliym ama ahirette onları bekleyen elim bir azab daha var. Günaha gömülen her toplum hem dünyasını mahveder, hem ahiretini.

 

6-) Zâlike Biennehu kânet te’tiyhim Rusuluhüm Bilbeyyinati fekalu ebeşerun yehdûnena* fekeferu ve tevellev vestağnAllâh* vAllâhu Ğanıyyun Hamiyd;

Buna şu sebep oldu: Onların Rasûlleri kendilerine apaçık deliller olarak gelirdi de: “Bir beşer mi bizi hakikate erdirecek?” derlerdi! Bu yüzden hakikat bilgisini inkâr ettiler ve yüz çevirdiler! Allâh (da onların imanından) müstağni oldu! Allâh Ğaniyy’dir, Hamiyd’dir. (A. Hulusi)

06 – Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geliyordu da onlar bizi bir beşer mi yola getirecek? Deyip küfür etmişler ve aksine gitmişlerdi, Allah da müstağni olduğunu gösterdi, öyle ya Allah ganîdir hamîdir. (Elmalı)

 

Zâlike böyle oldu Biennehu kânet te’tiyhim Rusuluhüm Bilbeyyinati fekalu ebeşerun yehdûnena çünkü onlar elçileri, kendilerine hakikatin apaçık belgeleriyle geldikleri halde ne dediler? Bize bir beşer, bir insan mı yol gösterecek, rehberlik edecek, hidayete ulaştıracak dediler. Küstahça bir tavır.

Ebeşerun yehdûnena Bu nedir dostlar? O kadar kirlenmişler ki insan soyundan umut kesmişler. Onun içinde bize bir insan mı peygamberlik yapacak diyorlar. Melek olmalı değil miydi diyorlar. İnsan soyundan umut kesmişler. Niye kesmişler? O kadar kirlenmişler. Herkesi kendileri gibi biliyorlardı her halde. İşte bu onu çağrıştırıyor. İnsan insana rehber olamaz ki diyorlar. İnsana güvensizlik had safhaya gelmiş. İşte Kur’an bunu mahkum ediyor burada, insana güvensizliği mahkum ediyor. İnsana Allah güvendi ey insanoğlu sen niye güvenmiyorsun. Ben böyle anlıyorum, böyle anlamamız gerekiyor.

fekeferu ve tevellev ve inkar ettiler ve yüz çevirdiler. vestağnAllâh ve Allah’a muhtaç olmadıklarını düşündüler üstelik. Vah vah..! Allah’a muhtaç olmadıklarını düşündüler. vAllâhu Ğanıyyun Hamiyd oysa ki Allah kendi kendine yeten tek varlıktı. Tüm övgülerin muhatabıydı. Tüm övgülerin kendisine mahsus olandı.

İnsandan umut kesen Allah yokmuş gibi konuşuyor bakın. Onlar da öyle konuşuyor demek. Onun içinde vestağna, istiğna. Nedir bu istiğna; Kendi kendine yettiğini zannetmek. Burada ki “sin” ve “te”  mübalağa için istifal babı biliyorsunuz çoğunlukla galibiyetle talep için kullanılır ama bazen ender olarak mübalağa için kullanılır burada olduğu gibi. Allah onlara asla muhtaç değil asla manasını verir, hiç muhtaç değil manasını verir.

Ne diyordu Kur’an; .. innel’İnsane leyatğâ; En reâhüstağnâ  (‘Alak/6-7) insan kendi kendine yettiğini zannetmeye başladığında mutlaka azar.

 

7-) Ze’amelleziyne keferu en len yüb’asû* kul bela ve Rabbiy letüb’asünne sümme letünebbeünne Bima ‘amiltum* ve zâlike ‘alAllâhi yesiyr;

O hakikat bilgisini inkâr edenler, asla bâ’s olunmayacaklarını zannettiler! De ki: “Hayır (yanılıyorsunuz)! Rabbime kasem ederim ki, elbette bâ’s olunacaksınız; sonra yaptıklarınızın anlamının bilgisi sizde açığa çıkacaktır! İşte bu Allâh üzerine çok kolaydır!” (A. Hulusi)

07 – Küfredenler asla ba’s olunmayacaklarını zu’mettiler, de ki, hayır rabbim hakkı için muhakkak ba’s olunacaksınız, sonra da muhakkak yaptıklarınız size anlatılacaktır ve o Allaha göre kolaydır. (Elmalı)

 

Ze’amelleziyne keferu en len yüb’asû* kul bela ve Rabbiy letüb’asünne sümme letünebbeünne Bima ‘amiltum kâfirler zannettiler ki yeniden diriltilmeyecekler, bir daha diriltilmeyecekler. Öldükten sonra diriliş yaşamayacaklar. De ki onlara; yoo..! asla yanılıyorsunuz. Rabbime yemin olsun, Allah’a, rabbime and olsun ki mutlaka yeniden diriltileceksiniz. Sonra yaptıklarınızın, yapıp ettikleriniz hepsi size bir bir haber verilecek. ve zâlike ‘alAllâhi yesiyr  BU varya bu Allah’a çok kolaydır. Siz ne zannettiniz, zor mu zannettiniz. Siz Allah’ı takdir edememişsinizi probleminiz bu. Ahireti inkâr etmek, Allah’ı takdir edememektir. Öldükten sonra dirilmeyeceğini zannetmek, Allah’ı takdir edememektir.

Kur’an ahlakı, eylem ahlakıdır dostlar. Aslında bu ayetin bütününden bu anlaşılıyor. Eyleminizden yola çıkarak Allah not verecek.

 

😎 Feaminu Billâhi ve RasûliHİ venNûrilleziy enzelna* vAllâhu Bima ta’melune Habiyr;

Esmâ’sıyla hakikatiniz olan Allâh’a, Rasûlüne ve inzâl ettiğimiz Nûr’a (ilme) iman edin! Allâh yaptıklarınızı (B sırrınca) Habiyr’dir. (A. Hulusi)

08 – Onun için siz Allaha ve Resulüne indirdiğimiz nûra iman ediniz ve Allah her ne yaparsanız haberdardır. (Elmalı)

 

Feaminu Billâhi ve RasûliHİ venNûrilleziy enzelna O halde Allah’a iman edin, onun elçisine iman edin ve indirdiğimiz nûra iman edin, ışığa iman edin.

Dikkat buyurun, vahiy kalbin ışığıdır. Vahiy nûr olarak geçiyor burada. Işıksız göz kör olur değil mi. İsterse çok iyi görsün. Hiç ışık yoksa göz hiçbir şeyi görmez. Gönül de öyledir, vahiy ışığı olmadan yürek gözü görmez, kör olur.

vAllâhu Bima ta’melune Habiyr Allah yaptıklarınız her bir şeyden haberdardır.

 

9-) Yevme yecme’uküm liyevmilcem’ı zâlike yevmütteğabun* ve men yu’min Billâhi ve ya’mel salihan yukeffir ‘anhu seyyiatihi ve yüdhılhu cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha ebeda* zâlikelfevzul’azıym;

Toplanma süreci için sizi bir araya getirdiği süreç!, işte o Teğabun (aldanışların apaçık fark edilip yaşanacağı) sürecidir! Kim, Esmâ’sıyla hakikati olan Allâh’a iman eder ve imanının gereğini uygularsa; onun kötülüklerini ondan siler; onu altından nehirler akan cennetlere, içinde sonsuza dek kalmak üzere dâhil eder… İşte bu aziym kurtuluştur! (A. Hulusi)

09 – Sizi o dernek gününe dereceği gün ki o gün Teğabün günü (kâr ve zarar günü) dür, her kim Allaha iman eder de yaraşıklı iş yaparsa Allah onun kabahatlerini örter de onu altından ırmaklar akar Cennetlere kor, öyle ki Ebediyen onlarda kalmak üzere, işte büyük kurtuluş odur. (Elmalı)

 

Yevme yecme’uküm liyevmilcem’ toplanma günü O sizi bir araya toplayacaktır. Buradaki “lâm” tevkıt lamı derler buna.Toplanma günü o sizi bir araya toplayacağında diye de çevirebiliriz bunu. Ekımıs Salate lidülukiş Şemsi ila ğasekılleyl (İsra/78) ayetinde ki “lâm” gibi aynı. O örnek aklıma geldi şu anda.

zâlike yevmütteğabun O gün karşılıklı aldanış günüdür. O dehşet gün var ya etteğabün sureye adını veren ayet, ibare geldi. O gün aldanış günü. Teğabün işteşli bir fiil. Aldanışın şiddetle hissedileceği gündür diye de çevirebilirim bunu. El Ğabn; bir mala değerinden daha az paha biçmek manasına gelir. Ahiretteki aldanışın çift yönlü doğasına delalet eder. Ki bu fakirin görüşüdür. Yani her aldatma özünde bir aldanmadır. Yani birini aldattığınızı düşünüyorsunuz, veya birinin birini aldattığını düşünüyorsunuz. Aslında kendini aldattı, kendinden başka kimseyi aldatmadı. Bu ayet bu fakire göre şuna delalet eder. Dünyada aldattığını zannedenler ahirette kendini aldattığını ayan açık fena bir biçimde anlayacaklar. İşte yevmütteğabun bu. Yani başkalarını aldattığını zannederler, ama kendilerini aldatırlar. işte o gün açığa çıkacak.

ve men yu’min Billâhi ve ya’mel salihan yukeffir ‘anhu seyyiatihi ve yüdhılhu cennatin tecriy min tahtihel’enharu halidiyne fiyha ebeda kim Allah’a iman ederse, salih amelle bu imanı taçlandırırsa, yani usulü, yani niyeti, yani amacı, gayesi meşru olan bir rıza için bir değer ortaya koyarsa, Ne olacak? yukeffir ‘anhu seyyiatihi Allah onun günahlarının üzerini örtecek, çizecek daha doğrusu. Yani günah işlemesin yok, O günahlarının üstünü çizdirmek istiyorsa böyle yapsın. Önce Allah’a güvensin, sonra salih amel ortaya koysun. Allah’ın razı olacağı işler yapsın.

ve yüdhılhu cennatin tecriy min tahtihel’enhar Allah onu tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyacak, hem de halidiyne fiyha ebeda içinde ebediyen kalmak üzere.

zâlikelfevzul’azıym kurtuluşun tarifini mi istiyorsun ey insanoğlu, işte kurtuluş bu. hem de büyük kurtuluş bu. Senin defterinde kurtuluşun tarifi nasıl? O tarife bak, bir de Allah’ın tarifine bak. örtüşüyorsa problem yok. Çatışıyorsa tarifini sil, Allah’ın kurtuluş tarifini yaz ve unutma kariyer planlaması yapacaksan Allah’ın tarifi üzerinden yap.

 

[Ek bilgi; Bakın bu konuda bir hadis okuyayım;

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kıyamet günü, dört şeyden sual edilmedikçe, kulun ayakları [Rabbinin huzurundan] ayrılamaz: 1  Ömrünü nerede harcadığından; 2 – Ne amelde bulunduğundan; 3 – Malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından; 4 – Vücudunu nerede çürüttüğünden.” (Kütübü sitte/5069)

1 – Ömrümüz bize verilen en büyük emanettir. Hayatımızı Allah bize onun süresini belli etmeden, ne zamana kadar olduğunu demeden bize vermiş ve ey kulum, sen sana verilen bu ömürle beni razı edeceksin, haydi bakalım demiş. İşte peygamberim gibi demiş, bizi peygamberinin önünde tutmuş. Yasalarla belirlenen gibi demiş, Kur’an’ın huzurunda tutmuş. Çevrende bulunanlarla beraber demiş görsel âyetlerinin huzurunda tutmuş. Evet bir ömür vermiş ama bunun faturası ve hesabı sorulacak demiş. İşte yarın bir hesap birimi olarak bu bize mutlaka sorulacak. Ömrünü nerede ve ne şekilde harcadın?

2 – Öğrendiklerimizden hesaba çekileceğiz. Neler öğrendik? O öğrendiklerimizi neden öğrendik? O öğrendiklerimizle neler yaptık, ne ameller işledik? Bunlar hesap sorusuymuş. Neler öğrendik? Eşya isimleri, plaka numaraları, şehir isimleri, artist isimleri, sokak isimleri, nehir isimleri, futbolcu isimleri, araba ve markaları, basınlar ve yayınlar, aktüaliteler, müzikler..! Peki nerde kullandık bunları? Ne işe yaradı bu öğrendiklerimiz?

3 – Malınız kazanma ve harcama yerleriniz. Nereden kazandı bölümü var ya şu anda gerçekten insan zorlanıyor. Nereden kazandı acaba? Adam biliyor aslında oradan mal kazanılmaz. İslâm ona kazanç demez. Ama insanlar bunu hiç düşünmüyorlar, olsun yeter ki diyorlar. Gelsin de nereden gelirse gelsin diyorlar.

4 – Vücudumuz, sıhhat ve âfiyetimizden sorulacak. Sağlığınızı nerede harcadınız? Nerede nefes tükettiniz? Gözünüzün ferini nerede tükettiniz? Nerede gırtlak patlattınız? Nerede burun çektiniz? Kimlere ve nelere kulak verdiniz? Sırtınızı kimlere ve nerelere dayadınız? Nerede harcadınız sıhhat ve âfiyetinizi? Bunların hesabını vermeden oradan bir adım bile atamayacaksınız. (Ali Küçük – Besâiru-l Kur’an)]

 

10-) Velleziyne keferu ve kezzebu BiâyâtiNA ülaike ashabunnari halidiyne fiyha* ve bi’selmasıyr;

İnkâr edip varlıklarında mevcut işaretlerimizi yalanlayanlara gelince; işte onlar, içinde sonsuza dek kalmak üzere ateş ehlidirler! Ne kötü dönüş yeridir! (A. Hulusi)

10 – Küfredip âyetlerimizi tekzip eyleyenler ise, onlar ashabı nardırlar, orada muhalled kalacaklardır, o ise ne fena varılacak yerdir. (Elmalı)

 

Velleziyne keferu ve kezzebu BiâyâtiNA ülaike ashabunnari halidiyne fiyha fakat küfre saplanan ve ayetlerimizi yalanlayan kimselere gelince. İşte onlar ateş ehlidirler ve orada ebedi kalacaklar.

Burada ebeda gelmemiş, halidiyne fiyha gelmiş ama bir önceki cennetle ilgili ayette ebeda geldiği halde burada gelmemiş, onlar orada kalıcıdırlar. ve bi’selmasıyr ve bu ne berbat bir finaldir. Böyle çevirsek olur sanırım. Ne berbat bir sondur.

 SadakAllahulaziym. {ve ahıru da’vahüm enil Hamdu Lillâhi Rabbil alemiyn. (Yunus/10)

Dualarının sonu da “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.” diye şükretmek olacaktır.(Elmalı)}

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 03 Ocak 2014 in KUR'AN

 

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: