RSS

ASTROLOJİ İLE ESMA İLİŞKİSİ

03 Nis

Resim1

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

“BismillahirRahmanirRahıym”

KUR’AN DA Kİ AÇIKLAMALAR;

1 – Andolsun ki insanı tıyn’den (balçıktan; su + mineral terkibinden) meydana gelen bir sülaleden (sperm – genetik yapıdan) yarattık.

Sonra onu sağlam bir karargâhta bir nutfe oluşturduk.

Sonra o nutfeyi bir alaka (genetik yapılı embriyo) yarattık, sonra o alakayı bir mudga (bir çiğnemlik et) yarattık, sonra o mudgaya kemikler yarattık, nihayet o kemiklere de et giydirdik... Sonra onu bir başka (ruhun oluşumu) ile inşa ettik… Yaratıcıların en güzeli Allâh, ne yücedir! (Mü’minûn/12-13-14)
**************************************************************

2 – Semâları, arzı ve ikisi arasında olanları oyun olsun diye halketmedik.. (Dûhan/38-39)

***********************************************************

3 – Allâh, semâları ve arzı Hak olarak (Esmâ’sının işaret ettiği özelliklerle) yarattı! Muhakkak ki bunda iman edenlere elbette bir işaret vardır. (Ankebut/44)

*************************************************************

4 – Semâlarda (beyindeki bilinç mertebelerinde) ve arzda (bedensel yaşamda) ne varsa, O’ndan tümünü, size (şuurunuza) hizmetle işlevlendirmiştir! Gerçektir ki, bu olayda tefekkür eden topluluk için elbette (önemli) işaretler vardır. (Casiye/13)

****************************************************************

5 – Semâyı, arzı ve ikisi arasındakileri işlevsiz olarak yaratmadık! O (işlevsiz düşünmek), hakikat bilgisini inkâr edenlerin zannıdır! Bu yüzden yazıklar olsun o hakikat bilgisini inkâr edenlere, yakan (dünyalarında)! (Sâd/27)

***********************************************************

6 – Geceyi, gündüzü, Güneş’i (enerji kaynağı olması) ve Ay’ı (çekim gücüyle hormonları harekete geçirip tüm duyularınızı etkilemesi ile) size hizmet veren kıldı… Yıldızlar da (yaydıkları dalgalarla) O’nun hükmünü yansıtarak hizmet verenlerdir… Muhakkak ki bunda aklını kullanabilen topluluk için bir işaret vardır! (Nahl/12)

***********************************************************

7 – Emri (hükmü) semâdan (dışsal olarak; burçlar diye tanımlanan Esmâ özelliklerinin açığa çıkmasıyla oluşan yapılardan yayılan kozmik elektromanyetik dalgalarla ağırlıklı olarak karındaki ikinci beyni ve dolayısıyla bilinci etkileyerek; ya da, içsel olarak, holografik gerçeklik gereği beyindeki datadan açığa çıkan Esmâ mertebesinden. A.Hulûsi) arzı (yeryüzü veya beyni) tedbir eder… Sonra miktarı, bin sene olan süreç içinde O’na urûc eder (ruh beden yaşam boyutuna yükseliş veya boyutsal aslına dönüş. A.H.). (Secde/5)

*************************************************************

8 – Nefslerindekini (hakikatlerini) hiç tefekkür etmediler mi? Allâh, semâları, arzı ve ikisi arasında olan şeyleri sadece Hak olarak; belli bir ömür süreciyle yarattı! Şüphesiz ki insanlardan çoğu Rablerine ereceklerini inkâr edenlerdir. (Rûm/8)

*************************************************************

9 – Görmediniz mi ki Allâh, semâlarda ve arzdakileri size hizmetli eyledi ve sizin üzerinize zâhirî ve bâtınî olarak nimetlerini yaydı… İnsanlardan kimi de Allâh hakkında ilme dayanmayan bir şekilde, hakikatten yoksun ve aydınlatıcı bir bilgisi olmaksızın tartışır durur. (Lokman/20)

************************************************************

10 – Arzda (bedeninizde – dış dünyanızda) ve nefslerinizde (iç dünyanızda) size isâbet eden hiçbir musîbet yoktur ki, bizim onu yaratmamızdan önce, bir kitapta (ilim boyutunda oluşmuş) olmasın! Muhakkak ki bu Allâh üzerine çok kolaydır!

(Bunu bildiriyoruz) ki elinizden kaçana üzülmeyesiniz ve size verdiği ile de sevinip şımarmayasınız! Allâh çok övünen kibirli hiçbir kimseyi sevmez! (Hadîd/22-23)

**********************************************************

b) HZ. MUHAMMED’İN AÇIKLAMALARI

“Bir kimse gider de verdiği haber konusunda kâhini tasdik ederse, Allah’ın Muhammed’e indirdiğini inkâr etmiş olur.” (Tirmizî, Tahâret,102; İbn Mâce, Tahâret, 122; Ahmed İbn Hanbel, II/408).

***************************************************************

Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: Kim yıldızlarla ilgili bir ilim iktibas etmişse sihirden bir şube iktibas etmiş demektir. (Yıldız ilmi) arttıkça (sihir ilmi de) artar.” (Ebu Dâvud, Tıbb 22, (3905).

**************************************************************

“Sizin biriniz (in hilkati mebdeinde) ana ve baba maddeleri kırk gün ananın karnında toplanır, (halka müstaid bir halde tahammür eder). Sonra o maddeler o kadar zaman (kırk gün) içinde katı bir kan pıhtısı hâlini alır. Sonra yine o kadar zaman (kırk gün) içinde mudga = bir çiğnem ete tahavvül eder. (Dördüncü tekâmül tavrında) Allah bir melek gönderir. Ve tekâmül eden mudgaya (şu) dört kelime (yi yazması) emrolunur ki: onun işini, rızkını, ecelini, şakî veya saîd olduğunu yaz! denilir.

“Abdullah’ın hayâtı yed-i kudretinde olan Allah’a yemîn ederim ki: (Melek bunları yazdıktan) sonra ona ruh üflenir. (Cenin canlanır), imdi sizden bir kişi (bu fıtratı îcâbı dünyâda) iyi iş işler de hattâ kendisiyle Cennet arasında yalnız bir kulaç mesafe kalır. Bu sırada (Meleğin ana kanunda yazdığı) yazı gelir; o kişiyi önler. Bu defa o, Cehennemliklerin işini işlemeğe başlar (da Cehennem’e girer) sizden bir kişi de (fena) iş işler. Hattâ kendisiyle Cehennem arasında ancak bir kulaç mesafe kalır. Bu sırada (meleğin yazdığı) kitabı gelir onu önler. Bu defa o kişi ehl-i Cennetin işini (hayır iş) işler, (Cennet’e girer).” (Buhari)

İmran bin Husay’nın Peygamberimize (asv) sorduğu soru şöyledir: İnsanların cennetlik veya cehennemlik olmaları mademki Allah’ın kaza ve kaderi eseridir. Şu halde insanların ibâdetlerinin ve birtakım hayır işlerinin ne te’sîri olabilir?

(Hz. Muhammed cevaben) “Kula düşen vazîfe, niçin yaradıldıysa onun muktezâsını îfâ etmek ve Yaradan’a karşı me’mûr olduğu kulluk vazîfesini hayâtının sonuna kadar idâme eylemektir. Binâenaleyh saîd olan cennetlik kişinin saadet alâmeti, hiç delâlete düşmeden ömrünün sonuna kadar doğru yolda yürümek ve Cennet’e ermektir. Şakî olan Cehennemlik kişinin şakâvet alâmeti de hayâtının sonuna kadar delâlete düşmüş olmasıdır ki, bu kul da sapkınlığı ile Cehennem’e ermiş bulunur.”

Allah`a yeminle söylüyorum: Allah hiç kimsenin ne hayatını, ne rızkını, ne de ölümünü herhangi bir yıldızla irtibatlı kılmamıştır. (Hadis)

**********************************************************

PEYGAMBERLER TARİHİNDE BURC

Yıldız ilmi veya Burçlar ilmi, İdris Peygamber’in mucizesi olup; daha sonra aynı çağda ilk defa Babiller tarafından, mevcut veriler ışığında düzenlenmiş ve genişletilmiştir. Bundan sonra da tüm insanlığa yayılarak, her devirde, bir şekilde insanların ilgisini çeken bir konu olmuştur.

Bu arada zaman içinde edinilen tecrübeler ve yaşanılan olaylar neticesinde, insanlar, burçlardan gelen ışınların etkilerinin, insan kaderi üzerindeki rolünü çok rahat ve açık bir şekilde tespit etmişlerdir.

İDRİS PEYGAMBERİN İKİ KİTABINDA ASTROLOJİ

Güneş ay ve yıldızlar ve göğün tüm işlerinin içinden hareket ettiği, doğup ve battığı, dünyanın uçlarında, gökyüzünde on iki geçit gördüm. 75/6

Aynı zamanda sağda ve solda birçok pencere bulunur. Belirli bir mevsimde bir pencere aşırı sıcak olur Yani ayrıca emredildiği gibi yıldızların çıktığı ve sayılarına göre battığı geçitler vardır. 75/7

Dört tanesinden rahmetin ve sağlığın rüzgârları çıkar. Sekizinden dünyayı ve üzerindeki gök ile suda, ya da kara toprakta yaşayan tüm sakinlerini yok etmek için gönderilen cezanın rüzgârları çıkar. 76/4
Bu rüzgârların ilki doğu adı verilen ve güneye eğimli doğuda ki ilk geçitten çıkar. Yıkım, kıtlık, ısı, mahv buradan çıkar. 76/5

Ortada ki ikinci geçitten denge çıkar. Buradan yağmur, bereket, sağlık ve çiy dağılır. Kuzeye bakan üçüncü geçitten soğuk ve kuraklık gelir.76/6

Tam ortada ki geçitten yağmur, hayat ve sağlık eser. Güneye eğimli batıya doğru üçüncü geçitten sis, don, kar, yağmur, çiy ve afet çıkar. 76/11

Bunların ardında dördüncü çeyrek içinde batıya doğru esen rüzgârlar bulunur. Kuzeye eğimli ilk geçitten çiy, yağmur, buz, soğuk, kar ve serinlik çıkar. Ortada ki geçitten yağmur, sağlık ve rahmet çıkar Güneye doğru olan son geçitten kuraklık, yıkım, kavurucu sıcak ve helâk çıkar. 76/12-13

Göğün dört kısmında ki on iki geçide dair bölüm sona erdi. Oğlum mathsula, onların tüm kanunlarını, tüm cezalandırma şekillerini ve onların getirdiği afetleri sana açıkladım. 76/14.

O günlerde Uriel cevap verdi ve bana şöyle dedi; Ey İdris bak sana her şeyi gösterdim, bütün her şeyi sana açıkladım. Güneşi, ayı ve göğüm yıldızlarını sevk edenleri yani onların işlerini, mevsimlerini ve dönmek için varışlarına neden olanları bilirsin. 80/1

Tüm yaratılışın Rabbinin ışık ile kendi kürelerinde dönen güneşin, ayın, yıldızların ve göğün güçlerinin kanunlarını bana açıklamasını emrettiği Uriel’in bana anlattığı ve ilettiği gibi ışıklar, aylar, sabit süreler, yıllar ve günler kesin olarak hesaplandı ve tam olarak beyan edildi. 82/7-8

Kendi yerlerinde, mevsimlerinde, devinimlerinde, günlerinde ve aylarında batan yıldızların yasası budur. 82/9

Yılı dört çeyreğe ayıran dört yönetici ilk girenlerdir Bunların ardından ek dördünün yanında günleri ayırt eden binin liderleriyle ayları ve yılı üç yüz altmış dört güne ayıran sınıfların on iki yöneticisi yılı dört çeyreğe böler. 82/11

Dünyada görülen işaretler şu şekildedir Onun etkisi altında terleme, ısı ve bela vardır tüm ağaçlar meyve verir her ağacın yaprağı çıkar, mısır hasat edilir gül ve diğer tür çiçekler tarlasında açar ve kış ağaçları kurur.82/15

Onlardan sonra gelen yönetici Helemmelek’tir, Haşmetli Zahay diye adlandırılır. Onun ışığının tüm günleri doksan bir gündür. 82/17

Onun dünyada ki işaretleri ısı ve kuraklıktır Ağaçların meyveleri ılınıp hazır olur ve kurumaya başlar. Sürüler çiftleşir ve yavrular. Dünyanın tüm meyveleri, tarlada ki tüm her şey ile toplanır ve şaraplar çiğlenir. Bu onun etkisi altında meydana gelir. (İdris Peygamberin iki kitabı)

**********************************************

ASTROLOJİNİN TARİHİ

Astrolojinin Mezopotamya’daki gelişimini incelemeye bilinen en eski astrolojik doküman olan ENUMA ANU ENLİL isimli antik Babil tabletini kısaca gözden geçirmekle başlamakta yarar vardır.

…Astrolojinin Adem’e vahiy yoluyla öğretildiğini, insanların tufandan çok önceleri bilim, sanat ve özellikle astroloji öğrenmiş olduklarını iddia eden Musevi tarihçi Josephus’a göre Hz. İbrahim astrolojiyi Kalde’de öğrenmiş ve daha sonra Mısırlılara öğretmiştir. Eski Ahit’te Jehowah, Kalde’deki Ur şehrinden ayrılan İbrahim’e, gelecekteki İbrani nesilleri hakkında konuşulurken, “yıldızlara bakmasını” söylemiştir.

Mezmurlar ve Eyüp bölümlerinde Pleiades (Ülker veya Süreyya takım yıldızı) ve Orion sistemine atıflar vardır; (Eyüp 9/9) “Dübb-i Ekber’i (Büyük Ayı) Orion yıldızı ile Ülker burcunu (Pleiades) ve Cenubun odalarını (Canis Major-Sirius) yaratan O’dur”, (Eyüp 38/31-33) “Ülker burcunu bağlayabilirsin yahut Orion’un bağlarını çözebilir misin? Mevsimlerinde burçlarını çıkarabilir misin? Ve oğulları ile beraber Dübb-i Ekber’e yol gösterebilir misin? Göklerin kanunlarını bilir misin? Onun hükümetini yeryüzünde kurabilir misin?”
Araştırmacıların gözünden kaçmayan bir başka husus da, Eski Ahit’in astronomik konularla bezeli oluşudur. Gerçekten de, örneğin, Mezmurlar ve Eyüp bölümlerinde Pleiades (Ülker veya Süreyya takım yıldızı) ve Orion sistemine atıflar vardır; (Eyüp 9/9) “Dübb-i Ekber’i (Büyük Ayı) Orion yıldızı ile Ülker burcunu (Pleiades) ve Cenubun odalarını (Canis Major-Sirius) yaratan O’dur”, (Eyüp 38/31-33) “Ülker burcunu bağlayabilirsin yahut Orion’un bağlarını çözebilir misin? Mevsimlerinde burçlarını çıkarabilir misin? Ve oğulları ile beraber Dübb-i Ekber’e yol gösterebilir misin? Göklerin kanunlarını bilir misin? Onun hükümetini yeryüzünde kurabilir misin?”

Tevrat’tan birkaç örnek daha verirsek, Yusuf kendini ve erkek kardeşlerini, Yakup ise 12 torununu 12 burç takım yıldızları ile ve bazı gezegenlerle ilişkilendirir ve kıyaslar. Hatta Yakup, takımyıldızlar ile torunlarını kutsar.

Mezopotamya’da gök cisimlerinin hareketleri kralların, mabetlerdeki majların ve halkın, yani hemen herkesin temel uğraşısı haline gelmiştir. Tabii ki burada amaç savaş-barış, kıtlık-bolluk ve ölüm gibi günlük hayata dair olayların zamanlarını ve sonuçlarını önceden bilmektir.

Asur kralı Asurbanipal’ın zamanında (M.Ö.668-631) Ninova’daki kütüphanesinde olduğu söylenen astronomik ve astrolojik içerikli 25.000 adet tablet de (bunların yaklaşık 4000 kadarı kehanet içerir) hep bu Sümer kökenine işaret eder. Ayrıca Babillilerin meşhur “Rabbin Günü” isimli astronomik tablet dizisinin Akkadlı Sargon zamanında (M.Ö.3000 civarı) yazılmış olan bir Sümerce kaynaktan kopya edildiği bilinmektedir.

Natal, yani doğum astrolojisine nasıl, nerede ve ne zaman geçildiğine ilişkin elde çok kesin bilgiler olmamakla birlikte, yine bunun da Mezopotamya’da başladığı şüphesizdir…..

****************************************************************

ASTROLOJİ VE FALCILIK

Allah‘ın “Hakîm” isminin sonucu olarak, yaşadığımız boyutta olup biten her şeyin bir nedeni; ve o nedeni oluşturan bir başka sebebi vardır!.. Hiç bir şey nedensiz bir biçimde, havadan oluşmaz! Her şey Allah’ın kurmuş olduğu sistem ve düzen gereği olarak birbiriyle bağlantılı şekilde meydana gelir; biz bu bağlantıları fark edemesek dahi!

Allah, yarattığı her bir birimi, hangi amaçla yaratmış ise, ona, yaratış amacına göre özellikler takdir etmiş ve o şekilde dünyada ortaya çıkartmıştır!

Evrenin dalgalardan meydana geldiğini, “Holografik sistem” gereği varlığın her zerresinde tüm özelliklerinin mevcudiyetini, her yapının kendine özgü bir frekansı-titreşimi olduğunu ve bunu kuvveti oranında yaydığını anlamamış kişilerin “ASTROLOJİ” nin ne olduğunu anlamasına imkân yoktur.

İnsan beyninin bioelektrik enerjiyi dalga enerjisine çevirdiğini, ruhun bu enerjiyle meydana geldiğini fark etmeyenlere “BURÇLAR” dan yayılan dalgaların canlılar üzerinde ne tür etkiler meydana getirdiğini anlatabilmek fevkalade zordur.

Burçlar dan ve Güneş sistemindeki planetlerden yayılan dalgaların insan beynini nasıl etkilediğini; genetik yapının bu dalgalardan nasıl forme olduğunu anlamak ise. «dünle şartlanmış» beyinler için imkânsız gibidir. (A.Hulusi)

*********************************************************

Astroloji ile falı, Astrolog ile falcıyı karıştırmamalıyız. İlime bilime aksi ispat edilesiye kadar saygı duyarım. Çünkü dünyanın Öküzün boynuzları üzerindeki bir tepsi olduğunu; öküz hareket ettikçe deprem olduğunu söyleyen aynı ilim, bu gün bu söyleme safsata diyor. Ama o zamanlarda sizin bugün savunduğunuz ilmi savunanları ateşlere atıp diri diri yakıyorlardı.

Ancak o dönemlerde de usturlap diye adlandırılan gemicilerinde kullandığı açıölçer ile gökyüzündeki çıplak gözle görülebilen planetlerin açıları ölçülür ve o açı konumunda dünyada insanlar üzerinde ne etkileri olduğu incelenirdi. İşte 6500 yıllık bu kayıtlar astrolojinin temel bilgileridir.

Bilmemek değil öğrenmemek ayıp derler ya Astroloji ülkemizde bilinmemekten öte yaygın olarak yanlış biliniyor. Yaygın yanlış inanışlara dayanarak astrolojinin eleştirilmesi çok büyük haksızlıktır.

Falcısı, büyücüsü, medyumu, cincisi kendine şu anki iktidarın değiştirilmesini gündeme getirdiği tekke ve zaviyeler kanunundan korkup; kendi kendilerine Astrolog ünvanını bahşederlerse; yaygın yanlış inanışta, astrolojinin fal olarak algılanması olur.

Bu astrolog olduğunu iddia edenler, yazılı basında, astroloji köşelerinde, günlük yıldız falı diye yazı yazarlarsa; toplumda yaygın yanlış anlama olması doğaldır.

Bakın bir örnek vereyim. Tarot bir deste kağıdın karılıp açılması ile bakılan faldır. Her seferinde tesadüfe bağlı olarak farklı olasılıklara göre farklı diziliş meydana çıkar. Bilimde tesadüfe yer yoktur. Tarot astroloji değildir. Faldır.

Ancak bir kişinin doğduğu koordinata doğum anındaki planetlerin açısı kaç kez o horoskop dediğimiz doğum haritası çizilerek çıkartılırsa çıkartılsın aynı olur. Değişmez. Tesadüfe yer yoktur. Dünya üzerinde ne kadar katil varsa hepsinin doğum haritasında aynı açı kalıbı vardır. Bu bir tesadüf olamaz. 6500 yıldır Carl Gustav Jung ın benzerlikler yasası olarak adlandırdığı benzer olgular kayıt altına alınarak astroloji biliminin temel verileri oluşturulmuştur.

İşte gökyüzü haritası astronomidir. Tüm katillerin doğum haritasının aynı açı kalıbına sahip olması ise astrolojidir.

Tesadüfe yer vermediği için astroloji bilimdir. Umarım anlatabildim.

İşte bundan dolayı ben astroloğum diyen herkese diplomasını sorun diyorum. Bende zaten bunun mücadelesini veriyorum. Kırıkçı çıkıkçı ile ortopedi doktorunun ayırımı gibi astrologlar ile falcılar ayrılmalıdır. Şenay YANGEL

*********************************************************

İNSANDA BEYİN FONKSİYONLARIN OLUŞUMU;

“RUHUN NEFHİ”, “üflemedir”; üfleme içten dışa açığa çıkmadır. Beynin hakikati el Esmâdır (BİZ sözcüğünün işaret ettiği) RUH ondandır. Yani, Ölümsüz insan RUHU, beyinin alt boyutudur ki hakikati orijini olan Allah Esmâsı özelliklerinden oluşmuştur. Bu yüzden, beyin deyince, ondaki özellikleri, nöronik yapıdan değil, alt boyutu olan dalga boyu/bilgi/data yönünden anlamak çözmek gerekir.

Astrolojik etkiler sizin kaderinizi yazmaz. Bilgi tabanınızdakilerin açığa çıkışını tetikler, kolaylaştırır veya zorlaştırır.

Astrolojik etkiler tüm insanlara aynı gelir herkes kendi programına göre tesir alır. Şunu yap veya yapma gibi değildir astro etkiler.

Astrolojik etkiler bilgi tabanınızda olmayanı veremez ve olanı engelleyemez. Yalnızca, var olanların yaşanmasına, vesile olur.

Astrolojik etkiler ancak beyninizin izni kadarıyla sizi etkiler.
Dua ve zikir bu etkileri kesinlikle geçersiz bırakabilir. (A. Hulusi-twitter)

…Esasen beyindeki tüm fonksiyonlar, beyin hücreleri arasındaki bir biyoelektrik faaliyetten başka bir şey değildir! Her mânâya göre beyinde değişik hücre grupları arasında bir biyoelektrik akış söz konusudur. Bu akış neticesinde devreye giren hücre grubuna göre ortaya sayısız mânâlar çıkmaktadır.

Beynin tüm fonksiyonları hep bu hücre gruplarının oluşturduğu sayısız kromozomlar neticesinde gelişmektedir. 15 milyar nöron ve her bir nöronun 16 bin nöronla ağlantısı. Ve bunların sayısız işlevi!.. (fetebarekallâhû ahsenül hâlikîn!)

Hormonların bu alandaki fonksiyonları ise bilebildiğimiz kadarıyla, hücrelerin kimyasal yapısını etkileyerek, biyoelektriğin akış hızını ve yönünü kanalize ederek değişik anlamlar taktığımız oluşumları meydana getirmesi!

Her an sayısız takımyıldızlardan gelen değişik frekanslı ışınlar, değişen açılar dolayısıyla beyin üzerinde meydana gelen sürekli değişik kozmik etki ve bunun sonucu biyoelektrik akış, mevcut potansiyelin her an yeni gelenler istikametinde sürekli yeni mânâlar oluşturacak şekilde faaliyeti.

Esasen beyin için uyku diye bir olay söz konusu değil! Beyin, anlattığımız istikamette sürekli olarak çalışmada ve sürekli olarak tesir almada.

Ruh’ta oluştuğu iddia edilen tüm hâller, aslında ruhta değil beyinde oluşmada! “Ruh” ise beynin tüm hâsılasını her an yüklemekte olduğu holografik yapılı “dalga beden”.

“Zikir” yaptığınız zaman, yani “Allâh”a ait olarak bilinen bir mânâyı tekrar ettiğiniz zaman, beyinde, ilgili hücre grubunda bir biyoelektrik akım meydana geliyor ve bu, bir tür enerji şeklinde dalga bedene yükleniyor!

Aynı zamanda siz bu mânâyı tekrara devam ederseniz, yani bu kelimeyi tekrara devam ederseniz, bu defa, bu kelimenin tekrarından oluşan biyoelektrik enerji daha güçlenerek yeni hücre birimlerini devreye sokuyor ve bir kapasite genişlemesi söz konusu oluyor.

Bu tekrara daha uzun bir süre devam ettiğimizde ise, devreye giren yeni hücre grupları dolayısıyla, beyninizde yeni mânâlar oluşmaya başlıyor. Tekrarladığınız kelimelerin işaret ettiği mânâ istikametinde yeni anlamlar beyninizde açığa çıkmaya başlıyor ve siz:

“Ben zikre başladıktan sonra kafam değişmeye başladı, huylarım değişmeye başladı. Birtakım şeyleri daha iyi anlamaya başladım!” gibisinden şeyler söylemek durumunda kalıyorsunuz!

Ayrıca bu tekrarlardan oluşan hem mânâ, hem de enerji, dalga bedeninize yüklendiği için, fizik beden ötesi yaşamınız daha farklı bir düzeye erişiyor!

“Kim bu dünyada âmâ (hakikati göremeyen) ise o, gelecek sonsuz yaşamda da âmâdır (kördür)!” (17.İsra’: 72)

Âyeti kerimesin de işaret edilen gerçek, anladığımız kadarıyla bu noktayı bize fark ettirmeye çalışmaktadır.

Şimdi gelelim zikrin ikinci tür yararına; Kur’ân-ı Kerîm bir âyeti kerîmesinde insanın varoluşuyla ilgili olarak şöyle der:

“Rabbin meleklere: “Ben arzda (bedende) bir halife (Esmâ mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim” dedi…” (2.Bakara: 30)

İşte bu “halife” sözcüğü, Allâh‘ın tüm isimlerinin mânâlarının insan beyninde aşikâre çıkabileceğine, beynin, bu kapasiteye sahip olarak meydana getirildiğine işaret eder! Siz hangi ismin mânâsına dönük olarak “zikir” yaparsanız; yani, Allâh‘ın “Esmâ ül Hüsnâ“sı tâbiriyle işaret edilen Allâh‘ın hangi ismini tekrar ederseniz, beyninizde o mânâ yönünden bir kapasite genişlemesi söz konusu olur. Bu bahse ilerde tekrar geleceğim için, burada fazla genişletmiyorum ve işin başka bir teknik yanına girmek istiyorum.

Varlık tümüyle Allâh’ın varlığı ve Allâh‘ın mânâlarının aşikâre çıkma mahalli olduğu için… Ve varlıktaki sayısız “şey“ler hep O‘nun çeşitli mânâlarının sanki yoğunlaşmış hâli olduğu için; sayısız takımyıldızlardan gelen sayısız ışınım, hep, bize O‘nun sonu gelmez isimlerinin mânâlarını ulaştırmaktadır.

Bunu şöyle bir misal ile açıklayalım;

Bulunduğunuz odada sayısız radyo ve televizyon dalgası, yayını mevcut. Oysa sizin radyonuz belli sınırda dalga boyunu alma kapasitesinde, televizyonunuz sadece “VHF” bandına sahip!

Şimdi düşünün bitişik evdeki komşunuz Avrupa’daki gibi 18-20 kanaldan çeşit çeşit yayın alıyor. Ya da Amerika’da olduğu gibi 100 kanaldan türlü renkli yayın alıyor, siz ise tek kanallı siyah-beyaz televizyona sahipsiniz! Hele bir de böyle bir imkânı ömür boyu elde edemeyecekseniz ve bunu biliyorsanız!?

Evet, beyninizin alıcı kapasitesini arttırmak sizin elinizdedir. Esasen beyin on iki burçtan, sayısız yıldızdan gelen sayısız ışınımı değerlendirebilecek kapasiteye sahiptir! Ancak ne var ki, kişinin bu kapasiteyi genişletmesi önemlidir. Elinize, size sonsuz yarar sağlayacak bir sermaye, bir kapasite verilmiş; siz ise bunu oyun oynayıp boşa harcamakla tüketiyorsunuz!

Bir insan tüm yaşamı boyunca düşünüyor, taşınıyor, araştırıyor her şeyini feda ediyor ve sonunda bir anda ömrünü feda ettiği konu kendisine açılıyor ve o şeyi keşfediyor!.. Bir yaşamı harcadıktan sonra keşfedilen o şeyin değerini ve o kişinin sevincini gözlerinizin önüne getirmeye çalışın!

Şimdi düşünün ki beyni üst düzeyde çalışma kapasitesine erişmiş biri. Sayısız yepyeni mânâlara yol açan ışınları değerlendirebilecek bir düzeye erişmiş; sürekli yeni yıldızlarla, ya da bir diğer ifade ile bu yıldızlardaki meleklerle rezonansa girebilen bir beyne sahip! Her an yepyeni şeyler alıp bunları değerlendiriyor ve sonsuza dek sürekli artan bir biçimde bu gelişmeyi tadıyor! Bilmem anlatabiliyor muyum?

Evet, beyninizde, Allâh’ın sayısız isimlerinin mânâlarını anlayıp aşikâre çıkartabilecek bir kapasite, bunları yaşayabilecek bir özellik mevcut Ve siz bunları, ne kadar zikrederseniz, o düzeyde Allâh’a yaklaşabilecek yani O’ndaki mânâları tanıyabileceksiniz. Ve bunun anahtarı da zikirdir! Şimdi siz, ister bu anahtarı kullanın, ister kullanmayın denize atın; isterseniz de ne güzel oyuncak diyerek anahtarın dişlerini taşa sürte sürte eğlenip hoşça vakit geçirin!!! (Ahmed Hulusi – İnsan ve sırları)

ASTROLOJİ VE BİLİM.

Güneşte ki herhangi bir manyetik patlamanın insan vücuduna etkisi 2 günde gerçekleşiyor, 2 gün sonra. Fakat güneşte ki manyetik patlamasının insan aurasına etkisi anında gerçekleşiyor. İnsanın etrafını sarmış Nûrdan bir zırh, Nûr dinamiği içinde anlamak lazım bunu aslında. Allâhu Nûrus Semâvâti vel Ard. (Nûr/35) Allah göklerin ve yerin nurudur. Ve insan aurası namaz kıldığında kalınlaşıyor, 1 metre ise 3 m. Ye çıkıyor. Günah işlediğinde inceliyor. Hatta bazen yufkalaşıyor ve oradan açılıyor. Şeytana kapı açma.

Dolayısıyla insanın yaydığı böyle bir ışık var. Aslında diğer canlıların, bitkilerin de var. Bitkiler ölürken mesela auralarını kaybediyorlar, halelerini kaybediyorlar. Tam öldüğünde tamamen kaybetmiş oluyor ve Hayy isminin tecellisi orada bitmiş oluyor, Hayy ismi artık oraya tecelli etmez oluyor. İnsanda Hayy isminin tecellisi aura biçiminde gözüküyor. Bu da bir ışık, nadiren çıplak göz de görebiliyor. (M. İslamoğlu-Basîr esma videosu)

************************************************************************************** 

Yıldızların Hareketleri bizi Etkileyebilir, Planetler sizin geleceğinizi kontrol edebilir.

Dr. Percy Seymour, kitabında güneş, yıldızlar ve gezegenlerin henüz doğmamış bebeklerin beyinlerini etkilediğini ve de bunların ölçülebildiğini iddia etmiştir. Kendisi, insan beyninin gelişmesinin dünyanın manyetik alanından etkilenebileceğini belirtmiştir.

‘’Astrolojinin Bilimsel İspatı’’(The Scientific Proof of Astrology) isimli eserinde dünyanın manyetik alanının Güneş ve Ay’a ait manyetik alanların arasındaki iletişimden etkilendiğini belirtmiştir.

Ayrıca beyin gelişmesinde Jüpiter, Mars ve Venüs gibi diğer planetlerin de rolü vardır, çünkü onların manyetik alanları güneşin manyetizmasını etkilemektedir.

Seymour şöyle demiştir : ‘’Bu da gösterir ki, tüm güneş sistemi dünyanın manyetik alanı üzerinde bir senfoni çalmaktadır. Hepimiz de genetik olarak bu senfoniden değişik melodiler almak için akort edilmişizdir.’’

Ancak, Seymour’un teorilerine dikkâte değer bir destek, hiç beklenmedik bir kaynaktan gelmiştir. Profesör Richard Dawkins, Oxford Üniversitesinde halkın bilimi anlamasından sorumludur ve geçmişte astrologların ticaret kanununa aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle yargılanmalarını önermiştir. Ancak, şimdi kitabı her ne kadar okumamış olsa da Seymour’un iddialarının çok ilginç olduğunu söylemektedir.

Astrolog Russel Grant şöyle demiştir ‘’ Şayet Ay, gel -git hadisesi ile ilişkili ise, ve insan vücudunun %70’i su ise, o zaman neden ay bizi de etkilemesin? Bizim iyi veya kötü ruh halimiz neden ayın o andaki konumu ile ilişkili olmasın?’Jonathan Leake Bilim editörü- Sunday Times (İstanbul – 28.05.2004)

…………………………………………..

(ORTAÖĞRETİM ASTRONOMİ VE UZAY BİLİMLERİ DERS KİTABI)

Bilim, evrenin ya da olayların bir bölümü hakkında, deneye dayalı yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarma süreci ve bu yolla elde edilen bilgilerin bütünüdür. Tüm bilim dallarına temel oluşturan astronomi; matematik, fizik, kimya ve biyoloji temel bilimlerinin gelişmesine de kaynaklık eden bir temel bilimdir.

Astronomi sözcüğü eski Yunancadaki “astron” ve “nomos” sözcüklerinden türetilmiş, “yıldızların yasası” ya da “ yıldız bilimi” anlamına gelmektedir.

Astronomi bilimi, tarihsel olarak en önce gelişen temel bilimdir. İnsanların gökyüzündeki olayları anlayabilme, güneş tutulması gibi tekrarlayan olayları önceden tahmin edebilmesiyle doğan astronomi bilimi zamanla evrenin yapısını anlayabilme, evrenin nasıl bir geçmişe sahip olduğu ve nasıl bir geleceğe sahip olacağı konusundaki kuvvetli merak ile gelişimini sürdürmüştür.

Temel bilimler içinde ilk gelişen astronomi bilimi, ilk çağlardan başlayarak günümüze değin sürekli “doğa-insan” ilişkisinin odağında yer almıştır. Astronomi gökyüzünün gizemini açıklar, yaşadığımız gezegenin kökenine ve insanoğlunun gelişim sürecine ışık tutar.

Astronomi evrenin küçükten büyüğe tüm yapı taşlarıyla ilgilenir. Bilim ve teknolojik gelişmeler sayesinde astronomi alanında büyük adımlar atılmıştır. Önceleri evrende gezegenleri olduğu bilinen tek yıldız Güneş iken, günümüzde tıpkı Güneş gibi gezegenlere sahip olan yıldızlar keşfedilmiş olup gezegenli yıldızların sayısı gün geçtikçe hızla artmaktadır.

Astronominin gelişimi tarım çalışmaları ile başlamıştır. Tarım, mevsimlerin zamanını önceden bilmeye, yani takvim bilgisine ihtiyaç gösterir. Takvim ise gök cisimlerinin hareketlerinin bilinmesi ve anlaşılması demektir. Mısırlılar takvim ile yakından ilgilenmişlerdir. Çünkü Nil Nehri, onların yaşam kaynağıydı, her yıl aynı dönemde taşıyordu. Toprağın sürülmesi, tohum ekimi ve ürün toplama gibi tarımsal çalışmalar için en elverişli zamanların bilinmesi takvim çalışmalarının önemini artırmıştır.

Eski çağlarda insanlar tarımsal çalışmalarını gerçekleştirebilmek, tüccarlar gece yolculuklarında kervanlarına yön verebilmek, dinî günleri belirlemek gibi ihtiyaçlardan dolayı astronomiye ilgi duymuşlardır. Böylece astronomi günlük yaşama girmiştir. Günümüz astronomisindeki temel bilgi ve gözlem aletlerinin gelişmesine katkıda bulunan Batılı bilginlerden Nicolaus Copernicus (Nikolaus Kopernikus)’u ve Türk-İslam bilginlerinden de Ali Kuşçu’yu örnek olarak verebiliriz.

Astronomideki gelişmeler sayesinde roket, uydu, uzay gemisi ve uzay seyahati çalışmaları hız kazanmıştır. Ülkeler bilim, teknik ve ekonomik güçlerini birleştirerek kısa zamanda verimli çalışmalar yapabilmek için birlikte çalışmayı benimsemiştir. Bu birleşmeden sonra geniş ölçüde bilgi birikimi oluşmuştur. Konuları gruplara ayırarak çalışma yapmanın gerekliliği ortaya çıkmıştır. Astronomi çok geniş bir çalışma alanına sahip olup aşağıda belirtildiği üzere alt dallara ayrılabilir:

Astrofizik : Gök cisimlerinin fiziksel yapıları yanında gerek gök cisimlerinde ve gerek yıldızlar arası ortamdaki madde ve ışınım arasındaki etkileşimler ile ilgilenir.

Astromatematik : Çekim kuvveti altındaki gök cisimlerinin yörüngelerinin hesaplanması, gözlemsel verilerin sayısal olarak değerlendirilmesini konu edinir.

Astrokimya : Gök cisimlerinin ve yıldızlar arası ortamın kimyasal yapısı ile ilgilenir.

Astrobiyoloji : Evrenin herhangi bir yerindeki canlı yaşamın oluşumu ve gelişimi ile ilgilenir. Astrobiyolojinin ilgilendiği konular şu sorular üzerine kurulmuştur:

1. Canlı sistemleri nasıl ortaya çıkmıştır?

2. Yaşanabilir çevreler nasıl oluşmuş ve nasıl evrimleşmiştir?

3. Dünya dışındaki ortamlarda yaşam var olabilir mi?

4. Gezegenimiz dışında bir karasal yaşam nasıl var olur, bu adaptasyon ne şekilde gerçekleşir?

Arkeoastronomi : Eski çağlardaki astronomi hakkında fikir sahibi olabilmek için arkeolojik kalıntılar üzerinde yapılan çalışmaları kapsar.

Astrojeoloji : Güneş sistemindeki gezegenlerin, gök taşlarının ve diğer cisimlerin yapıları, oluşum ve gelişimini konu edinir.

Astronomik gözlemin vazgeçilmez unsuru gök cisminden gelen ışıktır. Uzayda gök cisimleri arasında çok büyük uzaklıklar bulunduğundan astronomide veri uzaktan gözlem yoluyla elde edilir. Ay’dan getirilen kayaların ve Mars gezegenine başarıyla indirilen araç sayesinde doğrudan incelenmesi istisnai durumlardan bazılarıdır. Genel olarak bakıldığında, gök cisimleriyle ilgili tüm bildiklerimiz gök cisimlerinden bize kadar ulaşan ışığın incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucu elde edilir.

Görünür ışık (optik ışık) dışında göremediğimiz ve hem astronomide hem de teknolojide kullanılan başka ışınlar da vardır: Gözlemsel astronomi, kullanılan ışığın cinsine göre şu alt sınıflara ayrılır: “radyoastronomi”, “kızıl ötesi astronomisi”, “optik astronomi”, “X-ışın astronomisi”, “mor ötesi astronomi”,“gama ışın astronomisi”, “nötrino astronomisi” ve “çekimsel dalga astronomisi”.

Gama Işınları: 0,01 nanometreden (1 nanometre = 10-9 metre) daha küçük dalga boylu ışınlardır. Bir atom çekirdeğinin çapından daha küçük dalga boylu dalgalar içerir. Bu elektromanyetik tayfın en yüksek enerjili ve frekanslı bölgesidir. Şiddetli nükleer tepkimeler sırasında oluşur.

X-ışınları: 0,01 ile 10 nanometre arasında dalga boyuna sahip ışınlardır (bir atomun boyu kadar). Alman fizikçi Wilhelm Conrad ROENTGEN (Vilhelm Konred Röntgın) tarafından keşfedilmiştir. Sınıflandırmada nereye ait olduklarını bilmediği için onlara X-ışınları adını vermiştir. X-ışın kaynakları X-ışın lambaları, X-ışını tüpleri ve metal bir hedefe çarpan hızlı elektronlardır. X-ışınları yumuşak maddelerin içine nüfuz edebilir.

Mor ötesi (UV) Işın: 10 ile 310 nanometre arasında dalga boyuna sahip ışınlardır (yaklaşık olarak bir virüs boyutunda). Genç ve sıcak yıldızlar bol miktarda mor ötesi ışık üretir. Mor ötesi ışık kaynakları mor ötesi lambaları, gaz deşarjları ve sıcak yıldızlardır. Kısa dalga boylu mor ötesi ışınlar zararlı olabilir.

Görünür Işın: 400 ile 700 nanometre dalga boyları arasındaki ışınları kapsar (bir molekül ile hücre arası boyutlar). Elektromanyetik tayfın “ışık” denen bu dar bölümündeki ışınları insan gözü görebilmektedir. Tayfın bu bölümünde mordan kırmızıya kadar bütün renkler yer alır.

Kızıl Ötesi (IR) Işın: 710 nanometreden 1 milimetreye kadar dalga boyuna sahip ışınları kapsar (iğne ucu ile küçük bir tohum arasındaki boyutlar). Bütün sıcak ve soğuk maddeler tarafından yayımlanır. Madde tarafından kolayca soğurulabildiğinden üzerine düştüğü maddeyi ısıtır. Bu nedenle kızıl ötesi ışınımı “ısı radyasyonu” da denir. Ortalama olarak 37 oC sıcaklığa sahip olan insan vücudu 900 nanometre dalga boylu kızıl ötesi ışıması yapar.

Mikrodalga Işın: 1 milimetre ile 1 metre arası dalga boylarına sahip ışınları kapsar. Radarlarda kullanılan ışınlar, çok kısa dalga boylu radyo dalgalarıdır. Aynı zamanda mikrodalga fırınlarda ve kablo gerektirmeyen uzak mesafe iletişimlerinde de kullanılır.

Radyo Dalgaları: Dalga boyları 1 milimetreden uzun dalgalardır. Dalga boyları çok uzun olduğundan enerjileri çok düşüktür. Bu nedenle düşük sıcaklıklara karşılık gelir. Radyo dalgaları her yerde bulunabilir. (Arka alan ışınımında, yıldızlar arası gaz ve toz bulutlarında ve süpernova patlamalarının soğuk kalıntılarında). Bunların kaynakları elektrik (yani elektron) titreşimleridir. Cep telefonları ile radyo ve televizyon yayınlarının aktarılmasında kullanılırlar.

Yıldızların merkezinde çekirdek tepkimeleri ile üretilen enerji yüzeye doğru yayılır ve yüzeyinden ışınım olarak uzaya salınır. Bir yıldızın merkezinde üretilen bir foton doğrudan doğruya yüzeye ulaşamaz. Onun yıldızın yüzeyine ulaşması, yıldızın yoğunluğuna ve büyüklüğüne bağlı olarak milyonlarca yıl sürebilir. Merkezde üretilen foton, yüzeye doğru ilerlerken milyonlarca kez soğrulur ve daha uzun dalga boyunda olmak üzere yeniden salınır. Bu da, fotonun yüzeye doğru olan yolculuğunun olabildiğince uzamasına neden olur.

Güneş ışığının hepsi, yıldız yüzeyinde ince bir katman olan ve fotosfer olarak adlandırılan katmandan uzaya salınır. Fotosferin hemen üzerinde kromosfer ve en dışta ise korona bulunur. Bu iki ana katman Güneş’in atmosferini oluşturur. Fotosferin büyük ışınımı nedeniyle kromosfer ve korona normal zamanlarda görülemez. Ancak, tam güneş tutulması sırasında Ay’ın, Güneş’i tamamen örtmesi sayesinde kromosfer ve korona çıplak gözle görülebilir hâle gelir.

Burç Takımyıldızları

Oğlak takımyıldızı

Kova takımyıldızı

Balık takımyıldızı

Koç Takımyıldızı,

Boğa Takımyıldızı,

İkizler Takımyıldızı,

Yengeç Takımyıldızı,

Aslan Takımyıldızı,

Başak Takımyıldızı,

Terazi Takımyıldızı,

Akrep Takımyıldızı,

Yay Takımyıldızıdır.Astronomi için önemli olan 21 Mart, 22 Haziran, 23 Eylül ve 22 Aralık tarihlerinde Güneş’in bulunduğu yerleri (takımyıldızlar) ve Güneş’in bu anlardaki eşlek kon sayılarını inceleyelim:

*****************************************************

Astroloji yıldız falı mıdır, yoksa bir gerçek ilim mi?

Bize sorarsanız İnsanlığın oluş düzeni ve sistemi Astroloji ilminde mevcuttur. Nitekim Muhyiddini Arabî de bu yüzden burçların tesirleri hakkında:

“Dünya’da ve cennetlerde oluşan her şey burçların tesirleriyle meydana gelir” ifadesiyle konuya işaret etmiştir.

Bu tesirleri fark edip, ancak genel ilâhî nizam içindeki yerini değerlendiremeyen insanlar geçmişte ancak Ay’a, Güneş’e ve diğer yıldızlara tapınma durumuna girdikleri için, daha sonraki devrelerde bu konu kapatılmaya gidilmiştir.

Oysa… İlâhî düzen içinde yağmurun rüzgârın, yenen yemeğin yeri ne ise, bu takımyıldızların ve onların ışınımlarının yeri de odur!.. Her biri ne görev için var edilmiş ise, o görevi yerine getirmektedirler. Onların bu tesirleri dahi ilâhî irade içinde kudreti ilâhî ile meydana gelmektedir.

Nasıl, yediğimiz yemek, içtiğimiz su belli bir enerjiyi oluşturup bedenimize yararlı oluyor diye bunlara tapınmak gerekmiyorsa ve tapınılmıyor ise; aynı şekilde beyinlerimizin çalışma düzeni üzerinde ilâhî takdir ve tedbir gereği olarak tesirli olan bu burçlara ve planetlere de asla tapınılmaz ve onlar ilâh düzeyinde mütalaa edilemez!.. Hâlbuki, bu gerçeğe rağmen Dünya üzerinde bugün Güneş’in oğluna tapıp, bayrak edinenler mevcuttur.

KENDİNİZDE DENEYİN

Gelelim konumuzun ispatına. Söylediklerimizin ispatı için önce iki bilgiye ihtiyaç vardır.

1- Kesin doğum tarihimiz: Senesi, ayı ve günü. Mesela 1945-1-21 gibi.

2- Doğum saati: Günün hangi saatinde doğmuş olduğunuz. 02:45 gibi.

Şimdi bu iki bilgiye sahipseniz “A’dan Z’ye ASTROLOJİ” kitabını bulunuz ve oradan doğum tarihinize göre asıl burcunuz ile doğum saatiniz itibarıyla yükselen burcunuzu bulunuz ve okuyunuz. Yüzde 40-50 arasında özelliklerinizi “esas burcunuzdan“; yüzde 50-60 arasındaki özelliklerinizi de “yükselen burcunuzda” bulacaksınız. Duygularınızı görmek için de doğduğunuz saatte Ay’ın hangi burçta olduğunu öğrenip, okuyarak çözebilirsiniz.

Şayet kendi doğum tarihinizi veya saatinizi bilemiyorsanız bildiğiniz bir yakınınız için de aynı çalışmayı yaparak sözlerimizin gerçek olduğunu görebilirsiniz.

Biz Cenâb-ı Hakk’ın mânâ yoluyla ihsan ettiği bu tür sayısız bilgiyi bilfiil kişiler üzerinde araştırma yaparak kesin hâle getirdik. Dilediğimiz sizlerin de aynı araştırmayı yaparak ilâhî düzenin nasıl işlediğine dair kesin bilgilere kavuşmanızdır.

Zira daha ilerde anlatacağımız birtakım hususların, beynin bu işleyiş düzeni ile son derece yakından alâkalı olduğunu göreceksiniz. Onun için öncelikle bu bölümün çok iyi bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Esasen kişinin yüzde 90’lara varan bir biçimde, tüm özelliklerini dahi okuyabilmek ehli için mümkündür.

Bunun için gök günlüğü denen “Ephemeris” adlı bir kitap ile “Dalton’s tables of houses” adlı ikinci bir kitaba ihtiyaç vardır. Birinci kitapta, sizin doğduğunuz günde Güneş sistemindeki tüm planetlerin, hangi burçların kaç derecesinde olduğu bilgisayarlarca hesaplanarak yazılmıştır. İkinci kitapta ise hangi burçların doğduğunuz saatte kaçar derecelik açılarla beyninizi etkilediği hesaplanır. İşte çıkan netice, sizin “alın yazınız”dır!

İşte beyin. Bir beyin astroloji haritası çizildikten sonra, planetlerin düştükleri burçlara, birbirleriyle aralarında oluşturdukları açılara göre kişinin çeşitli yönleriyle kabiliyetleri, huyları, karakteri, mizacı hakkında oldukça fazla şey söylenebilir. Velev ki o kişiyi hiç görmediniz! Ancak burada çok önemli bir husus söz konusu tarih ve doğum saatinin kesin gerçek olması.

Peki bu gaybı bilmeyi iddia etmek, ya da gaybı bilmek değil midir?

Siz şayet bir otomobil fabrikasının çıkardığı modelleri ve bu modellerin özelliklerini, bunların teknik niteliklerini, motor devrini, turunu, sair inceliklerini kataloglardan öğrenmişseniz; ve sonra da biri gelip falanca şu marka ve model bir araba almış derse; sonra da siz o arabanın özelliklerini sayarsanız bu gaybı bilmek midir?.. Asla!..

Demek istediğim şudur… Şayet bir planetin hangi burçta iken ne tür özellikler oluşturduğunu bilgi ya da tecrübe yollu öğrenmişseniz, genel hatları itibarıyla bir insanın da birçok yönlerini, onu görmeden tanıyabilirsiniz. Bu asla gaybı bilmek olmayıp, ilâhî düzen içindeki ilimlerden bir ilimdir. (A. Hulusi – İnsan ve sırları/1)….

[[- ENGİN ARDIÇ yazıyor 11 Nisan 1999 Pazar günkü STAR Gazetesinde:

“…Elektronik mühendisi ve yazar Maurice Cotterell, Dünya nın çevresini atmosfer gibi saran radyasyon kuşaklarını incelerken pirelenmiş… 1957 yılında NASA’da çalışan bilim adamı James Van Allen tarafından keşfedilen ve onun adıyla anılan bu kuşakların, Güneş’ten gelen radyasyonu süzdüğünü ve Dünya’ya gönderdiğini, Güneş’in yıl boyunca 12 çeşit ışın gönderdiğini ve bunların da 12 çeşit çekim alanı yarattığını görmüş. (Bu manyetik alanları keşfeden de Profesör Iain Nicolson.)

12… Cotterell’in zihninde ampul yanmış, yahu, burçlar da toplam 12 adet değil mi? 12 aya 12 burç, 12 ayrı manyetik alan! Bunda bir iş var!

Aramış taramış, eline Oakland Üniversitesi ‘nden Profesör A.Lieboff’un bir incelemesi geçmiş. Profesör Lieboff, tüp bebekler üzerinde yaptığı bir araştırmada, laboratuarındaki ışık düzenlemesinin, tüplerde büyümekte olan ceninlerin hücrelerini etkilediğini söyleyerek ilgilileri uyarıyormuş.

Maurice Cotterell, bu verilerden yola çıkarak, 12 ayrı çeşit Güneş ışınımının cenin kromozomlarında 12 ayrı çeşit mutasyona yol açtığını (cenin ister tüpte ister ana rahminde olsun), bunun sonucu da ortaya 12 ayrı çeşit insan tipi çıktığını söylüyor. (A. Hulusi- Sistemin seslenişi)]]

***************************************************

Yıldızların ve burçların bizim üzerimizde etkileri vardır. Her insan doğduğunda bir yıldızın, bir gezegenin, bir Samanyolunun, bir galaksinin etkisinde doğar.

Astrolojiye göre 12 gezegenin etkisi dünyamıza yani 4 unsura “toprak, ateş, su ve havaya devamlı etki ederken bunlar insanları da etkileyerek yönlendirir ve etki altına alır. Bunların sonucunda denizler dalgalanır, dalgalar buharlaşır, buharlaşan zerreler bulutu, o da yağmuru oluştururken yağmurlar sel olur, derelerle denizlere, yani aslına “ulaştırılır.”

Yaratıcı’nın “O’ndan geldik, O’na döneceksiniz.” hükmünü incelerken; “O’ndan geldik, O’na döneceğiz.” deki mesajı insanoğlu algılayabiliyor mu acaba? ((Ahmet Maranki- Kozmik Bilimci)

………………………………………………………………

BURÇLARIN DİNÎ TUTUM VE DAVRANIŞLARLA İLİŞKİSİ

Astrolojik verilerin bilimsellik düzeylerine ilişkin çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmaların bizzat astrolojiyi doğrulamak gibi bir kaygıyla yapılmadıkları da belirtmekte yarar var. Ancak, yeryüzü ile evren arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bu araştırmalar astrolojinin temelinde bulunan anlayışı da bir ölçüye kadar desteklediği için anlamlı görülebilir.

Bu araştırmalardan bazıları şunlardır:

Çek psikiyatrist ve jinekolog Dr. Eugen Jones, 1956 yılından itibaren kadının en yüksek döllenme olasılığı olan dönem ile kadının doğumundaki “Ay safhası” arasındaki ilişkiyi araştırmış ve şu sonuçlara ulaşmıştır: Bir döllenme esnasında büyük gezegenlerden birisi güneşe 180 derecelik bir açı yapıyorsa; doğacak olan çocukta diğer çocuklara göre zeka geriliği, erken doğum ya da doğum anında ölme olasılığının yüksek olduğunu tespit etmiştir.46

Rusya’da yapılan araştırmalarda, elektromanyetik enerji dışında bilinemeyen farklı bir enerji faktörünün varlığına işaret edilmektedir. “Telepatik aktarımların bir cins enerji faktörü” olduğu ve bu güne kadar bilinmeyen, maddenin en gelişmiş seviyesinde oluştuğu sonucuna varılmıştır. Bu enerjinin mesafeden bağımsız olduğu, duyu kullanılmadan ulaşılabildiği, elektromanyetik dalgalarla bariz bir bağı olmadığı ve nedensellik kuralına uymadığı ortaya çıkmıştır.47

Ortaya çıkan sonucun şu olduğunu söyleyebiliriz: G

Gezegenlerin hareketinden, yeryüzü ve içinde bulunan canlılar etkilenmektedir. Bu etkinin boyutları da yapılan araştırmalarla (daha çok fiziksel) ortaya konmaya çalışılmaktadır. İnsanla ilgili fiziksel etkilerinin yanında bu fiziksel etkilere bağlı olarak psikolojik etkilenmelerin ortaya çıkması da kaçınılmazdır.

(Yapılan araştırmada;)

1 – Deneklerin burçları ile dinî tutum düzeyleri arasında ilişki vardır.

2 – Deneklerin dinî tutum düzeylerine göre namaz ibadetini yerine getirme durumları ile burçları arasında ilişki vardır.

3 – Deneklerin dinî tutum düzeylerine göre oruç ibadetini yerine getirme durumları ile burçları arasında anlamlı bir ilişki vardır.

4 – Deneklerin dinî tutum düzeylerine göre genel olarak dinî emirleri benimsemeleri ile burçlar arasında ilişki vardır.

5 – Deneklerin dinî tutum düzeyleri ile dindarlık algıları açısından burçlar arasında ilişki vardır.

Araştırmada şu sonuçlara ulaşılmıştır: Deneklerin dini tutum düzeyleri ile burçları arasında anlamlı bir ilişki vardır. Bazı burçlarda yer alan deneklerin dinî tutum düzeyleri, yine bazı burçlarda yer alan deneklerin dinî tutum düzeylerinden daha yüksektir. (Yrd. Doç. Dr. Halil APAYDIN* Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi)

İNSAN DA ASTROLOJİK ETKİLER

Hayatta insanın karşılaştığı her kötülük, ıstırap ve zorluk, o kişinin esma terkibinde bulunması gereken bazı esmaların eksikliğinden kaynaklanır. (M. İslamoğlu)

…………………………………………………

Yıldızların etkisi ancak Rabbinin izni (fıtratın/Esma bileşiminin elverdiği kadarı) ile sendekinin açığa çıkmasına vesile olur.

Astroloji sizi yönetmez, bilgi tabanınıza girmiş bilgileri tetikler. Bu yüzden aynı etki herkeste farklı sonuçlanır.

Gıdalar nasıl biyolojik yapıyı ve beyni etkiliyorsa, astrolojik etkiler de bunun misalidir. Bilgi tabanını arındıran kurtuluşa erer!

Astrolojik etkiler kişinin bilgi tabanındakilerin açığa çıkmasını tetikler. Kaderi kişinin kendisindeki bilgi belirler yıldızlar değil!

Astrolojik etkilerde duyduğunuz kavramlar yoktur. Gelen dalgaboylarının frekansları farklı olup beyindeki verileri tetikler sadece. (A. Hulusi- twitter)

………………………………………………………….

Burçlardan gelen veya planetlerin yansıttığı dalgalar; “Sen şu fiili işle” gibisinden anlam ihtiva etmezler. Ya da; “Sen şu duyguya kapıl” gibi bir duygu oluşturmazlar. Gelen dalgalar genel bir anlam taşırlar. Ancak herkes bu dalgaları kendisinin ilk beyin programlanışı istikametinde değerlendirir.

Tıpta şöyle bir uygulama vardır; Bir kediyi masaya yatırırsınız ve beynine, mesela sex merkezine elektrotu değdirir ve onu irrite ederseniz hayvanda seksüel davranış görülür. Sonra aynı elektrotu farklı bir merkeze yöneltirseniz bu defa aynı dalga irritesi hayvanda başka bir tür davranışın, mesela açlık duygusunun oluşmasına neden olur.

İşte bir burçtan veya gezegenden gelen astrolojik tesirlerde tek tek aynı olmasına rağmen farklı açılımları dolayısıyla insanlar ve diğer canlılar tarafından farklı farklı değerlendirilir.

Düşünün ki ayrıca pek çok farklı türden çok farklı dalga türleri her an dünya üzerine gelmekte ve bizlerde beyinlerimizin ilk açılışlarına göre bunları her an farklı bir şekilde değerlendirmekteyiz.(N. Tuncel-A’dan Z’ye astroloji)

**************************************************

…Eskilerin “BURÇ” kelimesiyle adlandırdığı takımyıldızlar yaklaşık 500 – 500 milyon ile milyarı geçen sayılarda bir araya gelmiş güneş benzeri yıldızlardan oluşmuştur. Ve bunlar evrene kendi yapılarına uygun bir biçimde kozmik ışınlar yayarlar.

Bunların yaydıkları ışınlar ise Güneş çevresinde dönmekte olan dünyayı ve üzerindekileri tüm sistemle birlikte sürekli bombardıman altında tutarlar.

Beynin bu ışınsal etkilerle belli açılımları kazanması üç ana devrede mütalâa edilebilir.

A – Sperm – yumurta bileşiminin 120. Günü.

B – Yedinci ve dokuzuncu ay süreci.

C – Doğum anı.

120. GÜN OLAYI

Cenin 120. güne ulaştığında henüz yeni oluşmaya başlayan beyin, ilk kozmik ışınsal tesirleri değerlendirebilecek düzeye ulaşır. Ve bu ilk aldığı tesirle birlikte gen yapısında bir değişiklik meydana getirecek “ruhunu” oluşturacak bir biçimde holografik ışınlar yaymaya başlar!

Diğer yandan, daha önceden tüm hücreleri bir arada tutan ve sinir sistemi aracılığıyla yayılan biyoelektrik ise, tüm hücreleri bir tür elektromıknatıs durumuna sokmuş olduğu için, bu beynin oluşturduğu “holografik yapılı dalga beden” yani “RUH”, bütün bedene bağlı olarak sürekli beynin yaydığı dalgalar ile gelişmeye başlar…..

7. – 9. AY SÜRECİ

Daha sonra özellikle 7. aybaşlarından itibaren gelişen beyin, istidadını oluşturacak bir biçimde, içinden geçtiği burçlardan giderek artan bir biçimde aldığı ışın tesirlerini değerlendirmeye başlar. Bu aylarda alınan tesirler ise kişinin ilerde düşünme gücünü ve kapasitesini oluşturacaktır….

DOĞUM ANI

Beyin bundan sonra en güçlü ışın etkilerini ise doğum anında annenin rahminden dünyaya geldiği anda alır.

Yükselen burç, “Ascendant” tâbir edilen bu kozmik etkiler annenin koruyucu manyetik perdesinden dünyaya çıkan bebeğin beynini en güçlü şekilde etkiler!.. Bu etkiler ise, o kişinin mizacını, karakterini, çevresiyle ilişiklerini ve olaylar içinde ne tür bir yaşam süreceğini programlar.

Hemen burada akla gelecek şu sualin cevabını verelim.

Genetik (irsiyet) diye bir olay var! Genlerin ne olduğunu biliyoruz. Bu yolla gelen ana bilgilerin kişideki rolü nedir?

Genler kanalıyla gelen tüm bilgiler, şayet o kişinin beyninde kendilerini gösterebilecekleri uygun açıklıklar bulabilirlerse ortaya çıkarlar. Yok eğer o beyin, genleri kanalıyla sahip olduğu bilgileri, ortaya koyabileceği bir biçimde uygun açılım burçlardan almamışsa, onları aynen kapalı olarak muhafaza eder ve kendisinden sonrakilere iletir. Tâ ki genlerdeki bilgilerin ortaya çıkmasına uygun açılımda bir beyin bulana kadar bu böylece devam eder. (A. Hulusi-İnsan ve sırları)

……………………………………………………………..

BURÇLAR VE ÖZELLİKLERİ;

1 – KOÇ BURCU; (21 Mart – 19 Nisan)

a) Temel özellikleri ;Kendini beğenir inisiyatifini rahatlıkla kullanır, öncüdür.

b) Pozitif özellikleri; ;Tutkuludur, cesaretli, yürekli, yiğittir, girişimcidir. İşlek zekâ, neşeli, canlı, cömert, içi dışı birdir, ikiyüzlülük yapmaz. Modaya uyma, şık olmaya dikkat eder

c) Negatif özellikleri; ; İnatçıdır, kıskançtır, huysuz bir mizaç gösterebilir. Kaba ve sert olabilir, zorbalık yapabilir, otoriteye karşı gelebilir. Acelecidir, dikkatsizdir. Hiçbir şeyi kendi hatası olarak görmez. Düşünmeden tepki gösterir. sürekli ben dediği için bıktırır, vehim gücü yüksektir ölümden çok korkarlar.

d) Baskın Esma isimleri; El Cebbar, El Kahhâr, El Fettah, El Mubdî, El Muktedir.

*********************************************************

2 – BOĞA BURCU; (20 Nisan – 20 Mayıs)

a) Temel özellikler ; Kararlılık, yere sağlam basmak, dünyevi işlere ilgi kurmak ve inşa etmek ağır ağır ve zorla yürümek.

b) Pozitif özellikler ;Dayanıklılık, dikkatlilik, tutuculuk, uyum, aceleyi sevmez, sevilmek çok önemlidir, sağlıklı ve çok güçlü yapıları vardır, kolay kolay hasta olmazlar. Yürümekten hoşlanır, tembel asla değildir çalışmaktan üşenmez. Güzel sanatlar, müzik gibi konularla ilgilidir eğlenceyi sever. Toplumsal değerlere saygılıdır, borç yapmayı sevmez, dostlukları uzun ömürlüdür.

c) Negatif özellikleri ; İnatçılık, tartışmacılık, bedensel zevklere düşkünlük, ağır ve yağlı yemekleri sevme. zeki değildir ama pratik düşünebilir. Sevgide başarısızlık onu cimri, inatçı ve çekilmez yapar. Yiyecek içecek dışında para harcamaktan hoşlanmaz.

d) Baskın esma isimleri ; El Metin, El Kâdir, El Muahhir, El Ğanî, Es Sabûr, El Hakk.

********************************************************

3 – İKİZLER BURCU; (21 Mayıs – 20 Haziran)

a) Temel özellikler ;Entelektüellik, edebi uğraşlar, el işleri, dualite. İşlek bir zekâ. Çift karakter.

b) Pozitif özellikleri ; Hünerlilik, bilgiye dayalı ilerleme yeteneği, yazma ve konuşma becerileri yüksektir. Gevezedirler kolaylıkla arkadaş edinirler. Uğraşıları düşünceleri daima birden fazladır, iki sevgili, iki işleri, iki gelirleri vs. çok yetenekli ve yaratıcıdırlar, meraklıdırlar. Olmaz kelimesi onun lügatında yoktur, tartışmalardan zevk alır.

c) Negatif özellikleri ; Değişkenlik, kararsızlık, batıllık, havailik, karar verene kadar çok fikir değiştirirler, bu onları sözünde durmayan olarak tanınırlar. Kolay bıkar, kolay vazgeçerler. Sabırsızdırlar, çok kolay etki altında kalırlar. En büyük korkuları hareketsiz, yalnız başlarına kalmak ve kısıtlanmaktır.

d) Baskın Esma isimleri; Es Semî’,Eş Şehîd, El Mukaddîm, El Basîr.

*************************************************************

4 – YENGEÇ BURCU; (21 Haziran – 22 Temmuz)

a – Temel özellikleri ; Ev sevgisi, ev kurma kapasitesi, kolay etkilenirlik, beslenme, güvenlik ihtiyacı. Duygusal, hassas sadakat.

b) Pozitif özellikler ; Sempati, duyarlılık, sanatkârlık, sebat. Son derece anaç ve koruyucudur, tuttuklarını bırakmazlar. Dışa karşı özgüveni kuvvetli gibi bir imajları vardır. Hata yaptığında suçu kendisinde arar. Yardım görmemekten çok yakınırlar. Şikâyet etme, vırvır yapma huyları yoktur.

c) Negatif özellikler ; Ayrılıkçı, grupçu, ürkek, huzursuz, üşengeç, aşırı duygusal ya da hassastırlar. Neşeli, konuşkan, haraketli, canlı iken aniden size göre hiç sebep yokken somurtkan sessiz ve dargın oluverirler. Gevezelik etmeyi dedikodu yapmayı severler. Üzüntülü zamanlarında alışveriş yaparak tatmin olma huyları vardır. Sezgileri güçlüdür, yemek yapmayı, el işlerini severler.

d) Baskın esma isimleri; Er Rahîm, El Habîr, El Hafîz, El Velî.

********************************************************

5 – ASLAN BURCU; (23 Temmuz – 22 Ağustos)

a) Temel özellikler ; Canlılık, otorite. Benlik, güven

b) Pozitif özellikler ; Çekicilik, soyluluk, cömertlik, asalet, onur, liderlik vasıfları yüksektir. Övünmeyi çok severler, zirvede kalmak önemlidir yaratıcı güçleri, sanatsal yönleri, artistik kapasiteleri vardır. Gösterişli, canlı, pahalı ve lüks şeylere meraklıdırlar. Mert, cesur, açık sözlüdürler. Sorumluluk sahibidirler.

c) Negatif özellikler ; Kabalık, zorbalık, zalimlik, küstahlık, kibir, gösterişçilik, sahte gurur. Hatalı olduğunu anlarsa hemen rollerine başvurur. Tek sevgi ile yetinmezler, ihanete uğrarlarsa hayata küserler. Mal kıymeti bilmezler düzenli ve tertipli değildirler ama iş konusunda bunun tam tersidirler. Yaşlanmaktan çekiciliklerini kaybetmekten, yenilgi ve başarısızlıktan çok korkarlar.

d) Baskın Esma isimleri; El Mütekebbîr, El Azîm,

***********************************************************

6 – BAŞAK BURCU; (23 Ağustos – 22 eylül)

a) Temel özellikler ; Hizmet, zihniyet, düşünüş.

b) Pozitif özellikler ; İnce farkları görme kaabiliyeti, zevk sahibi olma, analiz, çalışkanlık, gayret, sağlık bilgisi, saflık. (her konuda temiz tertipli ve düzenlidir. Neşeli, konuşkan, esprilidirler, Rakamlarla hesaplarla arası çok iyidir. Tutumlu ve tedbirlidirler. Mantıklıdırlar, mütevazi nazik, alçak gönüllüdürler. Dostlukları iyidir seve seve yardıma koşarlar. Temizlik adeta onları ikiz kardeşidir. Evlilik konusunda karar veremedikleri için bekârlığı tercih edebilirler.

c) Negatif özellikler ; Eleştiricilik, kincilik, hor görme, içe bakış, hastalık korkusu. Detaylarla boğuşmaktan kendilerine faydalı olabilecek esas noktalardan mahrum kalırlar. 10 dakikada yapılacak bir iş 10 saat tutabilir sebebi Mükemmelliktir. Çok eleştiricidirler ama kendilerinin eleştirilmesine tahammül edemezler. Her şeyi abartabilirler, kolaylıkla yalan söyleyebilirler. Çok evhamlıdırlar, karanlıktan, yalnızlıktan, hırsızdan, özellikle hastalanmaktan çok korkarlar, başları ağrısa, eline iğne batsa doktora koşarlar.

d) Baskın Esma isimleri ; Er Rakîb, El Hâkim, El Muhsî, El Kayyum.

*************************************************************

7 – TERAZİ BURCU; (23 Eylül – 22 Ekim)

a) Temel özellikler ; Ortaklıklar, sanat, uyum arzusu.

b) Pozitif özellikler ; Denge, çekicilik, adalet, nezaket, uyum, sanatkârlık, cazibe. Çevresindekilerle iyi geçinmeye çalışırlar ama bu herkesle dostturlar anlamına gelmez. Bilakis iyice inceleyip emin olduktan sonra dost seçerler. Bildiğinden şaşmaz, verdiği sözü hemen olmasa da yerine getiriler. Hem sever hem sevilirler. Müzik ve sevgi yaşamlarının iki ana hedefidir. Uyanınca ilk yaptıkları şey radyo açmak veya kaset çalmaktır. Para ve maddeye bağlılıkları yoktur, cömerttirler.

c) Negatif özellikler ; Kararsız, dengesiz, duygusal gelgitler, hayır diyememek. Çok ustaca yalan söyleyebilirler. Barış ve dengenin korunmasına dikkat ederler ama gerektiği zaman fiziki kuvvet kullanmada da ustadırlar. Kendilerini yoracak şeylerden hoşlanmazlar bu onları tembelliğe itebilir.

d) Baskın esma isimleri ; El ‘Adl, El Lâtîf, El Halîm, El Vedûd, El Muksid.

**************************************************************

8 – AKREP BURCU; (23 Ekim – 21 Kasım)

a) Temel özellikleri ; Doğanın gizli güçleri, cinsellik, iyileştirici güç, askeri işler, Ameliyat, büyü.

b) Pozitif özellikler ; Yenilenme, cesaret, beceriklilik, gizli soruşturma yeteneği. Daima aşırı uçlarda yaşarlar, yahep ya hiç prensibine dayanırlar. Yaşamlarında renkler yoktur renk sadece ya siyah ya beyazdır. Hangi konuyu seçerse seçsinler sonunda mutlaka başarılı olacaklardır. Sex gücü fazladır son derece çekici, esrarlı ve seksidir. Gizlilik, suskunluk ve kararlılık önemli özellikleridir. Ölüm, ölüm ötesi, mistik, felsefi, ilmi ve dini konular ilgi alanı içindedir. Çok güçlü ve sebatlıdır,

c) Negatif özellikler ; Anlaşmazlık, cinselliği kötüye kullanma, suiistimal etme, tutku, huysuzluk, inatçılık, kincilik, kıskançlık, haset, sahiplenme. Geçinilmesi zor insanlardır, onları memnun etmek zordur, mutlaka bir yerlerden huzursuzluk çıkaracak şey bulurlar mantıklı ya da mantıksız. Kıskanç ve kincidirler, unutmazlar öç almadan rahat etmezler. Onun isteklerine ters düşerseniz yandınız demektir. Sizi asla rahat bırakmaz, nefreti sonsuzdur. Aldatılırsa bir ajan gibi araştırır, acımasızdır. Gizli işler planlamada çok ustadır. Kolayca nankörlük yapabilir, sadistçe yönleri vardır

d) Baskın Esma isimleri ; El Bâis, El Muîd, El Mumîd, El Vâris.

***********************************************************

9 – YAY BURCU; (22 Kasım – 21 Aralık)

a) Temel özellikleri ; Amaç, İdealizm, din, Felsefe, Kanun.

b) Pozitif özellikleri ; Yardımseverlik, ev dışında ki hayata ve atletizme duyulan sevgi. Arkadaş canlısı, sıcak kanlı ve samimi kimselerdir. Olduğu gibi görünür, çabuk inanır, merttir. Özgürlüğü çok önemlidir. Seyahat etmekten maceralar yaşamaktan gezip görmekten çok hoşlanırlar. Neşeli canlı unutulmayacak anılarınız olsun isterseniz yay insanı ile seyahat edin. Ateşli bir sevgilidir. Acıma ve yardım etme duyguları çok güçlüdür. Gizli saklı bir şeyleri yoktur. Gençleri çok severler onlarla birlikte olmaktan çok hoşlanırlr. Din, Felsefe, İlim, eğitim, psikoloji konularına meraklıdırlar. 6. Hisleri çok kuvvetlidir.

c) Negatif özellikleri ; Fazla güven, dogmatizm, fantaizm/tutuculuk, kumar. Çift karakterli ve değişken yapılı bu burç insanlarının iki yönü vardır. Birincisi duygulu ve içine dönük, kolay etkilenen çekingen ve ikincisi cesur ateşli tedbirsiz gururuna dokunulursa sözünü esirgemeyen tarafı vardır. Herkese akıl vermeyi sever. Bağımsızlığının elinden alınmasından sorumluluk altında kalmaktan çok korkar. Kararsız, aceleci, değişken, çabuk meraklanıp ilgilenen ama çabuk bıkan biridir. Belkemeye veya bekletilmeye tahammülleri yoktur. Aklına geleni hemen uygulamak ister ama dereyi görmeden paçayı sıvadığı için sık sık sükûtu hayale uğrar.

d) Baskın Esma isimleri ; El Kerîm, El Ğanî, El Mugnî, El Bâsıt.

************************************************************

10 – OĞLAK BURCU; (22 Aralık – 19 Ocak)

a) Temel özellikleri ; Mevki, şeref, hırs.

b) Pozitif özellikleri ; Adalet, organizasyon, dikkat, ekonomi, otorite. Çok düşünen az konuşan, meraklı, mütevazi ama kontrollü ve ağır hareken eden, bir şeye kara verdikten sonra geri dönmezler. Hile, yalan dolan, sahtekârlık yapmazlar. Çalışmak daima 1. Plandadır, çok iyi yönetici, idareci olurlar. Zamanı boşa harcamayı sevmezler. Doğru düşünürler ama uygulamaya geçmeleri zordur.

c) Negatif özellikleri ; Kibir, şüphe, güvenmişlik, kötümserlik, affetmeyen, merhametsiz, adaletsiz. Durgun, düşünceli, karamsardırlar. Uzun süreli beraberliklerde yorucu ve sıkıcı olurlar. Kapalı kutu gibidirler her şeyi sır gibi saklarlar. Son derece kuşkucudurlar. Yapılan kötülükleri asla unutmazlar, geçte olsa mutlaka karşısındakinin dersini verirler. Öfkeleri çok şiddetlidir, kızınca gözleri bir şey görmez atar vurur, kırıp dökebilirler. Uykuyu severler. Paraya maddeye çok bağlıdırlar, çıkarları ve menfaatleri daima ön plandadır.

d) Baskın Esna isimleri ; Ed Dârr,El Mâni, El Kâbıd, El Muahhir.

************************************************************

11 – KOVA BURCU; (20 Ocak – 18 Şubat)

a) Temel özellikleri ; İnsanları sevme, bilime merak, yeni sistemlere ilgi, evrensel dostluk, evrensel kardeşliğe önem verme, buluş yapma, icatlara ilgi duyma.

b) Pozitif özellikleri ; İlericilik, işbirlikçilik, yardım etme, diplomatik olma, başkalarını düşünme. Orjinalite, değişiklik akıl ve yaratıcılık özellikleri ile programlanmıştır beyinleri. Ne zaman ne yapacakları belli olmaz. Duygularıyla değil akıl ile hareket ederler. Arkadaşlık, dostluk onlar için önemlidir. Özgürlüklerine aşırı düşkündürler. İnsanları yeteneklerine göre kullanmayı çok iyi bilirler. Elektronik, uzay, bilgisayar dünyası adeta onlar için var olmuştur.

c) Negatif özellikleri ; Arkadaşlarının kıymetini bilmemek, inatçılık, dogmatik olma, diktatörlük. Kendi akıllarını çok üstün bulup başkalarını beğenmezler. Kıskançtırlar, kendilerini geçen, daha revaçta olanları kıskanırlar. Bu onu daha hırslı yapar.

d) Baskın Esma isimleri; El Âlim, El Muhsî, Ed Dârr, El Mukaddîm.

************************************************************

12 – BALIK BURCU ; (19 Şubat – 20 Mart)

a) Temel özellikleri ; Metafizik etkilere duyarlılık, bütün yaşamla birlik hissi, mistizm kemâle ermiş alın yazısı, fedakârlık.

b) Pozitif özellikleri ; Sezgisellik, ilham, merhamet, feragat etme. Romantik, esrarlı, hayal dünyası zengin kişilerdir. Çok beceriklilerdir edata ellerinden kuş uçmaz. Fedakâr ve iyi niyetlidir. Duyarlı hassastırlar kavga döğüş onlardan uzaktır. Sakin ve rahat hallidir. Mistik, felsefi, dini konular ilgilerini çeker. Sezgi ve ilham yollu bilgiler edinebilirler hatta bazı şeyleri yaşar veya doğru çıkan rüya olarak ta yaşarlar.

c) Negatif özellikleri ; Psişik olumsuzluk, kendini dinleme, güven eksikliği, gizlilik, kaytarma, keder. Kuşku ve kıskançlık güdüleri yüksektir. Kuşkucu yönünü kullanırsa karamsar, gerçeklerden kaçan, keyif verici maddelere alışkanlıklar edinebilir. Çok idealleri vardır ama hayal dünyasına daldığı için gerçeklerden uzaklaşıp yanılma tehlikesi vardır. Çabuk ağlar. Kendilerine acıma huyları vardır. Onlar gerçek dünyaya perde arkasından bakarlar tüm gerçekleri ile çevrelerini görmezler çünkü görmek istemezler, güvenemezler. Güvende oldukları yer kendi alemleridir.

d) Baskın Esma isimleri ; El Habîr, El Bâtın, En Nâfi.

Allah aslında bize pek çok ipucu vermiş, kullanırsınız veya kullanmazsınız seçim sizin. Allah bizim BU BOYUTTAKİ deneyimlerimizi, BU BOYUTTA VERİLEN MALZEMELERLE yapmamızı istiyor.

Hepimizde Allah’ın isimlerinin belirli açılımları var, bazıları uyuyarak veya pasif halde duruyor. Aslında isimleri ve astrolojik gezegen etkilerini tanırsanız kendi yaratılış formatınızı bir ölçüde kavrayabilir ve eşyanın tabiatına uygun davranabilirsiniz. Çoğu zaman boşuna akıntıya karşı kürek çekmez ve evrensel enerjilerle daha bir uyum içinde olursunuz.

Kendinizi çok iyi tanıyor ve hangi ismin etkisinin sizde kuvvetli, hangisinin zayıf, hangisinin uyur durumda açılmayı beklediğinizi biliyorsanız o zaman ona göre canlandırıcı veya pasifleştirici zikir programları yapabilirsiniz.

Zikir çoğunun sandığı gibi bazı tarikat üyelerinin acayip sesler çıkararak, kendilerine şişler batırarak kendilerinden geçmiş bir halde sağa sola sallanmalarla ve ürkütücü olabilen görüntülerle kendilerinden geçme hali değildir. Allah’a yaklaşma, bilinci açma, farkındalığa ulaşma yoludur.

Kişi hangi baskın özelliklerle doğarsa doğsun zamanla manevi çalışmalar yaparak diğer uyuyan potansiyel özelliklerini de açmaya çalışmalı ve ölüme kadar tüm isim ve enerjileri tatlarını deneyimleyerek gitmelidir.

Eğer astrolojik haritanızı çıkaramıyor veya derinleşip sorunlarınızın kaynağını ve bunlara karşılık gelen isimleri saptayamıyorsanız o zaman sadece iç sesinize ve hislerinize güvenin. 99 ismi karşınıza alın ve sırasıyla enerjilerini hissetmeye çalışın. Hangi ismin manası ve enerjisi size o an daha çok çekici ve etkileyici geliyorsa sizin o dönem veya o gün, o ismin enerjisine ihtiyacınız var demektir. Bu adeta bir manava veya gıda reyonuna gidip canınızın çektiği bir yiyeceği almak gibidir. Örneğin bedenin C vitaminine ihtiyacı olduğunda limon veya narenciye canımızın çekmesi gibi. Veya kanın düştüğünde et, pekmez istemeniz gibi veya kan şekeriniz düştüğünde canınızın tatlı, unlu çekmesi gibi bir durumdur.

Hisleriniz doğal haline bırakıldığında sizi doğru yere götürecektir. Kalbiniz adeta bir uydu anten gibidir. Nasıl ki elektriğe bağlanan ve doğru yöne çevrilen bir çanak çok sayıda yayını alabiliyorsa biz de uydu antenimiz olan kalbimizin bazı enerjilerini açarak ve DOĞRU YÖNE çevirerek çok özel yayınları alabilir ve bizim için yapılan yayınlardan habersiz olmak yerine kendimizi geliştirecek bilgilere ulaşabilir ve ışığa, Nûr’a kavuşabiliriz. (Kaynak; Dr. Ender Saraç – Nuran Tuncer)

**********************************************************

ESKİ ALİMLERİMİZİN BURC GÖRÜŞLERİ

1 – MUHİDDİN ARABÎ’ DE BURCLAR;

“Şunu bil ki, Hak Tealâ daha evvel anlattığımız kürsî içinde şeffaf yuvarlak dairevi bir cisim yaratmıştır. Bunu da 12 eşit parçaya ayırmıştır. Bu parçalara BURÇLAR adını vermiştir.

Bu burçlar, sulu ve topraklı, havalı ve ateşli unsurlardan mürekkep olup, tıpkı dünya ehlinin unsurları gibidir. Hak Teala her bir burçta, Cennet ehlinden bir melaikeyi orada iskan ettirir. İşte bu burçlardan, Cennetlerde tekevvün edecek şeyler tekevvün eder. Tekevvün etmeyecek olanlar da tekevvün etmez.

Gerçek olarak bütün âlemin öncülüğünü bu 12 burçta bulunan 12 melâike yapmaktadır. Böylelikle bu 12 burç alemlerin gerçek olarak imamlığını yapmaktadır. Bu 12 melâike yerlerinde sabit olup tekevvün itibariyle bulundukları menzillerden hiç bir sebeple değiştirilmezler.”

Arşın esası 4 kâide üzerine oturtulduğundan, bu burçlar 12 olmasına rağmen 4 mertebe üzerinde bulunmaktadırlar.

Fakat bu konaklar üçtür. Bunlar Dünya, Berzah ve Ahirettir. Bu konaklardan her bir konağın 4 menzili vardır. Bu konaklarda bunların hükmü geçer. 3 konağı 4 menzille çarparsak 12 eder ki, bu 12 burca tekabül eder.

Bunlardan KOÇ – ASLAN – YAY burçları dört menzilin etkisi altında bulunmakla beraber, aynı mizaç ve mertebededir. BO?A – BAŞAK – OĞLAK başka mertebede aynı mizaçtadır. iKiZLER – TERAZİ – KOVA aynı mizaçtadır. YENGEÇ – AKREP – BALIK başka mertebede aynı mizaçtadır.” (Muhiddin Arabi- Fütuhat)

****************************************************************

2 – İSMAİL HAKKI ERZURUMÎ DE BURCLAR

“Yıldızlar, meleklerin elinde mecbur ve hüküm altındadır. Melekler de Hak Teala’nın emri altındadır. Hepsi de O’nun irade ve kudreti ile hareket ederler. Mesela, Güneş kuru, sıcak tabiatlıdır. Ay ise soğuk ve rutubetlidir. Yıldızlar bu keyfiyetleri ile âlemde tasarruf ederler.

Ancak bütün bu işlerin yalnızca yıldızlara bağlanması hatadır, çünkü yıldızlar da, Hakk’ın hükmüyle bu tasarrufu yapmaktadır.

Fezadaki yıldızlar ve güneş sistemindeki gezegenler ateş, hava, su, toprak gibi unsurlar ile madenler, nebatlar ve hayvanlar üzerinde tasarruf ederler. Hakiki müessir ise Rabbül Erbab’dır. Burçlar ve gezegenler ise aletler ve sebepler gibidirler.”

“Bütün ulvi cisimlerin ( gök cisimlerinin ) sufli cisimlere ( yer cisimlerine ) çeşit çeşit tesirleri daima olduğundan; bütün halkın, şekil, hal, ahlak ve tavrı henüz ana rahminde nutfe iken, rast gelen baht ve talihine göre ( burçlardan gelen kozmik ışınımın ihtiva ettiği mananın beyinlere nakşedilmesi ile ) meydana gelmiştir.”

Ana rahminde nufte vaki olduğu saatte, baba ve annenin talileri hangi işte ise, o, nuftenin özüne tesirle işlenmiş olur. Mesela; saadet, şakilik, anlayışsızlık, cimrilik, cömertlik, fakirlik ve zenginlik, rahat ve rahatsızlık, yaşama ve yaşamama, cemal ve kemal celal ve melal her ne hal üzere ise, o, nutfenin zatına tal’i olur. Çünkü o nutfe, ceninin cisminin Levh-i Mahfuzudur. Levh-i Mahfuz ise alemin aynasıdır. O halde, said olan saadetini annesi karnında bulmuştur, şaki olan da şekavedini annesi karnında bulmuştur.” (İ. Hakkı Erzurumi-Marifetname)

****************************************************************

3 – MEVLÂNA CELÂLEDDİN RÛMÎ DE BURCLAR.

Pencereden giren ziya, evin içinde dolaşır ve yer değiştirir. Çünki güneş bir burçtan bir burca intikal eder. (744)

Her kimin bir yıldıza irtibatı ve münasebeti varsa o yıldızın hükmünce seyr ü hareket eder. (745)

Talihi Zühre yıldızı olursa zevk-u taraba ve aşk-u talebe külliyen mâil olur. (746)

Eğer kanlı ve zalim tabiatlı Merih yıldızına mensup olursa, cenk, iftira ve husumet talebinde bulunur. (747)

Yıldızların ötesinde bir takımyıldızlar daha vardır ki, onlarda yanmak, sönmek ve uğursuzluk diye bir şey olmaz. (748)

O yıldızlar şu meşhur yedi gökten başka göklerde seyreder. (749)

Onlar envâr-ı ilahiyenin şa’şasına karşı rüsuhu ve melekelidirler. Ne birbirinden ayrı ne de yekdiğerine muttasıldırlar. (750)

Her kimin talihi yıldızların ötesinde ki yıldızlardan olursa, onun nefsi recm-ü tard hususunda kâfir yakıcı olur. (751)

O kimsenin hışmı, Merih yıldızının hışmı ve azabı gibi değildir. Merih,mağlûp iken galip görünmek gibi ters gidişlidir. Yahut o kimse galip iken mağlûp görünmekle (Münkalib rev) dir. (752)

Gâlibin nuru zulmet noktasından emindir ki, Hakkın iki parmağı arasındadır. (753) (Mevlâna- Mesnevi)

*********************************************************

4 – İ. AZÎZ NESEFİ DE BURCLAR.

İnsanın yapısı, yıldızlar ve alemlerle olan ilişkilerinden bahsederek özetle şunları söylemektedir.

“7 dış aza dünyanın yedi gölgesidir. Yedi batın aza da yedi kat göklerdir.

Akçiğer birinci semadır, yıldızı; felek-i kamerdir. (Ay) Zira felek-i kamer, alem-i kebirin reisi mesabesindedir ve iki alem arasında vasıtadır.

Bu felekte melekler çoktur. İlimler tahsil eden ve akıl tedbiri üzere vakit tayin edilmiş olan melek bunların serveridir. Cibril bunlardandır. Ve Cibril alemin ilmine sebeptir. Dimağ (beyin) ikinci göktür. Yıldızı felek-i Utarit’tir. (Merkür) Zira alem-i kebirin dimağı felek-i Utarit’tir.

Üçüncü göğün yıldızı felek-i Zühre’dir. (Venüs) Zira Zühre alem-i kebirin böbreğidir. Bu felekte çok melaike vardır. Neşe sevinç ve şehvet üzere vekil olan melek bunların büyüğüdür.

Kalp; dördüncü göktür. Yıldızı Güneş’tir. Zira Güneş alem-i kebirin kalbidir. Bu felekte de çok melaike vardır. Hayat üzere vekil olan melek bunların reisidir. İsrafil bunlardandır. Zira, İsrafil kainatın hayatının sebebidir.

Öd kesesi beşinci göktür. Yıldızı Merih’tir. (Mars). Zira, Merih alem-i kebirin öd kesesidir. Bu felekte de çok melaike vardır. Gazap ve kahır, vurmak ve öldürmek üzere vekil olan melek bunların büyüğüdür.

Karaciğer altıncı göktür. Yıldızı Müşteri’dir.(Jüpiter) Zira, Müşteri alem-i kebirin ciğeridir. Burada da çok melaike vardır. Rızklar üzere vekil olan melek bunların büyüğüdür. Mikail bunlardandır. Zira Mikail alemin rızkına sebeptir.

Dalak, yedinci kat göktür. Yıldızı Zuhal’dir. (Satürn). Bu felekte de çok melaik vardır. Ruhları almak için vekil olan melek bunların en büyüğüdür. Azrail bunlardandır. Zira Azrail dünyadaki insanların ruhlarını almakla görevlidir. (İ. Aziz Nesefi – Zübdetü-l Hakaik) (A’dan Z ye astroloji/N. Tuncel)

**********************************************************

5 – Ş. VELİYYULLAH DİHLEVİ DE BURCLAR

“Astroloji alimi, yıldızlar belli bir görünümde oldukları zaman, onların kuvvetlerinden oluşan ve felek’in bir yerinde temessül eden bir ruhaniyetin meydana geleceğini bilir. Bu ruhaniyeti felekiyyat hükümlerini nakleden, yeryüzüne naklettiği zaman, insanların düşünceleri o ruhaniyet doğrultusunda değişir”.

Aynı şekilde Arif-i Billah da bilir ki, şeriat dilinde, “Leyle-i mübareke” diye isimlendirilen ve içerisinde her hikmetli işin ayrılıp karara bağlandığı özel bir vakit geldiğinde, melekut aleminde insan türünün özelliklerinden oluşan bir ruhaniyet oluşur.”

“Her bir yıldız kendini meydana getiren manalar yönünde görevini yapmaktadır. Aslında onların, seninle benimle bir dertleri yoktur. Sadece yapmaları gerekeni yapmaktadırlar. Nasıl ki, yağmurun sizi ıslatmak gibi bir amacı yoktur, ama yağmur yağarken açıkta iseniz ıslanırsınız”.

Kuran-ı Kerim’de HADİD süresi 22-23 ayetlerde: “Yeryüzünde veya nefislerinizde size isabet eden bir olay, bizim onu yaratmamızdan evvel, mutlaka bir kitapta yazılmıştır”. Bunu önceden mukadder ve yazılı olduğunu bilip, elinizden çıkan şeylerden dolayı üzülmemeniz ve elinize giren ile de sevinip şımarmamanız için açıklıyoruz. Allah dünyalıkla böbürlenenleri sevmez.”

(Ş. Veliyyullah Dihlevi – HÜCCETULLAHİ-L BÂLİGA) ((A’dan Z ye astroloji/N. Tuncel)

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 03 Nisan 2015 in ESMA ÜL HÜSNA

 

Etiketler: , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: