RSS

ESMA DERSLERİ 1 – ALLAH (9-3)

03 Eyl

ALLAH

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

“BismillahirRahmanirRahıym”

(9-2) den devam)

Aslında her tarafımızı ışıtacak bir kanal, bir sistem döşemiş ama biz sisteme dahil değiliz. Sisteme dahil olmamakta da direniyoruz. Sisteme dahil olmayınca muhteşem bir potansiyel olarak atıl duruyoruz. Atıl durunca da batıl hale geliyoruz. O nedenle şimdi Hakk olacağız çünkü Hakka döneceğiz. Allah’ın esmasının, Allah’ın sıfatının bizde ki tecellilerini keşfedeceğiz inşaAllah bu manada.

Mü’minin Allah’a ulaşmak için 3 meşru vesilesi vardır demiştik; Dua, salih amel, esma ül Hüsna. Esma ül Hüsna bilinmeden Allah bilinemez, tanınamaz, anlaşılamaz. Allah’ı anlamadan da kulluk mümkin mi, kulluk yapılamaz. Dolayısıyla Allah’ı anlamak gerek. Sadece bilmek değil, marifetullah değil. Marifetullah zaten Allah’ı anlamaktır Allah’ı bilmek değildir sadece. Anlamadığınız bir Allah’a nasıl kulluk edeceksiniz. Anlarsanız eğer ne olur biliyor musunuz? Ram olursunuz. Ne demek Ram olmak? O sizin için ne istemişse sizde kendiniz için onu istemeye başlarsınız. Külli irade ile cüz’i irade tabir caizse birbirine kenetlenen iki şey gibi kenetlenir. Bakmışsınız külli irade neyi diliyorsa sizin cüzi iradeniz de sizin için onu dilemeye başlar.

O zaman sizi hayatta bedbin eden, ümitsiz eden bir şey olabilir mi? Olamaz vallahi. Kahrında hoş lutfûnda hoş noktasına orada gelirsiniz.

Hoştur bana senden gelen

Ya gonca gül yahut diken.

Ya hilatu yahut diken.

Kahrında hoş lutfûnda hoş noktasına orada gelirsiniz.

[Ek bilgi; Şiirin tamamı;

Cana cefa kıl ya vefa,

Kahrında hoş lütfunda hoş.

Ya derd gönder yahut deva,

Kahrın da hoş lütfunda hoş.

Hoştur bana senden gelen,

Ya hil’at-ü yahut kefen,

Ya taze gül yahut diken,

Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Gelse celalinden cefa,

Yahut cemalinden vefa,

İkisi de cana safa,

Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Ey padişah-ı lem yezel,

Zat-ı ebed, hayy-ı ezel,

Ey lütfu bol, kahrı güzel,

Kahrın da hoş lütfun da hoş.

Ağlatırsan zari zari,

Verirsen cennette huri,

Layık görür isen nar’ı

Kahrın da hoş lütfûn da hoş.

Gerek ağlat gerek güldür,

Gerek dirilt, gerek öldür,

Aşık YUNUS sana kuldur,

Kahrın da hoş lütfun da hoş.

YUNUS EMRE )]

Gönder ya Rabbi, senden değil mi canım feda. Evet, ister dirilt, ister öldür. Öyle ise o hayırlıdır. İster sat ister güldür, ister ağlat kurban olayım. Güldürürsen tebessümüm şahit olsun, ağlatırsan göz yaşım şahit olsun ya Rabbi.

Bu değil mi, hani öyle diyordu ya Hz. Eyyub AS. Şeytan bana bezginlik verdi, Ya Rabbi o bezginlikten ben şikayetçiyim. Hastalıktan şikayetçi değil.

Aman Allah’ım, ayete bakıyorsunuz hastalıktan şikayetçi değil, hastalık üzerinden şeytan bezginlik veriyor, Allah’a onu şikayet ediyor. Yani bezgin olursam senden uzaklaşırım ya Rabbi, hastalık ne ki. Dolayısıyla gülersek tebessümümüz, ağlarsak göz yaşımız şahit olsun. Onun için rızaya Ram olmak buna denir. Benim senden istediğim, senin benden istediğindir ya Rabbi. Bu kadar, Sen benden ne istiyorsan ben senden onu istiyorum onu bana lütfet.

Budur, rızaya ram oldunuz mu artık bunu dersiniz. Bunu dediğiniz anda sizi üzecek şeylerin kökünü kurutmuş olursunuz. İşte mutlu olmak budur. Yoksa haz mutlu etmez, neşe mutlu etmez, keyif mutlu etmez. Çünkü hazzın elinizden alınacağını bir an düşünmek ve aklınıza gelmesi bile mutluluğun gitmesi için yeterlidir. Ne kadar büyük keyif içinde olursanız olun o keyfin geçici olduğu aklınıza geldiğinde keyfiniz kaçacaktır öyle değil mi. Kaçan bir keyif mutluluk diye adlandırılamaz. Geçici bir haz mutluluk diye adlandırılamaz. Mutluluk yanlış tanımlanıyor, mutluluk ele girince bir daha çıkmayan şeydir. Onun için de mutluluk Allah ile irtibatlandırılmadan tarif edilemez. Eyvallah..!

Derslerde usül; 3 T. Talim, Tashih, ve Tatbik.

Talim; biraz önce söyledim ahz, keşf, inkişaf. Bizim ilim geleneğimiz almaktır. Ahz almak demektir, alırız. Özellikle de ru be ru yüz yüze alırız. İlmi canlı olarak alırız çünkü bizde ahlak önce bilgi sonra gelir, ahlaktan bilgiye gideriz biz. Yunan batı aklı ise b ilgiden ahlaka gelir. Onun için ahlaksız bilgi onlarda mümkindir, bizde ise Allah’a sığınılacak bilgidir.

Evet, efendimiz öyle dua ediyor ya Eûzü bike min ‘ilmin lâ yenfa’. Fayda vermeyen bilgiden, ilimden sana sığınırım ya Rabbi. Bu iki manaya gelir hem özünde fayda vermeyen ilim, hem de özünde faydalı ama ben öğrendim de bana faydası olmayan.

2 – Tashih, Tashih edeceğiz, bunun için ne yapacağız? Seleflerimizden istifade edeceğiz, bizden önce bilgi üretilmiş, bizden önce üretilen bilginin üstünü çizmek gibi bir hakkımız, yetkimiz yok. Bu edebimizi ve haddimizi bilmemektir. Bizden önce bu bilgiyi üreten üstatlarımıza selam edeceğiz, onların ruhuna rahmet okuyacağız. Zaten onların ruhuna rahmet okumanın en iyi yolu da onların bilgisinden istifade etmek.

Fakat bizden önce üretilmiş geleneksel bilgiyi kutsamayacağız. Ne yapacağız? Ataların ocağına sadık kalmak, ataların ocağında ki külü bugüne taşımak değil, közü bugüne taşımaktır. Külü bırakacağız közü taşıyacağız. Bunun içinde ne yapacağız tashih edeceğiz. Közün üstünde ki külleri üfleyeceğiz, küller orada kalacak külleri bugüne getirmenin ne alemi var, közü getireceğiz.

Onun içinde tashih edeceğiz tashih etmek için temyiz etmek lazım. Mesela esma dersinde de bunu yapacağız. Esma dersi bir Kur’an dersidir aynı zamanda biliyorsunuz. Evet, bundan böyle esma derslerimiz bu güne kadar olduğu gibi hep bir Kur’an dersi olarak devam edecek. Çünkü Kur’an a göre esma ül Hüsna dır bizim dersimizin başlığı. Onun için uzun ve yorucu aylar vererek Kur’an da ki esma’yı çıkarmak için gerçekten çok büyük ter döktük ve bunun için hayli emek sarfettik ve ilginçtir kişisel olarak Buhari hadisinde geçen inne lillahi tisun ve tis’ine ismen femen ahsaha fagat dehalel cenneh. Allah’ın 99 ismi vardır, kim onları ihsa ederse cennete girdi bilsin kendini hadisi şerifinde ki.

İsimsizdir bu hadis. İsim listeleri olan hadisler İbn. Mace ve Tirmizi de. O listeler çok büyük sorunlu. O sorunları daha önce geçen yol işlediğim için girmiyorum. Peki çocuğunuza dahi ismini eşinizle istişare etmeden koyamazken Allah’a insanın isim koyma yetkisi var mı? Hayır, yok. Dolayısıyla bu noktada zaten ResulAllah sahih gelen haberde bir isim listesi de koymamış. Asıl durulması gereken şey sahih haberde 99 rakamı verildiği halde neden arkasından bir liste gelmemiş olduğudur. Peygamberimizin neden orada kestiği.

İsim listeli iki rivayette çok ciddi senet ve metin sorunları içeriyor. Onun için hadis imamlarının bir çoğu cehve tadil etmiş onları, yani cehve tadilden geçirmiş onları tabir caizse ve problemli oldukları sonucuna varmışlar. Hatta müdreç diyen bir sürü alim var yani sonradan ilave edilmiştir isimler o ana hadise. Ben de o kanaatteyim. Sonradan ilave edilmese elde tek liste olurdu, sonradan ilave edilmese Buhari, Müslüm ve diğerleri o listeyi de alırdı. Sonradan ilave edilmese Tirmizi’de olan listenin 26 tanesi İbn. Mace de olmamazlık edemezdi. Sonradan ilave edilmese 26 isim Kur’an da olduğu halde o iki listede olmamazlık olmazdı. Kur’an da olmayan 26 isim de o listelere girmezdi. Dolayısıyla nereden bakarsak problemli.

Peki ne yapacağız? İşte burada tashih edeceğiz. Neyle tashih edeceğiz? Kur’anla. Çünkü Rabbimiz ismi kendisi seçer kendisine, zatına. Biz O’nun kendisi için seçtiği ismi kabul ederiz.

99 rakamının kinaye olduğu kanaati bende yerleştikten sonra tüm araştırmalarım, girişi de böyle yazmıştım. Yazdım bitirdim ve koyuldum Kur’an da usulü olan ve koyduğu usule riayet eden. Önce usül koyacaksınız, mastardan isim türetmeyeceksiniz. Mastar mastardır isim değil Adl’i Adil olarak anlamayacaksınız. Adil isimdir Adl mastardır anlatabiliyor muyum?

Fiilden isim türetmeyeceksiniz. Eğer fiilden isim türetiyorsanız tutarlı olacaksınız. Tüm fiillerden Allah’a atfedilen, izafe edilen tüm fiillerden isim türeteceksiniz. Ama Yemud fiilinden mumud ismin i türetip Yudil fiilinden, Dâll ismini haşa, Dâll saptıran demektir. Yec’alü fiilinden Ca’il ismini türetmiyorsanız tutarsızsınız Anlatabiliyor muyum. Madem Allah’a atfedilen fiillerden isim türetiyorsunuz tüm fiillerden türetin o zaman 180 i aşkın isim bulursunuz.

Eğer bunu yapmıyorsanız seçiminiz neye göre? O zaman keyfi davranıyorsunuz. Eğer ef’alullah’ı esmaullah’a çevirme hakkını kendinizde görüyorsanız Allah’ın bir fiilleri var, bir de isimleri var. Fiilleri fiilleridir, isimle fiil çok farklıdır. Allah’ın fiili, sıfatının, ismi ise zatının ifadesidir. Fiiller değişir fiiller bir yerde başlar bir yerde kesilir, çünkü fiil böyledir, teceddüt eder, yenilenir, gelişe de bilir. Ama esma öyle değildir. Esma zatından sudur eder. Onun içinde Allah kendisine isim koyar, siz fiilleri isme dönüştürdüğünüzde, ef’alullah’ı esmaullah ile karıştırmış olursunuz. Eğer bunu yapıyorsanız yapabilirsiniz, ben böyle yapıyorum ve delillerim de şudur diyebilirsiniz. Ama tutarlı olmak zorundasınız. O zaman Kur’an da Allah’a izafe edilen her fiilden isim türetmek zorundasınız.

Niye seçiyorsunuz? Yudillu var, Allah saptırırmış, Yu’azzibu var, azib desenize, makiriyn var, haydi makir de yani hile düzen kuran. Dolayısıyla bir usül koyacaksınız ve bu usule de uyacaksınız.

Ben bir usül koydum önce bu usulün kurallarını koydum. Bu kurallardan yola çıkarak ta isimleri tespit etmeye çalıştım. Teker, teker, teker baştan son a Kur’an ı taradım bu usül çerçevesinde isimleri tespit ettikten sonra saydım vallahi 99 çıktı. Ben 99 çıkmayacağına dair bir kanaat içindeydim. 99 rakamının da kesretten kinaye olduğuna itikat etmiştim. Allah ismi dışında 99 çıktı. Bu da gayet doğru, çünkü İnne lilâhi tis’un ve tis’iyne, Allah’ın 99 ismi var. Allah’ın; Bitti..! Allah ismi has, Onun da 99 ismi var. Eğer Hüve’yi deseydi Allah yerine Allah’ta 99 içine girerdi. Ama Allah’ın 99 ismi var deyince, ki bunun karşılığında 4 tane Esma ül Hüsna ayetinde de Allah geçiyor ikisinde, orada da aynı.

Dolayısıyla Allah’ın 99 ismi, yani tesbihin imamesi Allah, 99 esma ve ben bunu kesinlikle kasıtlı olarak bu rakama uysun diye yapmadım. Ve ben inanıyordum ki 99 çıkmayacak, ama çıktı, Demek ki 99 da, yani sadece mecaz değil hakikatte varmış.

İsmin verilmemesinin sebebi nedir derseniz hepimize Kur’an ın içine dalın, Rabbinizin ayetlerinin içinde onun esmasını arayın mesajıdır bu.

İsimleri kısaca sayıyorum; Bu isimleri de Kur’an da nüzul sırasına göre dizmeye çalıştım. Bu sefer başıma bir iş daha aldım mı? sen nasıl böyle bir işe girişirsin, bu mümkin mi. Kur’an da nüzul sırası. Peki bu neyi halledecek ki? Kur’an da nüzül sırasına göre isim dizmek gerçekten önemli mi?

Çok önemliydi Çünkü isimler bir eğitim vasıtası olarak kullanılıyor. Alın size önemini beyan eden bir tek cümle; El Ğaffar, El Hallâk, El Fettah isimleri sadece Mekke’de gelir. Et Tevvab, Er Rauf, Şakir, Es Selâm isimleri sadece Medine de gelir.

Haydi buyurun, Şakir isminin gelmesi için iktidar lazım. Es Selâm isminin gelmesi için önce bir kurtuluşa ermek lazım. Bir hicretle Mekke’den kurtulup Medine’nizi kurmanız lazım. Yabni onların o boyutları da var. Dolayısıyla El Fettah’ın sadece Mekke de gelip Medine de gelmemesi çok anlamlıdır. Neden? Rabbimiz fethi müjdeliyor, Rabbimiz eğer o sıkıntı içinde, o ıstırab içinde Fehhah olduğunu müjdelemese, Yani tıkanmış önlerini açacağını, Fettah’ın sadece bir kez açan değil, sürekli açan ve her çeşit tıkanıklığı açan anlamına geldiğini bildiğinizde Elhamdülillâh, Fettah olan Allah var diyen bir adamı umutsuzluğa düşürmek mümkün olur mu? Oralara geleceğiz.

Peki ayetlerin sonunda neden belli isinler gelirdi? Hakikaten çok ilginç değil mi. Bakıyorsunuz bir ayetin sonun da Aliymun Habiyr geliyor, ama Aliymun Hakiym gelmiyor, ama öbüründe de o geliyor. İsimle başında ki ayet ve ayette anlatılan mesele arasında nasıl bir bağlantı var bunu göreceğiz, bunun ayrıntılarını göreceğiz. Yani olay yine Kur’an ilmi, yine tefsir e dönecek inşaAllah. Kur’an da teker teker göstermeye çalışacağız diğerlerini. Tabii bunlar uzun çalışmalar gerektiren, çabalar gerektiren dersler olacak. İnşaAllah emeğimizin karşılığını da verecek.

Y ine Kur’an da bitişik gelen isimler var BismillahirRahmanirRahıym. Rahman, Rahiym. İnnAllahe Aziyzün Hakiym. (Lokman/27) inneHU HUvetTevvaburRahıym. (Bakara/37) Ve “HU”vel Ğafûrul Vedud. (Buruc/14) innAllâhe Kaviyyün şediyd’ül ‘ıkab; (Enfal/52) min ledün Hakiymin ‘Aliym. (Neml/6) illâ en yu’minu Billâhil ‘Aziyzil Hamiyd. (Buruc/8)

Bakınız bunların bazılarını ters çeviremezsiniz, hiç yok. 28 tane öyle gelir, mesela Aziyzül Hakiym diye ama tersi bir kere gelmez. Neden? Onu da işleyeceğiz. İkincisi birincisine atıftır da ondan orada. Asla tersi olmaz. Çün kü önce izzetin i söylemesi lazım, sonra hikmetini söylemesi lazım. İzzetini söyleyecek tenzih için, hikmetini söyleyecek teşbih için. İzzetini söyleyecek, bakın; insan, sana muhtaç değilim, önce bunu bi aklına koy sana muhtaç değilim. Ben Aziyz im, benim hiçbir şeye ihtiyacım yok. Senin bana ihtiyacın var ben im sana ihtiyacım yok. Önce bunu bir kafana koy. Şimdi dinle beni, Hakiym im hikmetimi araştır bul neden yaptığımı diyecek. Allahuekber..!

Üçüncü olarak ta tatbik. İnşaAllah bu isimler hayatımızda nasıl yer alır, nasıl hayatımızda tecelli eder, esma neye yarar birebir gündelik hayatımızda biz esmayı nasıl istihdam edebiliriz. Mesela BismillahirRahmanirRahıym Rahman ismi, Rayıym ismi birlikte bir mü’minde nasıl tecelli eder. Eh bazılarında Rahman ismi tecelli etmiştir de Rayıym tecelli etmemiştir.

Bakıyorsunuz mahlukata şefkat ve merhameti var, fakat Müslüman’a şefkat ve merhameti yok bizimkinin. Allah Allah..! Yahu kediler bile senin merhametinden pay almış, köpekler bile pay almış bağışlayın, Ama hatalı Müslüman’ lara karşı senin merhametinde bir pay yok. Çünkü Rahıym ismi tecelli etmemiş onda. Rahıym isminin tecellisinden mahrum kalmış, zavallı mahrum. Rahman ismi tecelli etmişte Rahıym ismi yok. Onun için besmeleyi hep yarım çekiyor hayatında. Bismillahirrahman, Bismillahirrahman..! E bide Er Rayıym de mübarek.

Dolayısıyla oraya da geleceğiz inşaAllah Esmayı böyle renkli canlı, heyecanlı, aşklı , şevkli, bazen de göz yaşları içerisinde tutunacağız Rabbimizin esma ipine İnşaAllah. Yüreğimizin çeperlerine tutunarak mirac edeceğiz İnşaAllah.

Rabbim düşenlerden etmesin, tutanlardan etsin. Rabbim esmayı hayatında tecelli ettirenlerden etsin inşaAllah.

Ve ahıru da’vahüm enil Hamdu Lillâhi Rabbil alemiyn.

Dualarının sonu da “Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.” diye şükretmek olacaktır. (Yunus/10)

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 03 Eylül 2015 in ESMA ÜL HÜSNA

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: