RSS

ESMA DERSLERİ – 4 – RAHMÂN (14-1)

01 Oca

324

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

“BismillahirRahmanirRahıym”

Elhamdülillâhi Rabbil Âlemîn, Vessalâtü vesselâmü ‘alâ Resulina Muhammedin ve ‘ala ‘alihi, ve eshabihi ecmaiyn.

Rabbişrah liy sadriy;

Ve yessirliy emriy;

Vahlül ukdeten min lisaniy;

Yefkahu kavliy; (Tâhâ 25-26-27-28)

Rabbim, göğsüme genişlik ver, kolaylaştır işimi. Düğümü çöz dilimden ki anlasınlar beni. Amin, amin.

Değerli dostlar bugün Rahman ismi şerifine inşallah devam edeceğiz. Geçen dersimizde Rahman ismi şerifinin lügavi karşılığını işlemeye çalışmıştık ve Rahman ile Rahîm arasında ki farkları beyan etmeye çalışmıştık. Bugün de inşallah Kur’an da Rahman mevzuunu işleyeceğiz, ayetler arasında yol alacağız., Kur’an ın burçları arasında dolaşacağız ve her bir burçtan kulağımıza Kur’an, mübarek ezanlar okuyacağız. Bakalım ne manalar fısıldayacak yüreğimizin kulaklarına onu görelim.

Önce sayılarla rahman ismini vermek istiyorum. Bu dersler sadece bugün için verilmiyor. Hamd olsun işin güzel tarafı kayıt altına alınıyor olması. Yani bu dersler bir tür yazıya dönüşüyor, görüntülü yazıya çünkü kayıt altına alınıyor, yazı da kayıt altına almak demektir zaten, sözü kayıt altına aldığınızda yazı oluyor.

Aslında hep işimiz gölgelerle. Kur’an da neden gölgelere yemin edildiği üzerinde çok düşünmüştüm. Anladım ki gölgeler olmasaydı insan iletişim kuramazdı. Aslında söz düşüncenin gölgesiymiş diye düşünüyorum. Eğer düşünce söz gölgesiyle kendini göstermeseydi biz nasıl ifade edecektik kendimizi. Sesimiz düşüncemizin, nutkumuz mantığımızın gölgesi, yazı da sesin gölgesi imiş meğerse, satırlara düşmüş gölgesi. Aslında biz orada gölgeleri izliyoruz, gölgeler üzerinden sese ulaşıyoruz, ses gölgesi üzerinden de düşünceye ulaşıyoruz.

Resim de gölge, görüntü de gölge. Dolayısıyla aslında özü itibarıyla yazıyla görüntü arasında özünde bir farklılık olmuyor kayıt altına alma açısından. İlahi kaydı da bütün bu unsurların hep bir arada kullanıldığı bir kayıt olarak düşünebiliriz. Hiç şüphesiz ki yaptığımız her şey Allah tarafından kayda alınıyor. Bugün 3 boyutlu filmler görsel teknolojinin şaheseri olarak sunuluyor özel gözlüklerle seyrediliyor HP teknolojisi kendisinden önceki teknolojiyi dama atıyor ve daha neler çıkaracaklar. Ama ne çıkarırlarsa çıkarsınlar Allah’ın kayıt sistemine asla ulaşamayacaklar. 3.000 boyutlu diyorum, eğer yarın 4 boyutlu çıkarırlarsa 4.000 derim, yani bu bir mecaz. Allah’ın kamerası 3.000 boyutlu, sadece söylediklerinizi kaydetmiyor, sadece dışınızı kaydetmiyor, sadece jest ve mimiğinizi kaydetmiyor aynı zamanda düşüncenizi de kaydediyor. Sadece düşüncenizi kaydetmiyor o şeyleri düşünürken düşüncenizin arkasında ki niyetleri de kaydediyor. Sadece niyetlerinizi kaydetmiyor, o niyetlerin arkasında ki bilinç altını kaydediyor. Sadece bilinçaltını kaydetmiyor o bilinçaltının arkasında ki tasavvuru da kaydediyor. Sadece tasavvuru kaydetmiyor, tasavvura nereden ilham geliyorsa yani; Feelhemeha fucureha ve takvâha. (Şems/8) fücurunuzdan mı, takvanızdan mı onu kaydediyor, daha neler kaydediyor.

Onun için bu dersleri sadece burada verilip geçilmiş dersler olarak görmemek lazım. Eğer sadece bura ile sınırlı olduğunu düşünseydim birçok ayrıntıyı atlardım size biraz da sizleri heyecanlandıran unsurlarını verirdim diğerlerini keserdim. Ama kıyamıyorum beni anlayışla karşılayın. Onun içinde şimdi sayılarla Rahman ismi.

Önce özür dilemeliyim bu 10 dakikalık gecikme her ne kadar yolda bir trafik kazası olmuş onun için geciktikse de ne olursa olsun geciktik, özür diliyorum. 16 yıllık tefsir dersinde 6 kez gecikme vuku buldu, bunun 3 veya dördü trafik kazasından dı, biri kıştan dolayı idi, biride benden dolayı idi. Onun için Müslümanların sözlerine ve sebatlarına maalesef olan zayıflığı her birimize yansıdı, bu bir ahlak haline geldi. Onun için bakıyorum zamanında gelenler cezalandırılıyorlar. Oysa geç gelenler cezalandırılmalıydı. Bu artık standart haline geldi, bu standardı bozalım bu kötü bir standart. Söz verdiğimizde vaktinde orada olalım, dakik olalım çünkü zaman hayattır, kimsenin zamanını israf etmeyelim, kimsenin de bizim zamanımızı israf etmesine izin vermeyelim.

30 yerde fiil formunda kullanılmış Rahman ismi şerifi. Geldiği her yerde rahmetin tek faili var; Allah. İsim formu olarak rahmet 100 den fazla yerde geliyor Kur’an da, hepsi de yine b ir tek isme izafe ediliyor Allah’a. Merhamet ve ruh mastarları sadece bir yerde kullanılıyor. Şu ana kadar ne kadar lügat açtımsa önüme, Kitabü-l A’yn- Halil Bin Ahmet el Ferâhi’nin Kitabü-l Ay’nı yine İbn Faris’in Mu’cemu megaisi-l lüga’sı bunlar etimoloji lügatlarıdır Arapça’nın en baba en ilk lügatları, özellikle Kitabü-l Ayn. Tabii İbn Manzur’un lisanü-l Arab ı, Zebidî’nin Tâc’ı, önüme çıkan her lügatta Rahm, ruhm ve merhamet aynı manaya gelir yazıyor.

Bu benim dil sistemime uymuyor. Merhamet kelimesi ile Rahmet aynı değil ki aynı manaya gelsin, mutlaka bir incelik olmalı bir nüans olmalı. Kelime farklı ise bir nüans olmalı. Kur’an a göre aslında lügat yazılmalı. Çünkü Kur’an dan önceki dilin şahitleri ve delilleri güvenilmezdir. Arap dilinin en güvenilir kaynağı Kur’an ve hiçbir dilin Kur’an gibi böyle bir temel kaynağı yok. Şu anda batıda ki İngilizce, Fransızca, Almanca, Macarca, Romanca, İspanyolca, İtalyanca..! sayın tüm Avrupa da kullanılan dilleri en eski metinleri 600 yıllıktır. Çünkü Avrupa dillerinin oturduğu süre bu. Ondan öncesine gittiğinizde o dille verilmiş bir ürün göremiyorsunuz. Taş çatlasın 700 yıl.

Fakat yeryüzünde 1.400 yıl önceden metne dökülmüş bir dil duruyor, Kur’an ın Arapça’ ya bağışladığı hediye bu. Onun için Arapçanın özelliği böyle bir dil olması ve Kur’an dan yola çıkarak lügat kuralları konulmalı diyorum. Mesela bir yerde merhamet kullnılıyor; ve tevâsav Bissabri ve tevâsav Bilmerhameh. (Beled/17) ve orada da insana atfen kullanılıyor, insana izafe ediliyor. Demek ki diyorum rahmetle merhamet arasında bir fark var. Rahmet; Allah’a da insana da izafe edilerek kullanılabiliyor. Ama merhamet sadece insana izafe ediliyor. Merhamet zaten kelime olarak ta baktığımızda mastarı mi, mi. Mim getirilerek getirilen mastar. Niye buna ihtiyaç duyulmuş, aslında kesb edilen merhamete de delalet ediyor. Yani bir başkasından elde edilen rahmet, merhamet. Merhametli olmanız için bir rahîm e muhtaçsınız, yani biri size verecek. Onun için insan merhametini Allah’tan alır. Rahman olandan aldı onun için merhametli oldu.

Benim fatiha’dan olup olmadığına dair 3 tane ulema arasında görüş vardır. 1 – Besmele Fatiha’dan bir ayettir. İmam Şafî ve onun gibi düşünenlerin görüşü budur. 2 – Besmele Fatiha’dan bir ayet değildir, müstakil bir ayettir. 3 – Besmele ne Fatiha’dan ne herhangi bir sureden ayet değildir Kur’an ın içinde Neml suresinin içinde yer alan bir ayettir, diğer surelerin başında o ayetten iktibas olarak sureleri birbirinden ayırmak için kullanılır. Bu 3 görüş.

İkinci görüş te İ. Ebu Hanife’nin görüşüdür. Peki o zaman besmeleyi Fatiha’dan ayet saymayan görüşe göre Fatiha 7 ayet olmak zorunda değil mi gelen rivayetlerden yola çıkarak, yine 7 ayet, Özellikle Seb’an minel Mesâni. (Hicr/87) ikişerli 7 üzerinden gidersek o ayetin Fatiha’ya delalet ettiğini düşünürsek yine 7. İ. Ebu Hanife besmeleyi müstakil bir ayet saymış Fatiha’dan bir ayet saymamış. Ama son ayet diye okuduğumuz ayeti 2 ayet olarak saymış. Yine 7. Bakarsanız eğer meali şerife böyle görürsünüz.. Yani İ. Ebu Hanife’nin ve onun gibi düşünenlerin görüşüne göre meal yapılmıştır. Metin ise İ. Şâfî ve onun gibi düşünenlere göre yazılmış ama bizim mealde besmele Fatiha’dan bir ayet olarak alınmamıştır. Fatiha’nın 1. ayeti El Hamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn olarak alınmıştır. 3. cü görüşte besmelenin bir iktibas olduğu görüşü ki fakir o görüşten yana. Yani bu çerçevede 56 kez geçiyor Kur’an da Rahman ismi. Ama diğer görüşe göre 57 kez geçiyor Rahman ismi. Tüm besmelelerde ki BismillahirRahmanirRahıym de ki Rahman’ı da dahil edersek Kur’an da Rahman ismi 170 kez geçiyor.

Geçiş sıklığı önemli, bu konuda değerli bir Kur’an aşığı kardeşimiz, haydi kendisi bunu iftihar babında söylediği için ben de söyleyeyim, talebemiz ismini burada vermeyeyim çünkü yüksek bürokrat ne olur ne olmaz. Yıllarını şu anda Kur’an da hangi kavram hangi yılda tedavüle sokuldu çalışması yapıyor. Kur’an ın kavram haritası, Kur’an bir kavramı hangi yılda tedavüle soktu, hangi yıllarda nasıl bir grafikle kullandı, hangi yılda tedavülden kaldırdı. Bu, bu güne kadar yapılmamış bir çalışmadır. Çok arzu ettiğim bir çalışmaydı. Bu kardeşimiz buna soyundu yılların ı verdi şu anda 11. Yıla geldi, 12 yıl daha kaldı geriye. İnşaAllah bu çalışma yürüyor. Bu çalışma çok büyük bir açığı kapatacak çünkü Kur’an ın bir nesli nasıl terbiye ettiğinin kodlarını verecek bize. Onun için bu önemli Rahman isminin geçiş sıklığı.

Birinci yılda bir kez kullanılıyor Fatiha’da. 2-3-4- yıllarda hiç yok, 5. Yılda bir kez geliyor, 6. Yıla geldiğimizde hit yapıyor 27 kez kullanılıyor en yüksek. Ne var 6. Yılda? Rahman isminin en çok kullanıldığı sure Meryem suresi, 16 kez kullanılıyor. Ne var 6. Yılda; 6. Yılda işkencenin hit yaptığı yıldır. Eyvallah..!

İşkence görüyorsunuz ey mü’minler imanınızdan dolayı Rahman’ın Rahman olduğunu aklınızdan çıkarmayın, Allah’ın Rahman olduğun u aklınızdan çıkarmayın. Yani Allah sizi işkence üzerinden de rahmet eder mi? Eder. İşkenceciler için bu bir gazaptır, ama sizin için bu bir rahmettir, siz eğitiliyorsunuz. Mekke medresesinin büyük öğrencilerisiniz, çünkü yer yüzüne öğretmen olacaksınız. Yeryüzüne öğretmen yetiştiriyor Allah Mekke okulunda onun için de ağır sınav vereceksiniz. Sizi düşmanın eliyle eğitiyor. Hadise budur.

Onun için terbiye etmek kötü bir şey midir ey mü’minler, terbiye olmak kötü bir şey midir? Allah beni terbiye ediyor diye şikâyet ederseniz ayıp olmaz mı Allah’a. Terbiye ederken, terbiye olurken haliyle canınız yanacak. Eğer tahtanın canı olsaydı mobilya yapılırken ne kadar ağlardı değil mi. Kabuğumu soyuyorlar eyvah, beni kesiyorlar eyvah, planyaya sokuyorlar eyvah, fırınlıyorlar eyvah, rendeliyorlar eyvah. İyi ama bunlardan geçmeden adam olmazsın ki, gelip te aynı evi benimle paylaşamazsın ki. Bunlardan geçmezsen gideceğin yer çok çok sobanın içi. Onun için terbiye oluyorum diye n eden eyvah çekiyorsun ey insan, Allah seninle ilgileniyor, Allah sana ustalık yapıyor. Şükret, hamd et O Rahman’dır. Onun için geçiş sıklığı önemli bu geçiş sıklığını bu çerçevede algılamak lazım.

Bağlam da önemli, sonrasını da vereyim belki lazım olur; 7. Yılda iki kez, 8. Yılda 2 kez, 9. Yılda 5 kez, 10. Yılda yok 12. Yılda 11 kez. Yine ikinci zirve bu sefer. Niye 12. Yılda 2. Zirve? 12. Yılda Mekke de en bunalım, en sıkıntılı dönem hicretin hemen öncesi, artık bittim noktası. 1. Sıkıntılı dönem mü’minler içindi, 2. Hit yaptığı dönem ise Allah Resulü içindi, onun bittim noktasıydı Taif dönüşü. Eyvallah..!

3 bağlam var, yani hangi zeminde kullanılıyor Rahman ismi Kur’an da. Bağlam dediğimiz şey lafzı hayata bağlayan noktalar, nüzül ortamı da diyoruz biz bağlama, ayetlerin indiği ortam. 3 bağlam var tabii iç bağlam ve dış bağlam diye de ikiye ayırıyoruz, iç bağlamı hangi konu içinde geçiyor ise o. Dış bağlam ise ayetin indiği nüzül ortamı toplumsal ortam.

3 bağlamı var Allah, Peygamber, ahiret bağlamında geçiyor Kur’an da ki Rahman isimleri. İstisnaları olabilir ama genellikle Allah, ahiret ve peygamber bağlamında. Ahiret bağlamın da geçiyor olması dikkat çekici. Çünkü ulemamızın bir çoğu Rahman isminin dünyada rahmet eden manasına geldiğini söylüyor, bu onu doğrulamıyor.

Tirmizi ve İbn Mace listelerinde yer alan bir isim. Malumunuz bu iki liste piyasada mütedavel olan, dolaşımda olan liste. Bu iki liste müdreç kabul edilmiştir hadis uleması tarafından yani hadisin aslına sonradan ilave kabul edilmiştir. Onun için hakikaten de baktığınızda, Kur’an la karşılaştırdığımızda çok büyük problemler içerdiğini ilgili derste söylemiştim.

Şimdi birlikte geldiği diğer isimlere kısaca göz atalım. Rahman ismi 5 ayette Rahîm ismi ile birlikte geliyor. Bundan doğal bir şey olamaz BismillahirRahmanirRahıym Rahman, Rahîm. Rahman özünde merhametli, Rahîm işinde merhametli. Rahman zata dönük, Rahîm fiile dönük. Rahman, Rahîm’e dönük, Rahîm merhuma dönük. Yani rahmet edene, rahmet edilene. Adeta rahmetin iki kanadı gibi. Bir taraftan alıyor bir tarafa veriyor. Alan Rahman, veren Rahîm. Dolayısıyla Rahman ve Rahîm in böyle bir bütünü tamamlayan iki boyutu olduğunu artık biliyoruz.

Rahman ismi Rabb ismi ile de yan yana geçiyor, bundan doğal bir şey olabilir mi? Ama bunun hikmeti çok derin. Bir düşünün şöyle kısaca, Rahman ismi Rabb ismine ne güzel yakışır değil mi? Niye geçiyor? Rahmet ve terbiye. İşte bu. Eğer eğitimin temelinde ne olmalı diye sorsanız cevap çıktı. Eğitimim temelinde merhamet olmalı. Bir öğretmenin vazgeçilmezi nedir diye sorsanız bilgi değildir derim, merhamettir. Merhamet yoksa orada terbiye yoktur, orada talim yoktur. Onun için merhamet tüm eğitimin temelidir.

Rabb kimdir sorusuna cevap veriyor ve inne RabbekümürRahmân. (Tahâ/90) sizin rabbiniz Rahman’dır diyor, net böyle çevirmiyorum aynen kullanıyorum. Sizin Rabbiniz Rahman’dır. Yani Rabb kimdir diye sorun, cevap alın Kur’an dan; Rahman olandır. Yani terbiye eden kimdir? Merhametli olandır. Eyvallah..! ne muhteşem ilkeler, ne muhteşem sonuçlar çıkar buradan biliyor musunuz. Eğer bir müfredat yazacaksanız, bir eğitim yasası yazacaksanız, bir eğitim tüzüğü yazacaksanız, evinizde bir eğitim programı uygulayacaksanız, mahallenizde, iş yerinizde, fabrikanızda, şurada burada bir eğitim verecekseniz temel yasası ne olmalı sualinin cevabı işte burada.

Yine; RabbisSemavati vel’Ardı ve ma beynehümerRahmâni lâ yemlikûne minhu hıtaba. (Nebe’/37) O ki göklerin ve yerin Rabbidir. O ikisinin arasında ki her şeyin Rabbidir. Yani Rahman kimdir Rabb kimdir bu ikisini birbirinin yerine sorabilirsiniz. O zaman Rahman kimdir? Rabb olandır. Rabb kimdir? Rahman olandır.

Rahmet en güzel terbiye içinde gösterir kendini, terbiye en güzel rahmet içinde tecelli eder. Dolayısıyla terbiyeci merhametli olmalı, merhametli olan da terbiyeci olmalı. Eğer birini eğitimle görevlendirmek istiyorsanız, görevlendirmek istediklerinizin en merhametlisini o işe seçin, buradan bunu da çıkarıyoruz.

ve hüm yekfürune BirRahmân * kul HUve Rabbiy.. ((Ra’d/30) Onlar Rahman’ı inkâr ediyorlar, de ki o benim Rabbimdir. Yani siz Allah’ın rahmetiyle terbiye ettiğini aklınızdan çıkarmayın. Onun içinde ilahi terbiyeden kaçmayın. İlahi terbiyeye sırt dönmek rahmete sırt dönmektir, rahmaniyete sırt dönmektir. Allah’ın terbiyesinden kaçmak Allah’ın rahmetinden kaçmaktır.

Allah Rahman olandır “HU”vAllâhulleziy lâ ilâhe illâ “HÛ”* ‘Âlimulğaybi veşşehâdeti, “Hu”verRahmânurRahıym. (Haşr/22) Sadakallahül azîm. O meşhur ayetler. Efendimizin sık okuduğu ve bize de okumamızı tavsiye ettiği ayetler. O Allah’ki yüzde yüz Allah’tır. Yani tapılmaya lâyık bir başka varlık yoktur sadece O vardır. lâ ilâhe illâ “HÛ” ‘Âlimulğaybi veşşehâdeh görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen, idrakin eriştiği ve erişmediği alemlerin alimidir. Hu”verRahmânurRahıym O Rahmandır, O rahîmdir.

Niye böyle geldi, boşuna tercüme etmedim. İnsanın her şeyini bilmek, insanın aslında kusurunu bilmektir. Çünkü insan çoğu kez kusurludur. İnsanın yüreğinden geçenleri bildiğinizde bunların yüzde şu kadarı iyilikse, onun 2 – 3 – 5 – katı kötülük vardır. Bütün bunları bildi mi yanmışız demektir. Eyvah, Allah içimizden geçenleri de biliyorsa yandık. Demeyin ey kullar Hu”verRahmânurRahıym O rahmandır, O Rahîmdir. Bilir ama üstünü örter. Bilir ama mesela içinizden bir kötülük geçti, Efendimiz şöyle söylüyor bu tasvir peygamberimize ait. Fakat onu yapmaktan vazgeçtiniz. Yapmaktan vazgeçtiğiniz için ecir verir diyor Allah. Yani için izden geçtiği için günah yazmaz, yapmaktan vazgeçtiğiniz için sevap yazar.. Ama için izden bir iyilik geçti fakat onu yapamadınız, elinizde imkânınız yoktu imkânınız varsa o ayrı. Ama imkânınız yok yapamadınız, onu yapmış gibi yazar diyor. Hu”verRahmânurRahıym. Sen Rahman’sın Ya Rabbi rahmetin sonsuz, her şeyi kuşatırsın bizi de kuşatsın Allah’ım.

Kur’an ı Allah hangi vasfıyla indirdi diye sorsanız cevap ne olurdu? Haa, Miiiym – Tenziylün miner Rahmânir Rahıym. (Fussilet/1-2) cevabını aldınız. Ha mim; Bu Rahman, Rahîm olan tarafından indirilmedir. Demek ki Kur’an ı Rabbimiz Rahman vasfıyla indirdi, Rahmaniyetinin tecellisi ile inmiş Kur’an, vahiy. Onun için vahye sırt dönmek Rahman’a sırt dönmektir Rahmete sırt dönmektir. Vahiyden mahrum olmak rahmeti ilahiden mahrum olmaktır. Vahitden mahrum olana acımak lazım. Tabii ki vahye muhatap olmakta rahmete muhatap olmakmış. Onun için Allah’ın rahmetinden ne kadar pay aldığınızı soruyorsanız, vahiyden ne kadar istifade ettiğinize bağlı. Vahiyden ne kadar istifade ediyorsanız Allah’ın rahmetinden o kadar pay alıyorsunuz. O zaman haydi rahmeti ilahiden daha fazla pay almaya bakın. Öyle demek lazım.

Rahmet sadece Kur’an ın sıfatı değil Tevrat’ın ve İncil’in de sıfatı, Kur’an da bunu görüyoruz. Fatiha’yı her gün namazın her rekâtında okuyoruz, her vesile ile okuyoruz. El Hamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn – Er RahmanirRahıym. (Fatiha1-2) İlahi bir kartvizit, yani ya Rabbi seni nasıl tanıyalım, hangi vasfınla tanıyalım, vasıfların içinden bize ilk sıraya koyduğun vasıflarını söyler misin Allah’ım diye sormuşuz da Rabbimiz “Beni Rahman, Rahîm vasfımla tanıyın. Demiş gibi. İlahi bir kartvizit. Dolayısıyla hamd ve dua edilen Allah kimdir sorusunun cevabı. Hamd ve duaya layık olan Allah kimdir? Hu”verRahmânurRahıym O Rahmandır, O Rahîmdir. Er RahmanirRahıym O Rahman’dır, O Rahîmdir

Onun için efendimiz AS. Fatiha’yı Allah ile bir diyalog olarak ifade buyuruyor sahih bir haberde. El Hamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn diye okuduğu zaman kul Allah buyurur ki diyor Efendimiz Kulum bana hamd etti. Er RahmanirRahıym dediği zamanda kulum beni senâ etti der. Yani adeta Rabbinizle diyaloga girmiş olursunuz, Rabbin izle sohbete girmiş olursunuz. Onun için Namaz Allah ile sohbettir diyen doğru söylemiş, namaz Rabbinizle sohbettir. Namazı kaçırmak sanki büyük bir şey değil ama Allah ile sohbeti kaçırmak asıl o büyük bir kayıp. Onun için namaz kaçmamalı, Allah ile sohbet kaçmamalı.

Rahman; Azab ile birlikte kullanılmış bunu gördüğünüzde ne dersiniz, şimdi her şeyi anlarsınız. Rahman’ın tüm Rahmet ayetleri içinde geçtiğini gördüğünüzde bu gayet doğal bir şey. Fakat Rahman isminin azab ile birlikte kullanıldığını gördüğünüzde orada bir gariplik oluşur. Ona geleceğiz.

Ya ebeti inniy ehafü en yemesseke azâbün miner Rahmân. (Meryem/45) Hz. İbrahim; Ey babacığım diyor ben sana Rahman’dan bir azabın dokunmasından korkarım.

Üslup harika dostlar. Rahman’dan bir azabın dokunmasından. Niye Rahman’dan diyor, Allah’tan diyebilirdi, minAllah diyebilirdi. MinerRahman. Babacığım Normalde hükümran olan bir ilah hükmüne karşı geleni cezalandırırsa bunu anlarız. Ama kendi vasfına Rahman olarak tanıtan bir Allah’ın gazabını ve azabını üstüne çekersen bu ne büyük bir cürüm işledin ki, nasıl Rabbini kırdın ki Rahman olduğu halde seni cezalandırdı.. Dolayısıyla Rahman olduğu halde Allah’ın gazabına uğramak için her halde çok çabalamak lazım. Çok ekstra çalışma yapmak lazım, normal olacak bir şey değil. Çün kü işliyoruz affediyor, yapıyoruz affediyor, içimizden geçiyor affediyor, bir daha affediyor, bir daha affediyor, dönüp geliyoruz kapısına yüz sürüyoruz bir daha affediyor kulum diyor. Am a Allah’ın gazabını insanın üstüne celbetmesi için hayli çaba sarf etmesi lazım. Onun için Hz. İbrahim babasını böyle uyarıyor.

in yüridnir Rahmânü Bidurrin lâ tuğni ‘anniy şefa’atühüm şey’en ve lâ yunkızûn. (Yasin/23) Eğer Rahman bir zarar vermeyi dileyecek olursa ne onlar bana zerre kadar şefaat edebilir, ne de beni kurtarabilirler. Putlardan bahsediyor Yasin sahibi. Dolayısıyla Rahman bir zarar verecek olursa, Rahman, Rahmandır rahmet eder. Rahman zarar verir mi hiç. Rahman zarar vermez. Peki nedir o zaman? Rahman’ın rahmetine sırt çevirirsek biz zarar görürüz. Aslında Rahmanın rahmetinden mahrum kalmanın kendisi insanın insana vereceği en büyük zarardır.

Besmele de Rahman ismi BismillahirRahmanirRahıym dilimizin nakaratıdır, pelesenk olmuştur. Bir işe b esmeleyle başlanmadığında o iş ebterdir diyor efendimiz, yani soysuzdur arkası gelmez atim kalır manasına. Neden besmele çekeriz? Her besmele de aslında şu 5 şeyi söylemiş oluruz;

1 – Allah’ım senin varlığının ve hayata müdahil oluşunun bilincindeyim. Hayata müdahilsin, bu işe de müdahilsin, her şeyime müdahilsin. Allah’sız bir alan tasarlamamaktır besmele çekmek.

2 – Allah’ım bu işi verdiğin akıl irade ve imkân sayesinde yapıyorum bunu biliyorum. Her çektiğimiz besmele bu itiraftır. BismillâhirRahmanirRahıym; Allah’ım bu işi senin verdiğin akıl irade ve imkân sayesindedir.

3 – Allah’ım desteğin olmasaydı ben bu işi yapamazdım. Öyle değil mi, besmele çekmek bunu söylemektir. Allah’ım senin desteğin olmasaydı eğer, sen desteğini benden çekmiş olsaydın ben bu işi yapamazdım ya Rabbi.

Haydi yapın..! Size çok acı bir haber ulaştığında eliniz kolunuz dökülüyor, bir su bardağını dudağınıza götürecek dermanınız olmuyor. Hani siz yapıyordunuz, el sizin elinizdi, parmak sizin parmağınızdı, kas sizin kasınızdı, beyin sizin beyninizdi. Haydi komut versenize. Eliniz kolunuz döküldüğünde de yapsanıza o işi. Onun için hakiki güç ve kuvvet Lâ havle velâ kuvvete illâ “B”illâh Allah’ındır. Onun verdiği güç sayesinde yaparsınız. Güçlerin arkasındaki büyük güç O’dur, O’nu unuttuğunuzda gücünüze tapmış olursunuz, O’nu asla unutmayacaksınız

ve ma rameyte iz rameyte ve lakinnAllâhe rema. (Enfal/17) Attığın zaman sen atmadın. Attım mı atmadım mı ya Rabbi? Attığında diyorsun, iz rameyte diyorsun sen attın, fakat ve ma rameyte sen atmadın. Sen attın ama sen atmadın ve lakinnAllâhe rema fakat Allah attı. Sen mi attın, Allah’mı attı. Sen de attın, Allah’ta attı eyvallah, asıl O’nu görebilmektir maharet. Basiret oldur ki onu göre onun için O’nu bileceksin O’nu unutmayacaksın, faili hakikiyi unutmayacaksın. Ama unutmayacaksın ki faili mecazi eğer irade sergilemezse faili hakikiden irade nazil olmaz. Bunu bileceksin

felemma zağu ezağAllâhu kulubehüm. (Saff/5) ne zaman onlar kaydılar Allah’ta onların kalplerini kaydırdı. Yani sen önce kaydın, Allah’ta kalbini kaydırdı ve ma yudıllu Bihî illel fasikıyn. (Bakara/26)Allah fasıklardan başkasını saptırmaz. Sen fasık oldun Allah’ta saptırdı. Allah saptırdı da sen fasık oldun değil. Haşa, bu Allah’a iftira olur. B unu müşrikler söylüyorlardı. Eğer Allah dilemese biz şirk koşmazdık diyorlardı. İftiraya bakınız. Nasıl da kadere imanları var değil mi şu müşriklerin. Adamın alnından öpesi mi geliyor yoksa tövbe tövbe..! Öyle diyorlar eğer Allah dilemeseydi biz şirk koşmazdık. Ama Allah’mı diledi onların şirk koşmasını, bundan büyük iftira olabilir mi. O nedenle insan iradesi başlatır, Rabbin iradesi o iradeye göre nazil olur, hadise budur.

Miraç hadisinde geçer göğe çıkan bir şeyler gördüm, yere inen bir şeyler gördüm, sordum ya Cibril bu çıkanlar nedir, bu inenler nedir. Dedi ki bu çıkanlar insanlığın amelleridir, bu inenler de o amellere anında yaratılan karşılıklardır. Allahu Ekber..! Öyledir bugün insan iradesini yok sayan her türlü kader yorumu Allah’a iftiradır. Bunu söyledim diye kaderi inkâr ettiğimi, iftira edenler çıkabiliyor Allah’tan korkmadan.
Devam edecek

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 01 Ocak 2016 in ESMA ÜL HÜSNA

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: