RSS

ESMA DERSLERİ – 8 – El MELÎYK (video 54/1.00.33)

28 Nis

EL MELÎYK

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

“BismillahirRahmanirRahıym”

El Melîyk; Melik değil dostlar Melîyk..! Kur’an da bir tek yerde gelen bir esma ül Hüsna dan mübarek bir isimdir. Me le ke kök harflerinden türetilen ki esasında manası mükemmel idareci demektir, idaresinde eşsiz benzersiz olan. Çok ilginçtir burada işlediğim isimlerin sıralaması Kur’an da ki nüzül sıralamasıdır bunu unutmayın. Bu çok özel bir esma ül Hüsna dır. Kur’an da Muktedir isminden sonra nüzül sırasında El Melîyk ismi geliyor. Nüzülde isim nerede ilk defa gözüktü ise biz de esma listemizi ona göre dizdik.

El Melîyk, Muktedir isminin arkasından nazil oluyor. İdaresinde elsiz benzersiz olan, mükemmel idareci demek. Me le ke  kök harflerinden türetilmiş. 6 kelimenin tamamı kuvvet ve şiddet demektir. Meleke, lemeke, keleme, Mekele, lekeme, kemele, hepsini dizin yan tana hepsinin ortak ili anlamı vardır kuvvet ve şiddet aslında tek anlam. Melek oradan gelir eşyanın kuvveti olduğu için. Mülâkim boksör demektir Arapça da şiddet ve kuvvet uyguladığı için mülâkim denir, tekme tokat demektir çünkü şiddet vardır ucunda. Kelime aynı kökten gelir iştigak-ı ekberde çünkü etki bırakan söz demektir vs.

İdareci, hükümdar, Kral anlamında ki Melîyk, milkten türetilmiştir. Bir şeyi ayakta tutan otoriteye de milâk ismi verilir. Melik, mik ve mülk sahibi özneyi övmek anlamına gelir. Mâlik ve Melik arasında fark vardır Mâlik mülksüz olmaz fakat Melîyk mülksüz olabilir. Mülksüz olur ama tüm mülklerin üzerinde iktidar sahibi olur. Mülk kendisinin olmaz ama mülkün sahiplerinin bile Melîyki olur. Bugünde öyle değil mi Yönetici yönettiklerinin sahibi değildir ama onların Melîyk’itir. Dolayısıyla Rabbimizin Melîyk olması bunu ifade eder.

             El Melîyk kalıbında 3 ayrı mana var, ismi fail. Mübalağa sıfatı müşebbehe. Hatta bir dördüncü mana ismi meful. İmi fail, ismi Mef’ul sıfatı müşebbehe, mübalağa. İsmi fail Melîyk, her şeyi idare eden. İsmi mef’ul, her şey tarafından idare edilen manasına gelir. Ama Allah için bu caiz olmayacağı için nasıl anlarız biz bunu; herkes onun idare etmesini ister. Yani beni idare eden Allah olsun der bu da ismi mef’ul manasıdır. Peki sıfat-ı müşebbehe manası ne katar? İsmin manasının sürekliliğini ve daimliğini katar. Mübalağa ne katar? En yüksek, en ‘ini katar, en yüksek idare eden.

              Nazari çerçevesine şöyle bir bakalım, El Melîyk’in tecellisi tedbirdir. İlahi idare Melîk isminin teretildiği Milk ve Mülûktan, melekûttan müştak bir fiille edilmez. Her ismin Kur’an da fiili karşılığı yoktur. Bazı isimler vardır ki Kur’an da Allah’a fiil olarak ta nispet edilir. Ama bazı isimler de vardır ki fiil olarak Allah’a isnadı gelmez. Bunun fiili mülk kökünden gelmez bunun fiili ne kökünden gelir? Tedbir kökünden gelir, başka bir fiilden gelir. Yani Melîyk isminin fiili tecellisinin ifadesi b u kökten bir kelime ile değil. Yüdebbiru olarak gelir. Yüdebbiru aslında Melîyk olan Allah’ın eşyaya fiili müdahelesidir. Yemlikü değil. Yumelliku değil ama yudebbiru gelir. Tedbir.

Tedbir aynı zamanda İslâm hakimlerinin de üzerinde çalıştığı bir kavram. İbn. Bace ve Farabi yudebbiri fiilinin mastarı olan tedbiri kullanırlar ve İslâm tedbir felsefesi 3 başlık altında işlenir. Tedbir-ül mütevahhid; şahsiyetin inşası. Tedbir-ül Menzil evin inşası, Tedbir-ul Medine toplumun, devletin inşası.

Tedbir-ül Mütevahhid; Bu isimde bir eser yazmıştır İbn Ba’ce. Mütevahhid aslında kendi başına bir değer olan şahsiyet demektir mütevahhidin tam karşılığı şahsiyettir. Şahsiyetin yetiştirilmesi, şahsiyet nasıl yetiştirilir. Bunun üzerine İbn. Ba’ce  bundan yaklaşık bin yıl evvel muhteşem bir eser yazmış. Dolayısıyla bu eser basıldı Arapça olarak isteyen bulur ulaşabilir ve fakirin hayatın yeniden inşası isimli eserinde bu eserin özetini vermiştim. Muhteşem bir yaklaşım tarzı. Şahsiyet yetiştirilmeden toplum olmaz, toplum şahsiyetlerin üzerinde inşa ediliyorsa şahsiyetli toplum olur.

Onun için batının insan tipi bireydir, bizim insan tipimiz şahsiyettir çok farklı. Birey bireyciliğe yaslanır şahsiyet ise şahsiyete yaslanır. Şahsiyet içinde bulunduğu toplumun hukukunu çiğnemeden kendine verilen özel yeteneği kullanan demektir. Ne kadar harika değil mi, ama toplumun, bütünün hukukunu çiğnemeden, bütünden ayrılmadan bütün içinde kendine verilen özel yeteneği geliştiren demektir. İşte size cemaat tarifi. Cemadat tarifi ayrı bir şey. Cemadat bireylerden oluşur, cemaat şahsiyetlerden oluşur.

İkincisi tedbir-ül Menzil; Allahu alem Aristonun politika adlı eserinden ilhamla alınmış gibi geldi bana. Çünkü politikayı okurken orada ekonomi kelimesini gördüm. Yunanca’da eko nomi aslında ev idaresi demekmiş, nomi ev, eko idare, ev idaresi. Dolayısıyla tedbir-ül menzil ev idaresi demek zaten. Dolayısıyla burada evin yönetimi, şahsiyetten sonra o geliyor. Evi şahsiyetler oluşturursa ev de şahsiyetin evi olur değil mi? Çünkü şahsiyet evin hücresi, ev de toplumun hücresidir. Hücre bozulursa doku bozulur, doku bozulursa beden çöker. Onun için tedbir-ül menzil evin idaresi. Bu konuda da İslam düşünce tarihinde çok güzel şeyler yazılmış oraya havale edelim.

Üçüncüsü tedbir-ül Medine; Bu konuda da yazılmış en güzel eserlerden biri bizim medeniyetimize ait Ârâu Ehli’l-Medîne el-Fâdıla. Yani Medineyi fazıla diye bildiğimiz Farabi’nin o meşhur eseri faziletliler şehri. Gerçi bunun da kökeninde yine Aristo’nun politikasında ve niki mahosa ahlakta ele aldığı, aslında Aristo’nun değil, ta hocasının hocası Sokrat’a gider o; Yeryüzünde krallar, filozoflar olsa, filozoflar da krallar olsa diye bir rüyanın, yani hikmet ehli yönetici olsa, yöneticilerde hikmet sahibi olsa diyen bir bakışın ki Sokrat gerçekten kendisinde ilâhi ışık gördüğümüz biri.

Dolayısıyla birçok hususta okuduğumda sanki vahiylerle birebir örtüştüğünü görüyorum. O nedenle Allah demek ki ona da öyle ilham etti. Akıl için yol bir nihayetinde. İnsan doğruyu ararsa şarkta veya garpta, güneyde veya kuzeyde bulur Allah’ın izni ile. Gerçi diyaloglarında, Şölen’de geçiyor sanırım yüce Zeus falan diyor ya, her halde yunan halkın a rüşvet vermek için söylüyor. Ona rağmen yine de zehiri içirdiler. Fakat onun biz, alemi yaratan bir Allah’ın varlığına inandığını biliyoruz, çünkü suçlama iki idi, Atina gençlerinin ahlakını bozuyor, Yunanlıların tanrılarını inkâr ediyor. Demek ki yutmadılar. Eyvallah.

Allah El Melîyk’tir. Kur’an da aynı kökten 3 isim yer alır Mâlik, Melik, Melîyk. Yine yukarıdaki gibi. Melîyk Kur’an da sadece Kamer/55 de geçiyor. Nüzülde 9. Yıl inen surelerden. Yine aynı, deminki söylediklerimin hepsi bu isim içinde geçerli onun için geçiyorum. Kur’an da bir yerde geçiyor dedim;

İnnel müttekıyne fiy cennatin ve neher – Fiy mak’adi sıdkın ‘ınde Meliykin Muktedir. (Kamer/54-55) ahirete dair geçiyor. Biraz önce yine okudum, yine tercüme ettim. Yani muttakiler için tabanından nehirler çağlayan cennetler vardır. Doğruluk tahtında oturacaklar onlar. ‘ınde Meliykin Muktedir Muktedir Melîyk’in katında, yanında.

Ne demek yanında; ‘inde bir zarftır mekân zarfı. Allah’ın yanında olmak ne demek? Esasında bu gibi ifadeler mutlaka mecazdır çünkü Allah mekândan münezzehtir. Mekâna sığması için maddi bir varlık olması lazım, 3 boyutlu olması lazım, çözülebilen bir varlık olması lazım. 3 boyutlu olan her şey parçalanabilir, Allah Samed’dir parçalanamaz.

Peki, ‘inde’yi nasıl anlayacağız o zaman? Allah’ın rızasının yanında. Eyvallah. Hani li vechillâh ifadeleri var ya Kur’an da Allah’ın yüzü için diye çevrilmez, vech bir şeyin zatını ifade eder, zatından kinayedir. Allah’ın yüzü denmez ki, Allah’ın rızası, Allah’ın zatıdır orada. Dolayısıyla burada da ‘indiyyet Allah’ın rızasının katı, razı olduğu kat. Ben insan için cennetten razıyım diyor cehennemden razı değil. Ben insanı cennete girsin diye yarattım, esasında cehenneme girmek, cennete girememektir, cehennem son durak değildir son durak cennettir. Onun için hiç kimse oraya uğramadan cennete giremez ayeti vardır. illâ varidüha. (Meryem/71) Dolayısıyla onu öyle anlamak lazım, insan için son durak cennettir. Nasıl anlarsanız anlayın idrakinize bırakıyorum. İslâm tarihinin 1.300 yıllık ihtilafını burada halledecek halimiz yok.

Bu ayet, imanda sebat eden muttakilere cenneti müjdeliyor. Ahirette Melîyk ve muktedir olan Allah’ın indinde olacakları müjdeliyor.  Allah’ın olaylara ve eşyaya müdahalesine dair hiçbir endişe duymayın diyor. Unutmayalım 9. Yıl, efendimizin ve mü’minlerin en çok acı çektiği yıl, hüzün yılındayız. Melîyk ve muktedir olanın elinden kim kaçıp kurtulmuş ki Mekke’nin müşrikleri kaçıp kurtulsun ey Nebi, ey mü’minler diyor bu ayet. Bize de diyor Melîyk ve Muktedir ’in yardımını kim engelleyebilir ki diyor bu ayet.

Gün geldi devran döndü galipler mağlup, mağluplar galip oldu. Nebiye bir çardak altını çok görenler fetih günü biz ettik sen etme makamında yalvararak bakıyorlardı. Babam iyiki ölmüş diyordu biri diğerine hiç olmazsa bu günleri görmedi. Bilâl Kâbe’nin damına çıkmış, Bilâl’i sesinin kötülüğüyle bilinen bir hayvana benzetip işte şu kara köle Kâbe’nin damın da şöyle yaptığını duymasaydım da ölseydim diyor. Birbirlerine konuşuyorlar.

ResulAllah Kâbe de düşünebiliyor musunuz, yenilmişler ama halâ o kafadalar. Allah bunu da gösterdi elhamdülillâh ve Muhammed Hamidullah üstadın söylediğine göre eğer Ben-i Kureyza hadisesini parantez içine alırsak ki alınması lazım o işte çok iş var. Toplam diyor Resul Allah’ın tüm savaşlarında iki taraftan da toplam kayıp 300 ü aşmaz diyor. Çok ilginç, bir inkılâp yapıyorsunuz ki 40 gününe bir savaş düşüyor ve toplam bu kadar. Bu kadar kansız bir inkılâp ancak bir peygamber eliyle yapılır. Şefkat ve merhamet iktidarı bu.

Asıl vurgu Allah’ın ahirette de Melîyk olmasıdır, her şeyin melekûtu Allah’ın elindedir. Melîyk’in demiştim mastarı Melekûttur. Mâlik’in mastarı farklıdır milktir. Melik’in mastarı mülktür, Melîyk’in mastarı melekûttur. Çünkü Melîyk mübalağadır, mastarı da mübalağa olmalıdır melekûttur.

Kur’an da bu kökten Allah’ın 3 ismi yer alır Mâlik, Melik, Melîyk. Mâlik milk’in sahibidir, Melik mülkün sahibidir, Melîyk melekûtun sahibidir. Melîyk; Melik ismin in mübalağası, melekûtta mülkün mübalağası. Ele geçirilen şey üzerinde tam bağımsız olan sınırsız otorite kurmak demektir.

Yasin’in son ayetini hatırlayalım; Fesubhanelleziy BiyediHİ melekûtü külli şey’in ve ileyHİ turce’ûn. (Yasin/83) O Allah’ın şanı ne yücedir ki her şeyin melekûtu, her şeyin iktidarı kendi yed’i kudretinde olan Allah’ın şanı ne yücedir. En sonunda dönüş O’nadır.

Mülk ifadesi her şeyi kapsamak zorunda değildir, fakat melekût her şeyi kapsamak zorundadır.

Melekût Ahdi Cedid de de, İncil diyoruz ya onda da mükerreren kullanılıyor, melekûtun gelsin ifadesi Ahdi Cedid de birkaç yerde kullanılır.

Melîyk olan Allah’ın tecellileri, Kâinatta ki düzen Melîyk isminin tecellisidir. Kâinatta zerreden kürreye, habbeden kubbeye muhteşem bir düzen vardır. Bu bağlardan birini koparmak tüm düzeni etkiliyor. Zincirin bir halkasını koparmak tüm zinciri etkiliyor.

Yine Descardes ve Robert Boyle ‘a döneceğiz amaçsız bir devri daim motoru demişlerdi ya kâinat için hayvanlar için. Aksine her hareketi ve her zerresi anlamlı ve amaçlı bir varlıkla karşı karşıyayız. Allah aşkına şu kâinat içinde siz amaçsız ve anlamsız bir şey görüyor musunuz? Olabilir mi? Zaten bu devri daim motoru yaklaşımını kuantum fiziği yerle bir etti öyle değil mi? Yani elektronu gözlüyorsunuz, gözlemediğiniz zaman farklı davranış sergiliyor, gözlemeye başladığınızda farklı davranış sergiliyor. Elektron sizin kendisini gözlediğinizi görüyor. Allah Allah, niyetiniz karşınızda ki şeyi etkiliyor İnnemel amalü bin niyat, ameller niyetlere göredir, aslında niyetiniz amelinizi şekillendiriyor. Niyetiniz yaptığınız motoru şekillendiriyor. Niyetiniz aletinizin ne iş göreceğini belirliyor. Hatta aletinizle günah işleyip işlemediğinizi niyetinizle belirliyorsunuz. Bu çok önemli, sanırım sevap işlediğiniz arabaları da Allah ahirette galerinize koyacak. Bu ne Ya Rabbi? Hani, sen bu cenneti kazanırken bunun da katkısı var ya bu o.

Bu sevdiğiniz eşyayı sevapta kullanın galerinize konsun inşallah. Sevapta kullanmak lazım. Çünkü varlık şahit, varlık hafızalı unutmayın varlık içinde hafızasız hiçbir şey yok taşta hafızalı toprakta, yer de gök te hafızalı. Yoksa Allah yemin eder miydi? Ves sema, vel ard, ven nehar, vel asr, ved duha, vel leyl diye yemin eder miydi? Allah’ın yemin ettiği her şeyin hafızası var şahittir çünkü, hafızası olan şahit olur. Bu düzen akıllı bir failin müdahil olduğu bir kozmik düzendir, o akıllı fail el Melîyk’tir. Yüdebbirul’emre mines Semai ilel’Ardı. (Secde/5) gökten yere her işi O düzenler, O idare eder.

             Zımnen ilahi yasalar eşyayı, ölçü ve kurala bağlar diyor Allâhulleziy rafe’asSemavati Biğayri ‘amedin teravneha. (Ra’d/2) Allah öyle bir Allah’tır ki görülen bir direk olmaksızın gökleri tutmuştur. sümmesteva alel Arş sonra yönetme makamına kurulmuştur. ve sahhareşŞemse velKamere, küllün yecriy liecelin müsemma. Güneşi ve ayı sizin emrinize müsahhar kıldı. Hepsini bir amaca mebni kıldı. Hepsi belli bir ömür dahilinde döner durur. Yani göğün, yerin güneşin ayın bir ömrü olsun da şu 70-80 yıllık senin bu kadar mahdut bu kadar kısa ömrünle Allah’a niye başkaldırmaya kalkıyorsun. Eğer baş kaldıracak olan biri çıkacaksa on milyar yaşında olanlar önce başlasın. Ey insan yapma böyle üsteli Allah’ın sende ki lütfu daha çok. Yani sırf sana fazla lütfetti diye mi Allah’a isyan ediyorsun. Bu mu olmalıydı. Fazla lütfun teşekkürü böyle mi olur. Sırf sana başkalarına vermediği iradeyi sana verdi diye mi, aklı sana verdi diye mi, vicdanı sana verdi diye mi. Yapma ey insan. ma ğarreke BiRabbikelkeriym. (İnfitâr/6) ey insanoğlu Kerim olan, bu kadar cömert olan rabbine karşı bu gururun ne? Diyor ya işte böyle.

Anlamsız ve amaçsız olan hiçbir şeyin ölçü ve kuralı olmaz. Şu halde ölçü ve kuralı reddetmek, anlam ve amaçlı yaratılışı reddetmektir. Kâinatın yasalarını kim koymuşsa hayatın yasalarını da O koyar bitti, nokta. Vahiy işte o yasaları beyan için inmiştir bunda şaşılacak ne var. Allah bizimle ilgileniyor bunda şaşılacak ne var. Bir şahaser yaratsın da yarattığını çöpe mi atsın bunu mu istiyor insanoğlu. Evlâ leke feevlâ – Sümme evlâ leke feevlâ. (Kıyamet/34-35) Yazıklar olsun ey insanoğlu. Veya yakışır sana insanoğlu yakışır. Eyahsebul’İnsanu en yutreke süda.(36) Yoksa insanoğlunu başıboş bırakılacağını mı zannediyor. Kendisini ipini başına dolayıp ta saldım çayıra diyeceğimizi mi zannediyor, böyle sanmasın.

Amin, Ya Melîyk ya Allah Melîyk sensin, mükemmel idare edensin. İdaresinde eşsiz benzersiz olan sensin. Zerreden kürreye varlığı çelip çevirensin, kâinatta müdebbiri hakiki olan sensin. Ya Melîyk ya Allah Meliksin mülkün sahibisin Mâliksin milkin sahibisin, Melîyksin melekutun sahibisin bizi mülküne sadık olanlardan eyle. Bizi mülkünde hain olanlardan eyleme. Ya Melîyk ya Allah bize nefsimizi yönetecek bir dirayet ver, bize hanemizi yönetecek bir ehliyet ver, Bize Medinemizi yönetecek bir liyakat ver, bize hayatı yönetecek bir basiret ver. Amin, ya muin El Hamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn vel akıbetül muttakin.

Ve ahiru davana enil hamdülillahi rabbil alemiyn

Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 28 Nisan 2016 in ESMA ÜL HÜSNA

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: