RSS

ESMA DERSLERİ – 12 – ES SELÂM (79. VİDEO-1.11.07)

21 Tem

Es Selâm

“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

 “BismillahirRahmanirRahıym”

 Es Selâm; Mutluluk menbaı, kozmik barışın kaynağı, kurtuluşun eşsiz benzersiz kaynağı demektir. Sıhhat ve afiyete delâlet eder se le me kökü. Selime; emin ve sağlam oldu demek. Selm; hoş olmayan halden çıkışa delâlet eder, hatta selâm diye Arap içine yılanın giremeyeceği çadıra dermiş. Çölde yılan ölüm demek, dolayısıyla zararın uzaklaştırılması haline selâm diyor. Es Selâmı aleyküm ‘ala; adeta huzur başından aşağı dökülsün, saadet başından aşağı dökülsün demek. Es Selamı Aleyküm bir duadır. İslâm dünya da silme, ahirette selâmete ulaşmak için Allah’a kayıtsız şartsız teslim olma yolu demektir.

[Ek bilgi; Selm hoş olmayan halden çıkışa delalet eder. Silm Barış anlamına gelir. (Enfal/61) insanı susuzluktan selâmete çıkardığı için tek kulplu kovaya es-selm denir. Sâlim “emin olmak” demektir. Selîm “kusursuz eksiksiz” demektir. Cihan devletine hükümdar olduğu halde karıncayı dahi incitmeyen Süleyman’ın ismi de bu anlam alanına dâhildir. Asıl adı Makbeh veya Ruzbeh olan Selmân el-Farisi ye bu ismin verilmesi onun ziyadesiyle barışçı ve huzur verici kişiliğinden kaynaklansa gerekir.

Selem; “Boyun eğme, esir etme, itaat altına alma” manasına gelir. Arabistan çöllerinde çok sık görülen, kendini hem sık ve dayanıklı dikenleriyle canlılara karşı, hem de çölün kurak iklimine karşı koruyan ağaca verilen isimdir.

Selâm; “Barış, emniyet, selâm, güven” demektir. Zira barış; insanların canlarını ve mallarını, ülkelerini savaşın yıkımından korur. Dâr-üs Selâm sonsuz esenlik ve güvenlik yurdu demektir. (Yunus/25) Müslüman selâmı olan esselâmu ‘aleyküm; “Selam üzerinize olsun” demektir.  Esasen ‘aleykum da ki ‘alâ; selamın mübalağalı bir dua olduğunu gösterir. Ve  “Huzur başından aşağı dökülsün” vurgusunu taşır. İbarenin açılımı selâmul-lahi ‘aleykum (Allah’ın selâmı, selameti, esenliği üzerinize olsun) şeklindedir. Vakıa/91 de ki selâmun leke min ashâbi’l-yemîn (ashab- yeminden sana selâm var) lâm ile gelmesi, gönderilen selâmın haber verilmesidir. Selâm “terk ve mütareke” anlamına da gelir. “Cahillerle karşılaştıklarında selam der geçerler” (Furkan/63) ayetinde bu anlama gelir.

Seleme; “Korudu, kurtardı, verdi, teslim etti” anlamına gelir. ‘Alâ edatı ile birlikte “selam verdi” demektir. (Nûr/61)

Müselleme “teslim edilmiş, sağlam” demektir.

İslâm kelime anlamıyla “Teslim olma” demektir. Allah’a kayıtsız şartsız teslim olmayı ifade eder. (HUcurat/17) Kur’an a göre ilk peygamberden son peygambere kadar tüm nebîlerin tebliğ ettiği dinin adı İslâm’dır. İslâm; silm, teslimiyet ve selâmet mastarlarının üçünün manasını birden içerir. Bu manaların hepsini birden toplayan tarif şöyle yapılabilir. İslâm; Dünya da barışı/silm’i ve ahirette ebedi kurtululuşu/selâmeti sağlamak için Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyet yoludur.

Selâm; İştikak olarak selleme’den ism-i mastardır. Selleme’nin mastarı teslîm dir. Nasıl ki ‘alleme’nin ki ta’lîm, fehheme’nin ki tefhim, Kelleme’nin ki, teklim ise… Fakat Kelleme’nin bir de kelâm şeklinde gelen isimleşmiş mastarı (ism-i mastar) vardır. İşte bu da aynı şekilde selleme’nin selâm şeklinde ki isimleşmiş mastarıdır.

Mastar ile ism-i mastar arasında ne farkı vardır?

Biri lafza diğeri manaya ilişkin olmak üzere iki fark vardır.

Lafzî fark; Mastar fiili üzerine caridir Tıpkı if’al in ef’ale, tef’îl in fa’ale,infi’âl in infe’ale üzerinde cari olduğu gibi. Yani mastarın kaynağı fiildir. Eğer o fiil olmassa o mastarın ifade ettiği şey oluşmaz. Yani mastarlar öznesinin fiilinden haber verirler. Fakat İsm-i Mastarlar öznesinin zatından haber verirler. Kelâm ve Selâm gibi.

Anlam farkı; Mastarlar meydana gelen eylen ve o eylemin öznesine delalet ederler. Teklîm (Konuşma) mastarı, konuştu eylemine ve o eylemin sahibinin konuşmasına delâlet eder. Teslîm mastarı, teslim oldu veya selâm verdi (selleme) eylemine ve o eylemin sahibinin teslim oluşuna ve selam verişine delalet eder. Mastar fiilin istikrarlı halini ifade eder.

İsm-i mastar ise bizzat öznenin o eyleme kaynaklık eden yetisine ve yeteneğine delalet eder. Selâm “teslim alma” yetisi olan Kelâm “çıkmayacak iz bırakan konuşma” yeteneğine sahip olan demektir. İsm-i mastar fiilin halinin o fiili işleme yeteneğine delalet eder.

Allah’a isim olarak gelen es Selâm, ism-i mastar olmuştur. Mastar; kök, kaynak demektir Buna göre Allah barışın, saadetin ve huzurun asli kaynağıdır. O’nun barışı, huzuru, kurtuluşu salamada eşsiz ve benzersiz, mutlak ve sonsuz olduğunu ifade eder. (M. İslamoğlu-Esma-i Hüsna/3-2116)]

Nazari çerçevede şöyle bir şeyler kısaca söyleyeyim; Allah’ın Selâm olmasının 5 anlamı var:

1 – Selâm olan Allah mutluluk ve esenliğin kaynağıdır. O zaman ne demek bu? Mutlu olmak istiyorsan Allah’a sırtını dönme, Allah’ın ırmağından iç.

2 – Es Selâm olan Allah zatı her türlü kusur ve noksandan uzaktır.

3 – Yaratılışta amaçlılık ve anlamsızlık bulunmayan zat demektir Es Selâm.

4 – Es Selâm demek dünyada selâmet ve huzur içinde yaşatma gücü elinde olan demek. Ya Rabbi, beni selâmette kıl diyorsanız Selâm olana yalvardığınızı biliyorsunuz demektir.

5 – Ahirette ebedi saadet yurduna ulaştıracak olan, Darü-s Selâm, Selâm yurduna ulaştıracak olan, yani bu yetki sadece kendi elinde olan demektir.

Kur’an i çerçevede Es Selâm huzurun, kurtuluşun, barışın garantisi. Okuyalım ayeti kerimeyi; “HU”vAllâhulleziy lâ ilâhe illâ “HÛ”* el Melik’ül Kuddûs’üs Selâm’ul Mu’min. (Haşr/23) Evet, Es Selâm geldi. El Kuddûs neydi? Kavranamaz ve dokunulamaz, ulaşılamaz değil lütfen onu atıyoruz. Allah gayet ulaşılabilir. Ulaşmak ayrı şey, dokunmak ayrı şey. Şah damarımızdan yakın olana herkesten çabuk ulaşırsınız. Şah damar, boyunda ki damarlar değil mi, yani bizi hayata bağlayan damarlar. Bu damarlardan daha çabuk ulaşırmışız. Bakın elimi getiriverdim ulaştım. Ama bundan daha çabuk ulaşırmışım Allah’a.

Peki, insanlar niye aracılar bulurlar? Niye Allah ile arasına aracılar koyarlar? Şah damarından daha yakın olana. İşte el Kuddûs o, Es Selâm arkasına geliyor. Nedir, bak barışın huzurun ve ebedi kurtuluşun kaynağı. O zaman ne demiş oluyor Kuddûs ile beraber anlayalım; Dokunulmaz ve kuşatılmaz olan Allah mutlak barışın huzurun saadetin de kaynağı. İşte bu.

Aslında var ya buda şunu söylüyor; Şimdi bir hükümdar, bir Kral, bir yönetici dokunulamaz, ulaşamıyorsunuz. Ulaşmıyorsanız eğer sizin zararınızdan emin. Sizin zararınızdan eminse eğer, sizin ondan herhangi bir şey faydalanmanız imkânsız, çünkü size muhtaç değil, sizden de korkusu yok. Allah’ın sizden hiçbir zarar görmesi söz konusu bile değil, size muhtaç değil, fakat sizin tüm ihtiyaçlarınızı gidermek için orada hazır ve nazır. Allahuekber..!

Diyor ki o zaman niye huzursuzsun? Benim gibi bir Selâm şah damarından yakınken niye huzursuzsun. Aslında harika bir terapi değil mi. Servetini kaybet, konforunu kaybet, yakınını kaybet, sevdiklerini kaybet, ne olur Allah’ını kaybetme. Huzur orada, ebedi saadet orada.

Allah senden hiç uzaklaşmaz, problem senin Allah’a uzaklaşıp uzaklaşmaman. Onun için ebedi mutluluğun kaynağı oradan çağlıyor ama dudaklarımızı oraya yapıştırmazsak mutsuzluk bu değil midir dostlar. Nedir mutsuzluğun tarifi? Mutsuzluk Selâm olan Allah’tan uzak olmaktır.

Nebi’den Selâm, nebiye Selâm. Nebi namazı bitirdiğinde 3 kez estağfirullah dermiş, ondan sonrada “Allahümme ente’s-Selâmu ve min-ke’s-selâm, tebarelte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.” Ey Allah’ım, entesselam sen huzurun mutluluğun, ebedi saadetin kaynağısın. Veminkesselam; Sen selâmsın madem selâmda sendendir. Yani huzur sendendir, saadet sendendir, mutluluk sendendir, kurtuluş sendendir. tebarekte ya zel celâl; Ey Celâl sahibi rabbim ne mübareksin sen, bereketin kaynağısın sen. Vel ikram; ey Celâl ve ikram sahibi. Eyvallah.

[Ek bilgi; Sevgili Nebî Allah’ı es Selâm ismi ile namazların hemen ardından anardı. Nebî namazı bitirdiğinde üç kez “estağfirullah” der sonra şu duayı yapardı;

“Allahümme ente’s-Selâmu ve min-ke’s-selâm, tebarelte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.”

Allah’ım sensin es Selâm olan, selâmer huzur ve barışta sendendir. Sen ey velâl ve ikram sahibi. Ne mübarek bir ikram kaynağısın sen.

Belli ki Hz. Peygamber namaz ile es Selam ismi arasında bir ilişki kurardı. Akla 3 ihtimal geliyor;

1 – Namaz insanla kâinat arasında ki barış ve uyumu sembolize eden bir ibadettir. Zira namaz kılan bir insan kıyamıyla dağları, rükûuyla hayvanlar alemini, secdesiyle de bitkiler alemini temsil eder.

2 – Namaz insanın iç dünyasını oluşturan birimler arasında ki uyum ve barışı sağlayan bir ibadettir. Namaz insanın duygusu ile düşüncesi, imanı ile aklı, vicdanı ile iradesi, inancı ile eylemi arasında ki uyuma katkıda bulunur.

3 – Namaz insanın Allah ile ilişkisiyle insanlarla ilişkisi arasında ki uyumu sağlayan bir ibadettir. Maun suresi bunun ifadesidir. Bu özellikleri ile namaz ilk peygamberden beri Allah’a kayıtsız şartsız teslim olanların ortak ibadeti olmuştur. (M. İslamoğlu-Esma-i Hüsna/3-2121)]

Allah resulünün bu duasını, bu senasını daha doğrusu, biz namazlarımızın ardından okuyoruz. Müezzinler okuyormuş gibi geliyor bana. Oysaki efendimiz bunu; sizden biriniz Selâm verdiğinde diye söylemişti, yani herkes. Osmanlı da bunu Osmanlı halkına öğretmek için özellikle Osmanlı ordusunda yeniçerilikte ki müezzinlere bunu söyleyin de millet öğrensin dediler. Millet öğrendi hoşafın yağı kesilmedi, yani bu din oldu, yani millet öğrensin diye orduda alınmış güzel bir tedbir ondan sonra dinin parçası oldu. Şimdi müezzinlerin birine ya bugün de sen etme Allah resulünün mescidinde ki gibi bir uygulama, bir hava olsun şurada, bir sus bakalım. Dense; Bir görün bakalım çıkacak çıngarı. Ya..!

Evet, hoşafın yapının kesildiğini biliyorsunuz değil mi? Pasaklı Yeniçeri ağası gelince pilav kazanına katmadan hoşaf koydurmuş. Yeniçeri kazan kaldırmış hoşaf yağlı çıkıyor diye, pasaklı yeniçeri ağası geldi diye ve zulümle bastırmışlar. Öyle yağlı hoşaf çıkmaya devam etmiş. Epey bir müddet sonra ağa değişmiş, temiz bir ağa gelmiş işinin ehli ve kazanı yıkattırmış hoşaf koydurmuş bu sefer yeniçeri yine kazan kaldırmış hoşafın yağı kesildi diye. Adamlar o kadar yağlı hoşaf içmeye alışmışlar ki hoşaf yağlı olur zannetmişler. Şimdi yeniçeri kazan kaldıracak yani eğer aslına döndürsek, sünnet olana döndürsek, İşte böyle bir şey.

Selâm’ı yayma emri de bunu bir parçası. İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Size onu yapınca birbirinizi çok seveceğiniz bir yol göstereyim mi. Bakın bu onun devamı; Göster ya ResulAllah; O halde Selâmı yayınız, eşsuz selâm. Bu hadisin devamı.

Selâmı yayınız emrinin davranışta ki karşılığı nedir? Barışı ve huzuru yayınızdır, yoksa çenenize kelam motoru gibi yallah çeneye kuvvet değil, bu değil. Her şeyi dile döktüğümüz için içini boşaltıyoruz anlatabiliyor muyum, bunu da mahvettik, cıcığını çıkardık. Dolayısıyla selamı yayınız, barışı yayınız emridir. Barışın sadece dilde ki karşılığıdır Es selâmı aleyküm.

Adam es selâmı aleyküm diyor, içinden habire sayıyor, şimdi bu selamı yaymak mı yani. İçin nefret dolu, kin dolu, yani yalan söylüyorsun sen selamı da yalanına alet ediyorsun. Dolayısıyla ikiyüzlülüğün aleti oluverdi bu emir.

Selâm olan Allah’ın tecellileri; İslâm üç köke nispet edilir silm, selâmet teslimiyet. Es Selâm olan Allah’ın iki büyük projesi vardır biri insan, diğeri İslâm. İnsan projesine İslâm inmiştir. Kâinat tarihinde insan nasıl büyük bir olaysa, insanlık tarihinde de Kur’an ın inişi öyle büyük bir olaydır.

elyevme ekmeltü leküm diyneküm ve etmemtü aleyküm nı’metiy. (Maide/3) işte bugün size artık dininizi tamamladım, itmam ettim ve nimetimi tamamladım, nimetimi ikmal etmedim, itmam ettim. Neden kıyamete kadar gelecek mü’minler çaba göstererek onu da ikmal edecekler diye. Yani ümmetime manevra alanı bıraktım, yani fikri cihat için, ilmi cihat için manevra alanı bıraktım. İçtihat ilmi cihadın sonucudur.

[Ek bilgi; Sevgili Nebî Allah’ı es Selâm ismi ile namazların hemen ardından anardı. Nebî namazı bitirdiğinde üç kez estağfirullah der sonra şu duayı yapardı;

“Allahümme ente’s-Selâmu ve min-ke’s-selâm, tebarelte yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm.”

Allah’ım sensin es Selâm olan, selâmer huzur ve barışta sendendir. Sen ey velâl ve ikram sahibi. Ne mübarek bir ikram kaynağısın sen.

Belli ki Hz. Peygamber namaz ile es Selam ismi arasında bir ilişki kurardı. Akla 3 ihtimal geliyor;

1 – Namaz insanla kâinat arasında ki barış ve uyumu sembolize eden bir ibadettir. Zira namaz kılan bir insan kıyamıyla dağları, rükûuyla hayvanlar alemini, secdesiyle de bitkiler alemini temsil eder.

2 – Namaz insanın iç dünyasını oluşturan birimler arasında ki uyum ve barışı sağlayan bir ibadettir. Namaz insanın duygusu ile düşüncesi, imanı ile aklı, vicdanı ile iradesi, inancı ile eylemi arasında ki uyuma katkıda bulunur.

3 – Namaz insanın Allah ile ilişkisiyle insanlarla ilişkisi arasında ki uyumu sağlayan bir ibadettir. Maun suresi bunun ifadesidir. Bu özellikleri ile namaz ilk peygamberden beri Allah’a kayıtsız şartsız teslim olanların ortak ibadeti olmuştur. (M. İslamoğlu-Esma-i Hüsna/3-2121)]

İslâm nedir? İslam içteki imanın dıştaki tezahürüdür, din imana değil İslâm’a nispet edilir Kur’an da bakınız. İnned Diyne ‘indAllâhil İslâm. (A.İmran/19) imana nispet edilmez, İslâm’a nispet edilir. İslâm’ın değerleri İnsanlığın değişmez değerleridir. Onun içindir ki münker ve ma’ruf kavramları insanlığın tüm kötülüklerini ve iyiliklerini bünyesinde toplar. Ma’ruf İnsanlığın ortak iyilikleri, münker insanlığın ortak kötülükleridir. O zaman aslında insanlığı temsilen ümmet iyiliğin temsilcisidir, olmalıdır daha doğrusu. Olmuş mudur? Fihi nazar..! bakmak lazım.

İslam; Allah’ın kâinatı yönettiği sistemin adıdır. İslam makro planda Allah’ın kâinatı yönettiği sistemin adıdır. İslam bir ideoloji değildir, fakat islam’ın bir ideali, ideal bir sistemi vardır.

İslâm hakikati teslim alanların değil, ona teslim olanların yoludur. Tevhid ve adalet İslam’ın eksenidir. İnsan endişe edecekse İslâm için değil kendisi için endişe etsin.

İslâm’ı Allah’tan daha fazla korumaya kalkanların İslam’a verdiği zararı İslâm’ın düşmanları vermemiştir. Onların yanılgısı şuradadır, İslâm Allah’ın diniydi onlar İslâm’ı kendilerinin zannetti. İslam Allah’ın malıydı, İslâm’ı kendi malları zannettiler bilmem anlatabiliyor muyum?

Müslüman olmak canının istediğinin yerine Allah’ın istediğini koymaktır. Başkaları ne der demek yerine Allah ne der demektir.

Gayri müslim ile kâfiri karıştırmamak lazım. Her kâfir gayri müslimdir, fakat her gayri müslim kâfir değildir. Kendisine açıkça ulaşmış iman esaslarını yoruma imkân vermeyecek tarzda açıkça inkâr edene kâfir denir. Sözün özü iman Allah’a güvenmek, İslâm güvenliği Allah’ın yoluna teslim olmaktır.

İslâm insanın her şeyidir, İslâm hakikati teslim alanların değil, teslim olanların yoludur demiştik değil mi evet, İslam tüm peygamberlerin tebliğ ettiği insanlıkla yaşıt tek dindir. İslâm ilahiyatın ve dinler tarihinin konusu değildir, insanlığın müşterek doğrusudur.  İslâm kelimenin tam ve tüm anlamlarıyla barıştır. Müslüman barış gönüllüsüdür, barış gönüllüsü demektir. Bulunduğu her yerde iç ve dış barış gönüllüsüdür. Müslümanların kötü temsillerinin faturasını İslâm’a çıkarmak istismardır, kötülüğü istismardır.

İslâm siyaseti ibadet, ibadeti siyaset olan bir dindir. Ahlak en çok güç iktidar ve servetin olduğu yerde gereklidir. Siz siyasetin olduğu yerden dini kovarsanız siyasetin olduğu yerden ahlakı kovmuş olursunuz. Siyasetin olduğu yerden ahlakı kovmak gücü, iktidarı parayı ahlaksız bırakmaktır. Bunun en büyük zararını yoksullar ve ezilenler çeker.

Sözün özü İslâm insanın her şeyidir. Rahîm olan Rabbinizden selâm var. Zamanın nebisi bize gelse ve gözleri parlayarak deseydi ki Allah’ın sana selâmı var, Allah’tan sana selâm getirdim. O anda ne hissederdik, dünya dururdu değil mi, yıldızlar dururdu, Samanyolu bile dururdu hatta kâinat donardı o anda nutkumuz tutulmaz mıydı Allah’ın selâmını getirdim deseydi. Sevinçten başımız dönmez miydi, hatta başımızı secdeye mıhlayıp kıyamete kadar bir daha kalkmamak üzere secdede ölmek istemez miydik? Allah’ın selâmını aldım başka ne istersin. Kalbimiz kuş olup uçmaz mıydı? Sevinç gözyaşları göz pınarlarımızdan çağlamaz mıydı?

İşte Selâm olan alemlerin Rabbi bize selâm ediyor Kur’an da. Ama nerede? Cennette. İnne ashâbel cennetil yevme fiy şüğulin fâkihun. (Yasin/55) Cennet ashabı, cennetlikler. El yevm, işte o gün fiy şüğulin fâkihun hoşlarına giden işi yapacaklar.

Bu ilginç bir cevaptır aslında, ya, cennette boş beleş yat, yat, yat adamın canı sıkılır mı? Yok hoşunuza giden işi yapacak, ne iş istiyorsanız, ne c anınız istiyorsa. Yani orada meşgale istiyorsanız o da var. Fiy şüğulin, şüğul; meşgale oradan gelir zaten aynı köktendir. Ama fâkihun canınızın çektiği hoşunuza giden.

Hüm ve ezvacühüm fiy zılâlin alel’erâiki müttekiun. (Yasin/56) onlar ve eşleri. Onlar ve karıları değil, hanımlar içinde hanımlar ve eşleri. Yani niye öyle anlaşılmıyor? Maalesef erkeksi gelenek dişil ve eril olmayan, yani cinsiyet ifade etmeyen hûr kelimesini dişi yapmış. Anlatabiliyor muyum? Evet, Hûr kelimesini Bi Hûrü-l îyn. Hûr kelimesi dişil değildir. Dişiye de erkeğe de nispet edilir Arap dilinde. Eh tabii Arap bedevisinin kafasıyla bakarsanız bedevi ağa. Çadırı kurmuş bir tane bu çadırda, bir tane o çadırda, bir tane de öbür çadırda..! Şimdi on un kafasıyla cenneti düşünürseniz öyle olur anlatabiliyor muyum? Ondan sonra harem kurarsınız; “ne ka! salavat o ka! huri” öyle mi?

Vay, vay, vay. Bu dine bundan büyük hakaret olmadı. Aklın o kadar mı başka taraflarda, Allah, Allah..! Rab binin rızasına kavuşuyorsun, selâmına kavuşuyorsun, bir tek selâmını alayım cennet odur ya rabbi.

Lehüm fiyha fâkihetün ve lehüm ma yedde’un. (Yasin/57)

Selâmün kavlen min Rabbin Rahıym. (Yasin/58) Rahîm olan rablerinden onlara bir selâm vardır. Ya rabbi bizi onlardan eyle.

Amin, Allahümme entesselâm veminkesselam tebarekte ya zel celâli vel ikram. Allah’ım sensin es Selâm isminin sahibi, selâmet, huzur ve barışta senden. Sen ey Celâl ve İkram sahibi ne mübarek bir bereket kaynağısın sen. Ya Selâm, ya Allah Huzurun ve mutluluğun kaynağı sensin. Bize o kaynaktan kana kana içir ya rabbi. Selam yurdunun sahibi sensin bizi o bilinçle yaşat o bilinçle göçür ya rabbi. Ya Selâm, ya Allah İslâm insanlığın değişmez değerlerinin adıdır, bizi İslâm’ın yüz karası değil, yüz akı eyle ya Rabbi. İslâm; Es Selâm isminin en büyük tecellisidir bizi yoluna bilinçle teslim olanlardan eyle ya rab. Bizi cennette selâmına erenlerden eyle ya rab. Amin, amin, amin ya muîyn. Velhamdülillâhi rabbilalemin.

[Ek bilgi;Bir yoldaşına selâm verdiğinde Allah’ın yeryüzünde ve gökteki ölü ve diri bütün iyi kullarını aklına getir. Çünkü Selâmın bu makamdan sana iade edilir. Selâmının ulaştığı Hakka yakın her melek veya temiz ruh mutlaka selâmını alır. Selâm bir duadır, böylece duan kabul edilir ve kurtuluşa erersin. Allah’ın heybetinde kendisini kaybetmiş, O’nunla ilgilenip kendinden geçmiş kullarından birisine ulaşmadığında – Hâlbuki bu genel ifadenle onlara da Selâm verdin-  onlar adına Selâmını Allah alır. Hakkın Selâmını alması sana şeref olarak yeter. Keşke kimse verdiğin Selâmı duymasaydı da Hakk onların yerine Selâmını alsaydı Böyle bir şey senin adına daha büyük şeref olurdu. (İbn. Arabi- Fütuhat)]

Ve ahiru davahüm enil hamdülillahi rabbil alemiyn

Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır.

 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 21 Temmuz 2016 in ESMA ÜL HÜSNA

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: