RSS

ESMA DERSLERİ – 25 – ER REZZÂK (71.video)

29 Haz

            {{((“Euzü Billahi mineş şeytanir racim”

BismillahirRahmanirRahıym

 El Hamdu Lillahi Rabbil’Alemiyn Vesselatü Vesselâmü alâ Resulüna Muhammedin ve alâ alihi ve ashabihi ve etba’ıhi ecmaiyn.

 Rabbişrah liy sadriy;

 Ve yessirliy emriy;

 Vahlül ukdeten min lisaniy;

Yefkahu kavliy; (Tâhâ 25-26-27-28)

 Rabbim, göğsüme genişlik ver, kolaylaştır işimi, düğümü çöz dilimden, ki anlasınlar beni.

 Rabbi edhılniy müdhale sıdkın ve ahricniy muhrace sıdkın vec’al liy min ledünke sultanen nasıyra. (İsra/80)

Rabbim girdiğim yere, girdiğimiz yere, sana, imana, Kur’an a, hakikate sadakatle girdir, çıktığım ve çıktığımız yerden sana, imana, Kur’an a, hakikate sadakatle çıkar ve bize bu sadakati koruyacak bir güç ver ya Rabbi. Amin, amin, ya mu’in..!))}}

Er Rezzâk; her çeşit rızkı daima veren, yarattığı rızkı yarattıklarına daim dağıtan. Re ze kâ kökü, rızk kökü bir vakte mahsus olarak yapılan iyilik demektir. Vakte mahsusluk düşmüş, daha sonra umumi olarak kullanılmış.

Er Rızk ezdişenue (Bir kabile ismi) lehçesinde şükür anlamına gelirmiş. Ne kadar güzel bir şey rızık şükürmüş. Rızk; iyilik ve ikram etmek, hayati ihtiyaçlarını tedarik etmek manasına geliyor. Rızk nafaka servet gelir kendisinden yararlanılan şey vurgusunu taşıyor.

Râzık; düz ismi fail rızık veren demek. Düz ismi fail süreklilik, çeşitlilik ve çokluk hakkında bilgi vermez ama Rezzâk geldimi bu düz ismi fail olmaktan çıkıp mübalağa ile ismi fail olur, süreklilik çeşitlilik ve çokluğa delalet eder. Yani ne demektir? Rızkı sürekli, her çeşidiyle sınırsız veren demektir.

Rızık dört türlüdür; Bedenin rızkı, aklın rızkı, kalbin rızkı, ruhun rızkı.

Bedenin rızkı yiyecek ve içeceklerdir, belki giyeceklerdir. Bu rızkın 2 şartı var helal ve temiz olması. Helal ve temiz olan her yiyecek giyecek içecek bedenin rızkıdır.

Aklın rızkı; Düşünceyi besleyen ilim, irfan hikmet aklın rızkıdır, zihin gıdalarıdır bunlar.

Kalbin rızkı duyguları besler, takva, sevgi, şefkat, merhamet gönül gıdalarıdır.

Ruhun rızkı; ruhu besler. İman, kulluk, îkan, taat, teslimiyet ruhun rızkıdır.

Hz. Aişe öyle diyor; Rızık deyince boğazından geçenler aklına gelenin aklına şaşarım. Nedense bizim de hep boğazımızdan geçenler geliyor aklımıza. Demek ki Hz. Aişe’nin aklına şaştığı bir toplumun içinde yaşıyoruz.

Vahiy rızıktır, Hz. Şuayb’ın ağzından naklediyor Kur’an dinler misiniz?

Kale ya kavmi eraeytüm in küntü alâ beyyinetin min Rabbiy ve razekaniy minhu rizkan hasena. (Hûd/88) buyrun ayete bakın. Diyor ki ey kavmim eraeytüm in küntü alâ beyyinetin min Rabbiy ya ben rabbimden apaçık bir hakikat delili üzere isem, ve razekaniy minhu rizkan hasena ve O beni güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa ya?

Sizce ne olabilir Hz. Şuayb’ın beni rabbim güzel bir rızıkla rızıklandırmışsa, her halde bana size vermediği ekmeği bana verdi demek istemiyor burada. Yani siz arpa ile besleniyorsunuz, ben buğdayla falan demek istemiyor herhalde burada. Evet, nübüvvet ve risalet, vahiy. Vahiy güzel rızık diyor burada.

Yine şu ayette geçen hesapsız rızık gıda değildir: ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy. (A. İmran/27) O ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarır değil mi, eyvallah. Burada aslında kasıtta belli, yani adam peygamberimizin sülalesi olur, ölü olur, adam firavunun sülalesinden gelir diri olur. Diriden ölüyü, ölüden diriyi çıkarır. Kenan gibi bir ölüyü Nûh gibi bir diriden çıkaran, Azer gibi bir ölüden de İbrahim gibi bir diriyi çıkarır mı? Çıkarır, çıkardı mı? Çıkardı.

ve terzüku men teşâu Bi ğayri hisab ve O dileyen kimseyi sesapsız bir rızıkla rızıklandırmayı diler. Buradaki rızık ta sadece boğazdan geçen değildir, çünkü ayetin bağlamı boğazdan geçenler değildir.

Bedenin rızkı suyla, yağmurla ilişkili, ya Ruhun rızkı neyle ilişkili? Yeryüzü için yağmur ne ise yürek içinde vahiy odur. Yağmur gökten, vahiy arştan inen yağmurdur. Onun için çöle dönmüş gönüller göle dönsün istiyorsa insan vahyin altına gönlünü tutmak zorunda.

Rızık yetesiye yaratılır fakat insanlar onu adil paylaşmazlar. Açlık insanlar yüzündendir açlık Allah yüzünden değildir. Çünkü Mevlâ yarattığı kulun verir rızkın koymaz naçar. Vahyin inşa ettiği akla göre rızık evrenseldir. Kapitalizm bunun tersini söyler, rızık yetersizdir, yani açlık evrenseldir der kapitalizm. Açlığın sebebi rızkı adil paylaşmamaktır. Kapitalizm niye bunu der? Bazıları açlıktan ölüyorsa bu doğaldır demeye getirir sonunda da onun için. Yani doğa, çünkü açlık evrensel, sen gemini kurtarmaya, doymaya, hatta aksırıncaya, tıksırıncaya kadar tepe tepe yemeye bak, hatta yiyemediğini de demirbaş erzak olarak 20 yıl, 30 yılllığına depola. Depoladığının tarihi de geçince denize at.

Avrupa da böyle yapıyorlar biliyor musunuz? Süt ve süt ürünlerinden olağan üstü koşullara şartlara hazırlanmak, savaş şartlarında millet aç kalmasın diye çok yüksek miktarda depoluyorlar, günü geçtiğinde de onu getirip denize atıyorlar. Öbür tarafta da her yıl yetersiz beslenmeden ve açlıktan dolayı 80 – 90 milyon insan ölüyor. Birleşmiş milletler rakamları bu.

Açlık korkusunu en çok çekenler kimler? Açlar demeyin bana, tok olanlardır. Karnı aç olanları bir ekmek doyurur, gözü aç olanları dünyanın tüm fırınları doyuramaz. Karnı aç olanları doyurursunuz. Açlık korkusu açlığın kendisinden bin beterdir, açlık korkusu insana öz evladını dahi öldürtürmüş, cinayet işletirmiş. Biz bunu Kur’an dan öğreniyoruz. Ve lâ taktülu evladeküm haşyete imlak. (İsra/31) açlık korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin.

Oruç, açlığı özgürlüğe çevirme temrinidir. Açlık özgürlüğe çevrilir mi diyeceksiniz, eyvallah..! Bizim açlığımız bile özgürlüğümüze çevrilebiliyor, yani mü’min acıkınca özgürleşiyor, çünkü içgüdülerinize karşı özgürleşiyorsunuz, dirençli oluyorsunuz. Karının açlığı oruçluyu içgüdülerinin süvarisi yapar. Zaaflarına mahkûm olmak yerine zaaflarını mahkûm eder. Şimdi bu kişi açlığından dolayı nasipsizlikle itham edilebilir mi? Onun için aç kalan herkese Allah bela vermiştir demesin kimse. Bazılarına açlık nimeti vermiştir dersek daha doğru olur. Eyvallah..! Öyle insanlar vardır ki karnının tokluğu onu iç güdülerinin atı yapmıştır, böyleleri şehvete sahip olmak yerine şehvete ait olurlar, ruhu açlıktan kıvranmaktadır onların. Karnı tokluktan ruhu açlıktan kıvranmaktadır.

Rezzâk olan Allah bir canlının rızkını keserse o var olamaz. Kur’an da rızık kesmek diye bir ibare yoktur, rızık sınırlandırmak diye ibareler vardır, rızkını sınırlandırır kesmez. Keserse var olamaz, var olmak bir rızıktır çünkü. Zira insanlığın var olması Allah’ın varlığa sunduğu en büyük rızıktır. Var olmayı en büyük rızık olarak okumayanlar çevrelerinde ki varları saymak yerine yokları sayarlar.

İnsanoğlu ne garip bir varlık, varları saysa baş edemez, yokları sayar. Çünkü baş edebileceği kadar azdır da yoklar onun için. Bir de varları say? Dizi ağrıyormuş onu şikâyet ediyor, dizim var da ağrıyor desene. Çocuğu haylazmış onu şikâyet ediyor. Çocuğum var da haylaz desene önce..! yani Allah bir evlat vermiş. Şimdi serveti var sevetinden bir kısmını kaptırmış onun peşine düşmüş. Var da peşine düşmüşsün, önce bir var olanı hatırlasana..! Var olanı hatırlarsan ne faydası olur bunun? Elin kolun dökülmez, motive olursun, yani pes etmezsin varı görürsün. Varı gördüğünde umutsuzluğa düşmezsin bu az bir şey mi? Mücadele edersin Eyvallah..!

Fakir Allah’ın rızkını kestiği değil, rızkını sınırlandırdığı kimsedir. Allah kimsenin rızkını kesmez, eğer öyle yapsaydı o insan bir saniye yaşayamazdı, çünkü yaşadığı her saniye de rızıktır. Zira var olmakta bir rızıktır, aldığı her nefes rızıktır, yaşadığı her saniye rızıktır.

İrade rızkının şükrü Rızkı talep etmektir. Rızık veren Rezzâk’ın rızkı, rızık verilen mevzukun talebine bağlıdır. vAllâhu yerzüku men yeşau Bi ğayri hisab. (Bakara/212) (Nûr/38)

Dikkat buyurun burada men yeşau var, yeşa, fiildir eylem. Men nedir? İlgi zamiri, ismi mevsul. Peki, yeşa fiilinin öznesi hangisi? İlginçtir iki özneyi görür. Yeşa fiilinin iki tane gözü var gözünün biri bir özneye bakar, öbürü öbür özneye bakar böyle geldiği her yerde. Gözünün biri “hüve” gizli zamiridir Allah’tır yani, gözünün öbürü “men” dir. O zaman nedir? Evet, vAllâhu yerzüku men yeşau Bi ğayri hisab. Allah dileyen kimseyi hesapsız rızıklandırır, dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır, iki manada çıkar buradan yeşa fiili bu iki manayı da verir.

O zaman iki manayı birleştirirsek açılımı ne olur? Allah dileyen kimseyi hesapsız rızıklandırmayı diler. Anlatabildim mi? İşte bu güne kadar bu yeşa’ fiillerinin tek gözünü kör ettiğimiz için yudıllü men yeşa’; Allah dilediğini saptırır. Hayda..! öp babanın elini, Allah dilediğini saptırırmış, sapıklara gün doğdu, vallahi gün doğdu, hiç kimse hesap soramaz;

Niye sapıksın? Allah diledi, itirazın mı var git Allah’a, Allah diledi ben sapıttım itirazın mı var? Firavuna gün doğdu, Nemruda gün doğdu, ebu cehile gün doğdu, tüm çağların firavunlarına gün doğdu. Onun için Yezid’e de gün doğmuştu. Ne geziyorsun sen orada, Allah’ın iradesiyim diyordu. Zorbalıkla gel otur milletin başına Allah’ın iradesi ol. Niye öldürdün Hüseyin’i, Allah’ın iradesi.

Allah’a bundan daha büyük iftira olabilir mi? Rabbinize daha büyük bir iftira yapabilir misiniz insan olarak ve bu akaide dönüştü biliyor musunuz, bu ümmete akaid diye bu yutturuldu ve bu güne kadar bu akaidden en çok kim istifade etti biliyor musunuz? Zalimler. Çok işlerine geldiği için bunu desteklediler, finanse ettiler, zalim yöneticiler bu “akaidi”, bu zulüm akaidini finanse ettiler. Onlar için Kur’an ı çok okuyan ama hiç anlamayan makbuldü, onu da desteklediler. Çünkü sürü istiyorlardı ancak bir sürü olursa onlar rahat ederdi.

Niye sapıksın? Allah sapmamı diledi, bitti. Söyleyecek hiçbir şeyiniz yok. Onun için o “men yeşa’” lar var ya sıra orada. İki gözü var, bir gözünü kör edenin kendi gözü kör olur, onu da gördük zaten.

Rızkı paylaşmayıp yığdıkça yığanlara ne demeli? Rezzâk olana imanla ilgili bir sorunları var demeli. Dostlar, vallahi yığanı yıkarım diyor Allah. Ve tühıbbûnelmâle hubben cemma. (Fecr/20) ne olur yapmayın böyle. Kellâ izâ dükketil’Ardu dekken dekkâ. (Fecr/21) Allah bir sallar yerle bir olur.

Ne olur, çok kazanabilirsiniz ama biriktirmeyin, yığmayın, bu yasak. İhtiyacınız olanı kullanın, fazlasını ihtiyacı olanlarla paylaşın, Allah davasını destekleyin. Güvenmiyor musunuz? Onu verenin yarın da vereceğine güvenmiyor musunuz?. Bakın şu kalpsiz ve vicdansız dünya neden kalpsiz ve vicdansız oldu? Yığdıkları için.

İradeli varlıklara verilen en büyük rızıkladan biri iradedir, insan irade ile rızıklanmıştır. İnsan Allah’tan ilave bir rızık isteyecekse irade ve akıl rızkının şükrünü eda etmeli öyle değil mi? İrade bir rızıktır diyorum, irade rızkının şükrü rızkı istemektir, talep etmektir. Onun için tembelliğin adı tevekkül konulamaz, tevekkül tembellik değildir, tevekkül yatmak değildir oraya geleceğim.

Allah tealâ isterse kullarına gökten sofra indirir, fakat bu O’nun sünnetine aykırıdır. Onun için Hz. İsa’dan havarileri sofra  istediğinde Hz. İsa onların isteğinin kabul edilmeyeceğini zımnen Maide/112 -115 ayetleri arasında söylemiştir.

Bir de iradesiz varlıklar vardır onların rızkını da Allah verir. Sünnetullah gereği Allah hayvanların rızıklarını aramaları için bir iç güdü yerleştirmiştir. Siz hiç avını aramayan bir hayvan gördünüz mü? Ama gözleri de yoksa avı ayağına gelir. Bir de aslanların avı ayağına gelir. Aslan ne yapar biliyor musunuz? Aslanın en büyük özelliği nedir biliyor musunuz? Biriktirmez. Aslan biriktirmez. Açlıktan ölen ayılar çok görülmüştür de aslanlar görülmemiştir. Ayılar biriktirir, gömerler kokuttuktan sonra yerler.

Aslanlar biriktirmezler, o nedenle bakın taze yer, geriye kalandan da binbir mahlûkat istifade eder. Başında beklemez bunu ben öldürdüm, ben avladım, ben emek verdim afiyet olsun dercesine. Karnını doyurur ve gider.

Yaşama güdüsü en temel güdü, bu güdünün kendisi de bir rızıktır aslında. Allah hayvanlara türlerine göre avlanma yeteneği ve avlanmak için silahlar vermiştir. Rezzâk olan Allah aslan yırtıcı diş ve pençe, kartala gaga ve pençe, örümceğe ağ vermiştir. Bu da Rezzâk olan Allah’ın tecellisidir.

Kur’anî çerçeve; Rezzâk isminin geldiği tek yer Zariyat/58 ayeti tek yer. Mekkî bir sure Zariyat. Bu ne demektir? İman edenlere mesaj. İmanınız uğruna mal mülkünüzden oldunuz ey Mekke’li mü’minler, fakat buna üzülmeyin Rezzâk olan Allah var. Müşriklere bir mesaj; İman sizi rızkınızdan eder diye korkuyorsunuz değil mi? Baharat yolu üzerindesiniz,

Dünya da 3 yol var o dönemde biri ipek yolu, iki baharat yolu. İpek yolunu biliyorsunuz, bir Bağdat’a giden kolu var ipek yolunun, bir İstanbul’a gelen kolu var. Akdeniz den ta..! dolanıp daha sonra yukarılara, kuzeye doğru çıkan bir yol.

İki tane de baharat yolu var. 1. Baharat yıolu Hint’ten gelen Medâin üzerinden  geçip Bağdat’a gelen baharat yolu. 2. Baharat yolu Yemen den gelen, Yemen’e kadar denizden geliyor, Bazı gemiler giriyor kızl denize ta akabe körfezine kadar geliyorlar, bazıları kara yoluyla geliyor ki kervanlarla güneyden kuzeye doğru geliyor ta yine ak denize kadar ulaşıyor. Bu yol üzerinde Mekke var.

Mekke de bir şey yok, simsiyah taş. Ne ekin biter, ne orman var, ne göl var, ne ağaç var, ne hayvancılık olur, hiçbir şey olmaz. Ama refah içinde, tabir caizse göller bölgesinde bir ada, Refah içinde yüzen bir Mekke toplumu. Kâbe’ye borçlular Felya’budû Rabbe hâzelBeyt. (Kureyş/3) bu beytin rabbine ibadet edin, kulluk edin. Niye? Bu beytin rabbi sayesinde doyuyorsunuz.

Onlar ne yaptılar? Muhammed geldi, bir getirdi. Kâbe nin içinde 360 put koymuştuk daha da kontenjan vardı. Biz Muhammed’e dedik ki seninkini de koyalım. Ne sakıncası var 361 olur, çünkü bir müşteri daha çıktı. Mantık bu. Şimdi korkum şu ki batılıların mantığı da İslam’a böyle yaklaşıyorlar. Yani Müslümanları ve İslâm’ı nasıl müşteriye dönüştürürüz. Yani satılabilir bir nesneye dönüştürürlerse İslâm’ı, onlar da Müslüman olurlar diye korkuyorlar. Ama bu Müslüman olmak değildir, İsl3am’ı teslim almakla İslâm’a teslim olmak başka şeylerdir.

Bu anlamda korktular, yani ticaret elden gidecek, rızkımız elden gidecek diye Mekke müşrikleri. İşte onlara da mesaj var Rezzâk ismiyle. Nedir mesaj? Allah’ın rızkı ile bu günlere geldiniz ama Allah’ın manevi rızkı olan vahyi reddediyorsunuz. Karnınızın rızkını savunmak için ruhunuzun rızkını reddediyorsunuz ey Mekke’li müşrikler, bunu söylüyordu.

Allah Rezzâk olandır. Kur’an da Rezzâk isminin geldiği tek ayetin içinde yer aldığı pasajın konusu nedir biliyor musunuz? Kulluk, rızık temin etmek değil, toprağı işlemek, tüccarlık, ticaret yapmak, hayvancılık yapmak falan değil, kulluk. Dikkat buyrun okuyalım;

Ve ma halaktül cinne vel inse illâ liya’budun. (Zariyat/56) Ben görünen görünmez tüm iradeli varlıkları sadece bana kulluk etsinler diye yarattım. Cin ve insan, görünür ve görünmez iradeli varlıklara tekabül eder. Bizim zihnimizde bir cin tasavvuru var ve o tasavvurun dışına çıkmıyoruz. O tasavvuru da genelde cinciler belirlemiş. Bu cin tüccarları var ya, cin imalatçıları, onlar belirlemiş. Onun için bizim zihnimizde ki tasavvurla mutabakat halinde değil Kur’an da ki cin tasavvuru. Kur’an da ki cin kelimesi çok anlamlı bir kelime, tek anlamlı değil. Görünmeyen, bilinmeyen varlıkların tamamı bu kapsama girer bir. İkincisi sizin ilk defa gördüğünüz ve sizi şaşırtan varlıklar bu kapsama girer. Anlatabiliyor muyum? Bölgede bilinmeyen tanınmayan kabile de bu kapsama girer. Şu anda kâinatta bizden başka iradeli varlıkların olmadığını söyleyebilir mi insanoğlu, bu küstahlıktır.

Durun bakalım, eğer yaşarsak göreceğiz, Kur’an bu konuda ip uçları veriyor bizden daha iyilerin olabileceğini söylüyor. Dolayısıyla yarın yaşama elverişli gezegenler bulundukça.. kâinat çok büyük, insan için çok büyük. İnsana yıldız sistemi yeter de yani içinde bulunduğumuz güneş sistemi insan için yeterli. İçinde bulunduğumuz galakside 400 milyar güneş sistemi var. Şu anda bilinen evrende 400 milyar galaksi var ve halâ evren keşfedilmeyi bekleyen yerleri var.

Dolayısıyla siz nasıl büyük konuşursunuz, kendinizi biricik sayarsınız. Onun için Eşref-i mahlûkar sözü Kur’ana ait değildir, ahsen-i takvim sözü Kur’an a aittir. En güzel kıvamda demektir ahsen-i takvim. Eşref-i mahlûkat biraz iri bir laftır, insanın kendisine biçtiği bir roldür. Biraz da efendim böbürlenmektir işin içinde biraz kibir kokuyor. Mahlûkatı ne kadar tanıyorsun ki eşrefi olduğunu ilan ettin dur bakalım daha neleri var.

Onun için yani ahsen-i takvim Kur’an ın ifadesi. Kur’an ımız kıymete ne güzel kanaat ettiriyor bizi değil mi. Aslında dilimizi düzeltsek eğer problem kalmayacak öbür türlüsü olduğu zaman da gizli bir böbürlenme ve kibre kapılıyoruz bu sefer de anlatabiliyor muyum?

Onun için bu manada Ve ma halaktül cinne vel inse illâ liya’budun. (Zariyat/56) sadece kulluk için Ma uriydü minhüm min rizkın ve ma uriydü en yut’ımun. (Zariyat/57) evet, ben onlardan rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum, onları ben doyuruyorum. İnnAllâhe HUverRezzâku ZulKuvvetil Metiyn. (Zariyat/58) işte isim geldi burada, Rezzâk ismi burada. Hiç şüphe yok ki Allah rızıkları sonsuzca, sınırsızca her çeşidiyle verendir, ZulKuvvetil Metiyn Metîn bir kuvvet sahibidir, yıkılmaz bir güç sahibidir. Peki, Allah’a kulluktan kimin çıkarı var? Allah’ın çıkarı yok, insanın çıkarı var bu belli.

Rezzâk; rızık verenlerin en hayırlısıdır. Allah’ın bir adı da hayr dır. Rızkı Rezzâk olandan isteyen hayr dan hayrı ister. İnsan bazen hayırlı olan rızkı unutur da daha az hayırlı rızkın peşine düşer mi? Düşer. Vakti gelmiş namaz hayırlı rızıktır. İş yerindesiniz değil mi? Vakti gelmiş namaz rızkını kasaya girecek para rızkına önceleyin. Cuma vakti değil mi? Cuma da bir rızıktır, namaz bir rızıktır, namaz rızkı ruhunuzun rızkıdır. Ruhunuzun rızkını bedeninizin rızkına önceleyin. Eğer Cuma vakti geldi siz Cuma vaktinde alış veriş yapmayı eğer Cuma kılmaya tercih ediyorsanız midenizi ruhunuzun önüne geçiriyorsunuz demektir.

Bu ne demektir dostlar? Şudur, tayfayı kaptan köşküne koyuyorsunuz, kaptanı nereye koymayı düşünüyorsunuz? Başı ayak yerine koyuyorsunuz, ayağı nereye koymayı düşünüyorsunuz? Onun için bu böyledir.

Bu yapılmıştı, ilk Kur’an nesli içinde böyle bir hadise oldu biliyor musunuz? Cuma/11. Ayetinin inmesine sebep olan olaydır. Peygamberimiz Hutbe veriyor ilk Kur’an nesli dinliyor. Dışarıda, Cabir Bin Abdullah’a ait kervan gelmiş, kervanın çıngırakları duyuluyor cemaat tarafından içeride.

Hayda..! Hurra..! cemaat boşaltıyor camiyi. Peygamberimiz orada hutbe veriyor. Bir avuç insan kalıyor içerde. Bir rivayete göre bir düzüne 12 kişi falan kalıyor ve bu ayet iniyor. Yani ve terekûke kaima seni öyle ayakta bıraktılar kendileri kervana koştular. Eyvallah, işte o Cuma ayeti Ya eyyühelleziyne amenû izâ nudiye lisSalâti min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillâhi ve zerulbey’a (Cuma/9) alışverişi bırakıp Allah’ın zikrine koşun emri bunun üzerine iniyor.

Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır neden? İnsanlar rızık verir, en küçük bahaneyle başa kakarlar. İnsanlar rızık verir karşılığında hizmet beklerler, hiç olmazsa minnet beklerler teşekkür beklerler. Allah rızık verir bakınız, ha..! Allah ta bekler, peki teşekkür etmezseniz keser mi? Yo..! kesmez, kesseydi nefes alamazdık saniyemiz olmazdı var olamazdık. Onun için Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.

Güzel rızık helal ve temiz olandır Allah’ın size sunduğu rızıkların helal ve temiz olanlarından yararlanın diyor Maide/88 de. Hayırlı rızkın 2 şartı varmış, helal ve temiz. Temiz; Tayyib orijinal dilde. Genetiği değiştirilmiş gıdalara ne diyeceğiz hocam? GDO lu. Yiyeceğin haramlığı ile değil temizliği ile alakalıdır GDO, Tayyib oluşuyla alakalıdır. Bir yiyeceğin haramlığı ilahiyatın konusudur, bir yiyeceğin temizliği beşeri bilimlerin konusudur. Tıbbın, kimyanın, şunun bunun konusudur.

 

Haram yiyecek ile kazanılan enerji çıkacak haram kapı arar. Bu çok önemli, yani adam durmuyor ya..! elini bağlasanız günahtan tutamıyorsunuz, hatta kendisi de şikâyet ediyor hocam duramıyorum günah işlemeden diyor. Ağızdan haram giriyorsa harama çıkmadan duramaz. Temiz olmayan yiyecek ile kazanılan enerji iradeyi, aklı ve vicdanı kirletir. Temiz olmayan yakıtı depoya koyunca nasıl havayı kirletiyorsunuz, temiz olmayan yakıtı mide deposuna koyunca da aklı kirletiyor, vicdanı kirletiyor iradeyi kirletiyor.

Helal gıdanın ameli salihe dönüşme katsayısıyla haram gıdanın ameli salihe dönüşme katsayısı farklıdır. Mizaçların oluşmasında gıdanın payı sanıldığından da büyüktür. Mizaç zaten karışım demektir. Tek düze beslenenler çoklu düşünemezler tek düze düşünürler. Afrika’nın problemi de budur fi problemi diyelim genelleme yapmayalım. Onun için çocuklarımızın tek düze beslenmesine mani olalım. Çok çeşitli yemedikleri için çeşitli düşünemiyorlar, farklı yönlerden bakamıyorlar. Zira organlar işlevlerini ifa ederken harcadıkları enerjiyi besinlerden alırlar. Nasıl ki kirli yakıt çevreyi kirletirse kirli gıda da insan duygularını kirletiyor.

Gıda bir mahlûktur Hâlıkı Allah’tır, bu bağı kuran Hâlık’la mahlûk arasında ki bağı kuran şükretmekte zorlanmaz, hatta şükretmeden duramaz. Bu bağı koparan ise şükrü hatırlamaz. Besmele işte bu bağı kurmaktır BismillahirRahmanirRahıym dediğinizde (Su içerek) ben su ile Allah arasında bağ kurdum. Çünkü Allah Hâlık, su mahlûk. Yaratanla yaratılan arasında bağ kurduktan sonra aldığım bir yudum su sadece dünyamı değil ahiretimi de ilgilendirir. Sadece bedenimi değil manevi bedenimi de besledi, görünmez bedenimi de besledi. Sadece dünyama bir yatırım yapmadım o suyla ahiretime de bir yatırım yaptım. O bismillah’ı burada dedim ahirette içeceğim. Önüme cennet suyu olarak gelecek. Burada elhamdülillah diyerek yeriz, orada elhamdülillah’ı yeriz.

Hayvanları keserken Allah’ın adıyla ve Allah adına kesmenin esprisi budur. Hâlık ile mahlûk arasında ki bağlantıyı unutmamak, koparmamak. Allah’ın kurulması gerektiği, emrettiği bağlantıları koparmamak yani Bakara, Hac/28)..vs. surelerde ifade buyrulduğu gibi.

Temiz rızkı kirletmekte mümkindir, üzüm temizdir ama şarap yapılan üzüm kirlenmiş olur öyle değil mi? Temiz rızıkla beslenmek besleneni başkalarının önüne geçirirmiş. Kur’an söylüyor bunu. İsrail oğullarını gününün, döneminin insanlığı içinden öne geçirenin temiz rızıklarla beslenmek olduğunu söylüyor Kur’an (Casiye/16)

Allah insanları rızık açısından farklı yaratmıştır, 11 ayet var bu konuda. He ne ki yaratan O tektir, her ne ki yaratılan o çoktur. Hâlık tektir, mahlûk çoktur, çokluk çeşitliliğin sebebidir. Ben bunun üzerinde neden duruyorum biliyor musunuz dostlar, maalesef Hâlık’ın tekliğine vurgu yapıldığı kadar mahlûkun çokluğuna vurgu yapılmıyor, hatta hatta bırakın çokluğuna varlığın birliği iddia edilerek Hâlık – mahlûk farklılığı yok edilmeye çalışılıyor.

Allah tevhid edilir mahlûkat vahdet edilir. Allah’ın tevhidi, mahlûkatın vahdeti esastır. Allah ile mahlûkatın, Hâlık’la mahlûkun vahdeti ise ya hulûle ya ittihada dönüşür. İkisi de Kur’an ın reddettiği, Kur’an ın inkâr ettiği İslâm dışı bir yoldur. Hulül Allah’ın insanın içine girdiğini düşünmek, ittihad insanın Allah ile birleştiği. Ondan daha öte bir şey söylüyor varlığın tamamının içi içe geçtiği hepsinin Allah ile birleştiği.

Kur’an bunu merdut olarak reddeder. Hâlık ve mahlûk aynı saydığınızda panteizm diyoruz biz buna. Bunun İslâmî versiyonunu da vahdet-i vücut olarak savunuyorlar. Bu neyi getiriyor biliyor musunuz? Nihilizmin doğduğu yatak budur, evet hiççiliğin. Nihilizm anlamsızlığın ve ahlâksızlığın ideolojisidir, hiçbir şeyin anlamı yok, hiçbir şeyin amacı yok, hakikat diye bir şey yok, öyle de olur, öyle de olur, öyle de olur. Sen de haklısın, sen de haklısın, sen de haklısın. Sana göre ona göre buna göre, bana göre, hakikat diye, sınır diye bir şey yok, gücün yetiyorsa yap güç her şeydir. İşte nihilizmin sahte peygamberin dediği gibi ve ondan sonra ahlak, ahlaksızlıktır dersin. Bu da Nietzsche’ nin sözüdür maalesef. Güç ifadesinde aynen bunu söyler. Her türlü ahlâka karşı savaş açmaktır ahlak der.

 Dolayısıyla nereye varmaya çalışıyorsun, ne yapmaya çalışıyorsun. Her değeri yıktın yerine ne koymayı düşünüyorsun? Gücü koymaya çalışıyor. Dolayısıyla Panteizm ve onun her türlü rengi nihilizme açılır, ahlâksızlığa, Allah’sızlığa, anlamsızlığa, hiççiliğe, sınırsızlığa açılır. Hâlık’ın ve mahlûkun farklılığı esastır, Hâlık tektir mahlûk çoktur bu böyle.

 Buraya nereden geldik? Şuraya getirmek için geldim sözü. Çokluk çeşitliliğin sebebidir, çeşitlilik farklılığın sebebidir, farklılık ise zenginliktir. Biz çokluğu yok ettiğimiz için farklılıklara tahammülümüz azaldı. Yani bir tür vahdet-i vücud çu felsefe Anadolu’nun 1000 yılını dini düşünceyi şekillendirdiği için halkın dini düşüncesine en çok rengini veren bu felsefe olduğu için çeşitliliğe karşı tahammül eşiğimiz çok düşük. Bakınız onun içinde daima çokluğu, çeşitliliği yok etmeye çalışıyoruz geldiğimiz noktada.

 Biri vardır çalışmayı sever, öbürü vardır tembelliği sever. Biri vardır kafasını çok iyi çalıştırır öbürü vardır kafasını hiç çalıştırmaz. Biri vardır Allah’ın verdiği yeteneği kullanır, öbürü vardır Allah’ın verdiği yeteneği kullanmaz. Şimdi siz bu ikisinin aynı oranda servete sahip olmasının adalet olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hayır, bunun adaletle alakası yok, zulümdür bu. Yatanla çalışana aynı vermek adalet değildir.

 Onun için adalet oran eşitliği değil hakkaniyyet eşitliğidir, fırsat eşitliğidir. Eşit fırsat verirsiniz o fırsatı biri değerlendirir öbürü değerlendirmez. Verirsiniz eline 3 kuruş, 3.000 kuruş eder, verirsiniz eline 3.000 kuruş 3 günde altından girer üstünden çıkar sizi bir de borçlu çıkarır. Şimdi bu ikisini nasıl aynı kefeye koyarsınız siz. Onun için dilediğinin rızkını genişletir dilediğinin rızkını daraltır. 11 ayet var bu konuda. Allah’ın açması da kapaması da elbette bir sınavdır tersini düşünen Karun’a baksın. Yani Allah rızkını açtığı kimseye iyilik ediyor daralttığına kötülük ediyor diyebilir miyiz?

 Hayır, bunu müşrikler böyle düşünüyordu. O zaman Karun’a bak derim. Kasas/82. Ayetini oku. Yani Karun serveti ile birlikte yere geçirdi. Nedir? Kendine çıkarmıştı, yani ben kazandım, niye paylaşayım. Mantığı buydu. Onun için ayette geçen metaa ve na’iym birbirinin zıddı Meta’ dünya nimetine denir, Na’iym ahiret nimetine denir. Meta’ da 3 şey yoktur, Na’iym de 3 şey vardır, Meta’; Bâkî değildir, Daim değildir, Sabit değildir. Na’iym de; Bâkîdir, Daimdir, sabittir. Fakat ikisinin de ortak bir vasfı vardır Bâki değildir. Daimle Bâki aynı kelime değildir. Niye Bâki değildir zira;

Küllü men ‘aleyha fan, Ve yebka vechu Rabbike ZülCelâli vel’İkrâm. (Rahman/26-27) rabbinin dışında hiçbir şey Bâki değildir dünya nimeti de, ahiret nimeti de. Rabbindir baki kalacak olan. O zaman. Eğer rızık, merzuk bile Bâki değilse rızık baki olur mu? Yani rızkın kendisine verildiği insan Bâki değilse kendisine verilen rızık Bâki olur mu?

Rızıkla ilgili bir başlık. Allah’ın haram kılmadığını kimse haram kılamaz. Eşya da asıl olan mübahlıktır, bu yüzden bir şey haram değilse helal kabul edilir. Onun helalliğine ayrıca delil aranmaz, haramlığına delil olmaması yeterlidir. Kur’an haramı helalleştirme ilkesine bir kez, helali haramlaştırma tehlikesine ise 10 kez dikkat çeker. Şeriat koyucunun Allah olduğuna Kur’an döner döner vurgu yapar. Din adamları sınıfı çıkaran kadîn inanç sistemleri bunu nasıl yaptılar biliyor musunuz?

Haramlar icat ederek yaptılar, sahte haramlarla yaptılar. Sahte haramlarla din adamları sınıfı icat etmenin alakası nedir diyeceksiniz, sahte haramlar icat ettiğiniz zaman millet artık dini haram icat edenlerden sormaya başlar, çünkü neyin haram olup olmadığını onlar belirliyor artık. Dolayısıyla onlara soracaklar. Eğer neyin haram olup olmadığını Allah belirleme yetkisine iman etseydi Allah’a sorardı. Eyvallah..! Din adamları sınıfını çıkaran kadîm inanç sistemlerinin problemi budur, sahte haram koyarak sapıtanlardan bahseden En’am/140. Ayetine atıf yapayım sadece. Mekkî müşrikleri bunu yaptılar burada da Maide/103. Ayetine atıf yapayım.

Uyarı geliyor Kul men harrame ziynetellahilletiy ahrece li ıbadiHİ vettayyibati miner rızk. (A’raf/32) Allah’ın kulları için ziynet olarak yarattığı güzellikleri kimmiş bakayım haram kılacak diyor rabbimiz. Haram kılma hakkı Allah’ın hakkıdır. Zira rızkı yaratan Allah’tır, yarattığı rızık üzerinde hüküm verme hakkı da Allah’ın hakkıdır. Allah’ın yarattıkları hakkında son sözü söyleme hakkı da Allah’ındır. Yunus/56-60 ayetlerine atıf yapayım ve geçeyim.

Rızık – İnfak ilişkisi; Rızkın hayırlısı daha büyüğünü getiren rızıktır değil mi? İnfak edilen rızık daha büyüğünü getiren rızıktır. İnfakı anlamanın ve sindirmenin yolu vahyin inşa ettiği bir servet tasavvurundan geçer. Mülk kimin diye sorunca mülk Allah’ındır, insan mülkün emanetçisidir diyen kazanır. Allah bunu dememizi istiyor.

İnfak imanın yoldaşıdır, Kur’an iman ile infakı yanyana anar. Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler der. Bakara/3 ayetinde. Bu Allah’ın kuluna iki kere ikramıdır, ilki rızık ikramı, ikincisi rızkı rızıklandırma ikramı, infak ikramı. İnfak ta Allah’ın bir ikramıdır.

Rezzâk olan Allah’ın tecellileri var, şükür en büyük tecellisidir, şükür imanın amelidir. İnsanın imanı da amel eder. Şükürsüzlük ta küfrün amelidir. Şükür güvenle alakalıdır, şükürsüzlük güvensizlikle alakalıdır. Allah’a güvenen şükreder, şükredene artırılır.

Takva ve ihlas rızkı celp eder, Allah’ın Rezzâk isminin takva ve ihlas sahiplerine özel bir tecellisi var. Takva rızkı getiren rızıktır. Takva verilen bir şey değil öznesi tarafından elde edilen bir şeydir. Eğer takva rızkını kesp ederseniz Allah maddi rızık kapılarını size ardına kadar açar. Neden? Dostlar, maddi olarak sıkıntı da olan kardeşler, ekranlarından bizi dinleyen Esma-i Hüsna dostları hepinize sesleniyorum Allah kapısız duvar yaratmamıştır, fakat yarattığı duvarların içinde kapıları gizler, zira insan iradeli bir varlıktır, arasında o kapıyı bulsun der. O kapıyı bulmak sana düşer, ama sakın Allah’ın kapısız duvar yarattığını söyleme, kapıyı bul ve aç bu da imtihandır, bu da iradenin hakkıdır, bu da aklın hakkıdır. Kapıyı bul ve aç. Ama sakın bu duvarda kapı yok deme zira Allah kapısız duvar yaratmamıştır A’raf suresini açın bakın cennetle cehennemin arasına çektiği duvarın içinde bile bir kapı vardır. Aynen öyle, yani cennetle cehennem arasına bile duvar yapıp kapı koyan rabbim senin ile rızkın arasına kapı koymaz mı?

Rızık talebi tevekkülün ön şartıdır. Rezzâk isminin tevekkül edenlere özel bir tecellisi vardır, Akif’imiz konuşsun mu?

Çalış dedikçe şeriat çalışmadın durdun,

Onun hesabına birçok hurafe uydurdun,

Sonun da bir de tevekkül sokuşturup araya,

Zavallı dini çevirdin bununla maskaraya.

                                       (M.Akif Ersoy)

Ancak bu kadar güzel söylenir ne diyeyim, evet sadaka ven nataka, söyleyen güzel söylemiş, doğru söylemiş.

Sahih bir tevekkül ile rızık arasında ilişki vardır, önce deveni bağla I’kılha sümme tevekkel, önce bağla sonra tevekkül et diyor peygamberimiz. Tevekkül arkasından yapmuru sürükleyen rüzgâra benzer. Rüzgâr yağmurun sebebidir. Peki rüzgârın sebebi nedir? Kanat çırpan kelebekler olabilir mi  mesela, kelebek etkisi olabilir mi? Peki kelebeklere kanat çırptıran nedir, kelebekleri hareket ettiren nedir? Bana sorarsanız birilerinin yere ektiği tohumdur. Onun için işi bilenler yağmuru görünce tohum ekmezler, işi bilenler tohumu ekerler göğe bakarlar, çünkü ekilmiş bir tohum toprağın duasıdır. Sen tohumu ek göğe bak, göğün rabbi işini bilir.

Men ve Selva üzerinden verilen bir ders; Rezzâk isminin tarihi tecellilerinden biri de İsrail oğullarına bahşedilen men ve selva. Bu Allah’ın ilah’i rehberliğe tabi olanların rızkına kefil olduğunun ifadesidir. Men ve selva, İsrail oğulları firavunun zulmünden Hz. Musa önderliğinde kurtuldu, tih sahrasına geldi, bugünkü sina sahrasına geldiler ve orada hiçbir şey yok. Ne yiyecek, ne içecekler. Oysa ki Mısır ‘da iken yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında idi. Envai çeşit Nil’in verdiği ürünle rızıklanıyorlardı. Orada ise hiçbir şey yoktu. Rabbimiz sabahları seherde salât için kalktıklarında çölde çöl kumunun yüzüne böyle ince bir tabaka halinde serilmiş kişniş tohumu gibi bembeyaz irmik gibi kumun üstünde bir tabaka bulurlardı. O hem ekmek yapılırdı, hem yağlı bir şeydi, aynı zaman da bir de bıldırcın kuş sürüleri göndermişti rabbimiz o dönemde. Aslında bunu yemeğe geliyorlardı bıldırcınlar, yani tahminim o, onlar da bunu yerken bıldırcınları topluyorlardı.

Aslında men ve selva nedir biliyor musunuz ekmek ve katıktır. Yani, zımnen bu demektir. Ekmeğini de katığını da göndermiş. Hatt bir de meyve suyunu da göndermiş, o da nasıl? Çöl inciri, kaktüs var ya, Adana da falan satılır, kaktüslerin incirleri, meyveleri vardır, harika olurlar. Özellikle yaz mevsiminde. Hem susuzluğu giderirler, hem meyve suyu hükmündedirler hem besleyicidirler. Onu da yanlarında bitirdi hazır meyve suyu bedava, daha ne olsun.

Ama ne yaptılar? Ve iz kultüm ya Mûsâ len nasbire alâ ta’amin vahidin fed’u lenâ Rabbeke yuhric lenâ mimmâ tünbitül’Ardu min bakliha ve kıssâiha ve fûmiha ve adesiha… (Bakara/61) Hani demiştiniz ki ey Musa biz bir tek rızıkla yetinemiyoruz. Ne yap? Soğanı sarımsağı bunun nerede. İşte buna Yahudileşme diyoruz.

Şimdi adam kapı gibi imanıyla bir mü’min bulmuş, onun yanında bir sürü meziyetleri var, vefası var, ilmi var, vs. Ama iki tane de eksiği var. Hani bunun soğanı sarımsağı? Hay senin soğan sarımsağın..! O da eksik olsun ya, men ve selvası var ya, Allah Allah. O da eksik olsun. Dost bulmuşsun, vefakâr bir insan bulmuşsun, güzel bir insan bulmuşsun..! Eee.. iki tane de kusuru var iki tane de eksiği olsun ne olur yani. Hani bunun soğanı sarımsağı…! İşte tam Yahudileşme dediğimiz hadise.

Rezzâk olan Allah’ın adananlara bir tecellisi var mı? Var. Allah’ın Meryem’e tecellisi buydu işte, Hz. Zekeriyya Meryem’in önünde rızkı bulunca kale ya Meryemu enna leki hazâ. (A. İmran/37) diyordu.

Bizim müfessirlerimiz boş durur mu? Hemen bu rızkın ne kadar cennetten getirdiler. Allah aşkına ya..! Müslüman aklı ne zaman normal çalışacak, bunu Allah’ın bizden almamızı istediği ibret? Bu ayetleri bunun için mi emretti. Yani şimdi oturupta cennetten rızık bize nasıl gelir diye düşünmemizi mi istiyor rabbimiz bununla? Yoksa şunu mu istiyor; Ey kul Allah’a adanırsan Allah seni muhtaç etmez, Meryem’e bak. Bunu mu diyor. Ne diyor şimdi? Bunu diyor tabii. Allah adanmışlarını rızıksız bırakmaz diyor.

Efendimize de öyle dememişmiydi; Ve lâ temüddenne ayneyke ila ma metta’na Bihi… (Tâhâ/131) Onlara verdiğimiz nimetlere gözünü dikme. Bu ayet indikten dört gün sonra diyor Hz. Aişe Allah resulü sevdiği hiçbir şeye doyası bakmadı, kırmızı deveyi severdi, atları severdi. Fakat onları gördüğü zaman bir ayıp işlemiş gibi yüzü kızarır kafasını yere eğerdi.

Aman Allah’ım..! şu hassasiyete bakar mısınız? Rabbimizle dost oldunuz mu, O Mevla’nız oldu mu? Acaba O dostu üzer miyim? Yani dostumun gözü yine başka yerlerde der mi..! budur hassasiyet.

Evet, Rezzâk isminin ahirette tecellisi var ve rızıkla ilgili öğütlerle son vereyim. Hz. Ali diyor ki; İnsan senin hangi sıfatına yönelirse ey Allah’ım, sen de insana o sıfatınla yönelirsin. Bunun altını çiziyorum yazabilenler yazsınlar. nehcü’l-belaga’dan) İnsan senin hangi sıfatına yönelirse, sen de insana o sıfatınla yönelirsin. Yani Allah’tan sadece rızık diliyorsan Allah’ta sana Rezzâk isminin sadece dünyevi şeyiyle yönelir onu verir, onu istediği için. Arkasını düşünmedin onu alınca ne yapacağını. Ya rabbi hayırlısını ver bile demedin.

Verir huzurunu alır, elinde paran çok olur gönlünde huzurun yok olur. Şimdi iyi mi ettin? İstedin de iyi mi ettin. O zaman aynı sözü söyleyen bir başka sözü hatırladım. Ben senin Allah olduğunu her istediğimi vermemenden anladım. Eyvallah..!

Ey Ademoğlu yiyeceğinden fazla kazandığın şeyde başkalarının bekçisisin. Biriktirdiğin şeyde diyor başkalarının bekçisisin. Bir adamın üzerine evinin kapısı kapanıp orada hapsedilse rızkı nereden gelecek diye sormuş ta bir askeri, ecelinin geldiği yerden gelecek demiş.

Rızık iki çeşittir: biri senin istediğin rızık, diğeri seni isteyen rızık, ona gitmesen de sana gelen rızık. Yılının endişesini gününe yükleme diyor. 365 günün endişesini bir güne yükleme diyor. Çünkü diğerlerini diğer günlerde yiyeceksin, yiyecek misin bakalım. Her gün o günde olan sana yeter. Yıl senin ömrünün parçası ise Allah Teâlâ yarın da sana ayırdığını verecektir. Yıl senin ömrünün parçası değilse sana ait olmayan bir şey için niçin endişelenesin ki?

Evet, iyi bil ki Azîz kardeşim kişinin zengin mi fakir mi olduğu ölünce belli olur. Dünya da çok zenginler var ki ahirette dilenci olacaklar. Eğer sen rızkı yiyesin fakat rızık seni yemesin istiyorsan elin kârda gönlün yar’da olsun. Eğer gönlün de kârda olursa yar’a ne kalır? Unutma Allah bir göğüste iki kalp yaratmamıştır. Gönül dünyasını yamamak için dininden yırtanın, dininin üstü açılır, dünyası da elden gider. Zira cam almak için elmas veren bu alışverişten kârlı çıkmaz. Rabbim Rezzâk isminin tecellisine bizi mazhar etsin, bizi helal ve hayırlı rızıklarla merzuk kılsın inşaAllah.

Amin, Ya Rezzâk ya Allah, her çeşit rızkı daima veren sensin. Kuşların rızkını ağızlarına koyan sensin, aslanın rızkını ayağına gönderen sensin. Bizi cennetle merzûk olanlardan eyle ya Rabb. Ya Rezzâk ya Allah ruhumuzu kulluk ve iman rızkından mahrum eyleme, aklımızı ilim ve irfan rızkından mahrum eyleme, kalbimizi takva ve şefkat rızkından mahrum eyleme. Bedenimizi helal ve tayyip rızıklarla merzuk eyle ya Rabb. Amin, ya Mu’iyn velhamdülillahi rabbil alemin.

“Ve ahiru davahüm enil hamdülillahi rabbil alemiyn”

Çağrımız ve davamız Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd’adır. 

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: 29 Haziran 2017 in ESMA ÜL HÜSNA

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: